Bazen varsınız da yoksunuz gibi olur; ruhsuz, yılgın, bezgin ve hatta umutsuz… Sizde de olur mu? Çok sık değil, ama birkaç yıl da bir oluyor bende…

Geçen Çarşamba günü günlük yazıma hazırlanırken Haber Türk’te Cemil Tugay için yapılan töreni izliyordum. Ardından Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, tasfiyesi öngörülen 131 fonda 455 bin 758 tekil kişinin bulunduğunu belirterek, A1 Capital, Bulls ve Pardus'ün olağan tasfiyesi yapılacak 17 fonundaki 43 bin 643 yatırımcıya dün için ödeme yapılacağını açıklıyordu. CHP’liler Cemil Tugay’a yüklenirken, Özgür Özel içeridekileri ‘kahraman’ ilan edip, Cemil Tugay’ın şahsında AK Parti’ye geçenleri “hain” ilan ediyordu…

Haberler ben de “Mehmetçik 100 yıl sonra bir kere daha Yemen’e mi gönderilecek?”, “Ukrayna cephesine Almanya cephesi mi ekleniyor?”, “Seçimler askıya alınır mı?”, “Üçüncü dünya savaşının eşiğinde miyiz?” sorularına neden olan haberlerle devam ediyordu. İçim daralıyor, sanki nefes alamıyordum… YENİ Parti’nin kongrelerini yazacaktım, elim klavyeye uzanmıyor. Hamle’den Kadir Tamer arkadaşımı aradım, “Yazamıyorum.” dedim. Ben ki hastalıklarım da bile yazdım.

Dün yazım yoktu. Hasta değildim, ama iyi de değildim…

Ferhan Şensoy’un geçenlerde “Günün sözü” olarak paylaştığım sözü aklıma geldi:

“Her gün ‘ulan acaba bugün ne olacak?’ diye kalkıyoruz, ‘bu kadar da olmaz ki canım’ deyip yatıyoruz.” … Alışmayalım…

*

SÜTTE LEKE VAR, ONDA YOKTU…

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın AK Parti'ye geçmesiyle birlikte CHP'de ve YENİ Parti de kıyamet koptu: “Hain!”, “Satıp gitti!”, “Seçmenin iradesine ihanet etti!” …

İyi de… Bir dakika. Bu Cemil Tugay kimdi? Dün kimdi, bugün kim oldu?

Daha önemlisi, Onu “seçmem iradesi” aday yapmadı ki…

Onu onca muhalefete ve İzmirlilerin sıcak bakmamasına rağmen dönemin CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in iradesiyle aday yapılıp da CHP’lilerin ‘tıpış tıpış’ oylarıyla, salt Tayyip Erdoğan karşıtlığı sonucu seçilmedi mi? Hem de öyle sıradan bir aday gibi seçilmedi. Özgür Özel, Cemil Tugay için “kararlı, inançlı, cesur, doğru bildiğinden şaşmayan” dedi. “Yol arkadaşım” dedi. Ve en unutulmaz cümleyi kurdu:

“Sütte leke var, onda yok.”

Cemil Tugay yüzde 49'a yakın oyla İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı seçildi. İki yıl sonra CHP'den ayrıldı. Ve önceki gün AK Parti'nin rozetini Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın elinden taktı. Böylece AK Parti, sandıkta hiçbir zaman kazanamadığı İzmir Büyükşehir Belediyesi'ni ilk kez yönetmeye başladı…

*

CHP; “BİZ SEÇMEDİK ÖZGÜR ÖZEL SEÇTİ”…

Şimdi CHP kızgın. YENİ Parti kızgın. Veli Ağbaba kızgın mı bilmiyorum, Ali Mahir Başarır kızgın. En çok Özgür Özel kızgın. Haklı oldukları taraflar elbette vardır.

En çok CHP haklı… Onların sözcüleri de Cemil Tugay’ın Kılıçdaroğlu’nun uyarısına rağmen Özgür Özel tarafından aday gösterildiğini söylüyor… “Özgür Özel’e ne oluyor, Cemil Tugay YENİ Parti’den değil, CHP’den istifa etti” diyenler de var.

Tabii Cemil Tugay!ın durumu “siyasi ve etik açıdan tartışılabilir.” … Elbette bir belediye başkanının transferi ile “seçmen iradesinin transfer edilip edilemeyeceği” de tartışılır. Özgür Özel’in transferden bir gün önce TBMM'de Yeni Parti'nin grup toplantısında yaptığı konuşmada da isim vermeden Cemil Tugay'ın AK Parti’ye geçeceği iddialarına yer vermiş “Bu baskılara boyun eğmeyip de içeride aslanlar gibi yatıp arkadaşlarını ve partisini satmayanlar ölene kadar kardeşimizdir. Satıp gidenler haindir, hain oğlu haindir. Onu satın alanlar milli irade hırsızıdır" ifadelerini kullanmıştı. Bu ifade de tartışılır. Elbette içeridekilerin durumu da tartışılır, ama hepsini “kahraman” ilan etmenin doğruluğu da tartışılır…

