AB 60 yıldır bizi kapısında bekletiyor.

AB içinde utanmadan "AB bir Hristiyan kulübüdür. Size bu kulüpte yer yok" diyenler bulunuyor.

AB, adeta Türkiye'ye meydan okurcasına, BM Genel Sekreteri 2004 yılındaki Annan planının hilafına, yarım Kıbrıs’ı AB üyeliğine kabul etti.

Devran döndü dolaştı ABD Başkanı Trump, AB'yi karşısına alıp, Rusya ile beraberliği seçti.

ABD, AB'yi bırakır ise, Rusya Avrupa’yı işgal eder, diyenler var.

Rusya’nın Avrupa’yı işgal ettiğini bir an kabul edelim.

145 milyon nüfuslu Rusya, 500 milyon nüfuslu Avrupa’yı raptı - zapt altında tutabilir mi?

Ayrıca, Avrupa toprakları yer altı zenginliği bakımından fakir bir coğrafya...

Rusya, Dünya'da en geniş topraklarına sahip ülkedir.

Öbür taraftan İki milyara yakın nüfusa sahip Çin'in gözü Sibirya topraklarında bulunuyor.

Rusya’nın en büyük korkusu, Çin'dir…

Tüm bunları göz önünde tutarsak, Avrupa, kendi geleceğini belirleme ve ayakları üstünde durmak zorundadır.

Dünya hızla çok kutuplu bir döneme giriyor.

Türkiye’de çok kutuplu dünyada kutup başı olarak öne çıkıyor.

Bu gerçeği gören AB yöneticileri Türkiye Cumhuriyetini yanlarına çekmek istiyorlar.

Ama, güçleri AB üyesi Yunanistan'a yetmiyor.

Yunan politikacıları, AB politikalarına devamlı çomak sokuyorlar.

AB geçmişte yaptıkları hataların faturasını yalnız kalarak ödemek durumunda kalacak.

Yunanistan’ın Türk düşmanlığı politikasına Siyonist İsrail devleti destek veriyor.

Yunanistan, Güney Kıbrıs ve Siyonist İsrail şeytan üçgeni, Türkiye Cumhuriyetini köşeye sıkıştırmak için ellerinden geleni yapıyorlar.

Bu şeytan üçgeni, AB'yi çok kutuplu dünyada sözü geçmeyen bir birliğe dönüştürüyor.

Biz de "Kendi düşen ağlamaz" deyip olayı geçiştireceğiz.

Gerçek düşmanımızı görme vakti gelmiştir.

Türkiye’den kaçanları bağrında kabul ederek bize düşmanlık eden AB ülkeleri, şapkalarını çıkarıp önlerine koyarak bir daha düşünmelidir.

İçimizdeki bazı güç odaları da, bu gerçekleri görmememiz için, ellerinden geleni yapıyor…