Ama yalnızca Tugay'ı suçlayarak bu hikâyeyi tamamlayamayız. Çünkü bir de YENİ Partili olmayan herkesin sorduğu “Bu adayı kim önerdi?” sorusu var. Üstelik Cemil Tugay yalnız değil. Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu da CHP'den ayrılıp AK Parti'ye geçti. Çerçioğlu'ndan sonra ilçe belediye başkanları geldi; Çerkezköy’den Vahap Akay. Çiğli'den Onur Emrah Yıldız. Elmalı'dan Halil Öztürk. Şenkaya'dan Görbil Özcan. Marmara'dan Aydın Dinçer…

*

LİSTE UZADIKÇA UZUYOR

Daha önce Haymana'dan Levent Koç, Keçiören'den Mesut Özarslan, Keşan'dan Mehmet Özcan, Tuzla'dan Eren Ali Bingöl, Çekmeköy'den Orhan Çerkez, Gölbaşı'ndan Yakup Odabaşı, Kahramankazan'dan Selim Çırpanoğlu, Domaniç'ten Engin Uysal, Hayrabolu'dan Tuncer Başoğlu, Eceabat'tan Saim Zileli, Foça'dan Saniye Bora Fıçı, Akkışla'dan Mustafa Dursun ve Felahiye'den Şeref Güleser AK Parti'ye katıldı.

Liste uzadıkça uzuyor ve şimdi Türkiye siyasetinin önünde garip bir tablo var:

Bir parti seçim kazanıyor. Sonra seçilmiş belediye başkanları başka partiye geçiyor. Ve rakip parti, sandıkta alamadığı belediyeleri transfer yoluyla almaya başlıyor.

İzmir bunun en çarpıcı örneği. Çünkü İzmir yalnızca herhangi bir belediye değil. AK Parti'nin kurulduğu günden beri büyükşehir belediye başkanlığını sandıkta kazanamadığı bir kent. Erdoğan’ın da dediği gibi ‘Ege’nin İncisi’…

Bugün ise belediye başkanlığı AK Parti'de. Sandıkla değil. Transferle. Burada aynı soruya dönelim: Cemil Tugay hainse… Özlem Çerçioğlu hainse… Diğerleri de “satıp gidenler” ise… Bu insanları aday gösterenlerin hiç mi sorumluluğu yok? Aday seçiminde hata yapılmış olamaz mı? Yanlış değerlendirme yapılmış olamaz mı? Bir genel başkan “Ben yanılmışım” diyemez mi?

Neden diyemesin?

İnsan yanılır. Genel başkan da yanılır. Parti yönetimi de yanılır. Seçmen de yanılır…

*

HERKES RAKİBİNİN YANILMASINI BEKLİYOR

Nedense siyasette herkes yalnızca rakibinin yanılmasını bekliyor. Kendi tarafındaki yanlışa gelince başka bir dil başlıyor.

Dün Kılıçdaroğlu'na “Gandi Kemal” diyenler bugün “hain Kemal” diyor. Dün Muharrem İnce'yi göklere çıkaranlar, Kılıçdaroğlu'na rakip olduğu gün onu yerden yere vuruyor. Dün Cemil Tugay için “Sütte leke var, onda yok.” diyenler bugün “Hain!” diyebiliyor…

Yarın başka bir isim çıkacak. Muhtemelen yine aynı şey olacak. Önce göklere çıkarılacak. Sonra yere çakılacak. Belki bu Özgür Özel olacak…

Çünkü bizim siyaset kültürümüzde maalesef insanları fikirleriyle değil, hangi tarafta durduklarıyla değerlendirme alışkanlığı var. Bizim taraftaysa iyi. Rakip taraftaysa kötü. Bizim adayımızsa liyakatli. Rakibin adayıysa yetersiz. Bizim liderimiz hata yaptıysa “stratejik hata.”, rakibimiz yaptıysa “ihanet.” … Bu AK Parti’de de böyle, CHP’de de YENİ Parti’de de böyle… MHP’de de İYİ Parti’de de öyle…

*

SIRADA KİM VAR?

Bugün CHP'nin yapması gereken ise çok basit: Aynaya bakmak. Cemil Tugay'ın neden AK Parti'ye geçtiğini elbette sorgulamak. Ama aynı zamanda: “Biz bu adamı neden aday yaptık?” diye sormak.

Özgür Özel'in de çıkıp: “Cemil Tugay konusunda yanıldık.” demesi dünyanın sonu değil.

Tam tersine. Siyasi olgunluk olur. Çünkü “yanıldım” diyebilmek, “ben hiç hata yapmam” demekten çok daha güçlü bir liderlik göstergesidir. Fakat bütün bunların arasında bir soru daha var, belki de asıl soru budur: Sırada kim var?

Çünkü liste artık tek tük istisnalardan oluşan bir liste olmaktan çıktı. CHP'den AK Parti'ye geçen belediye başkanlarının sayısı 7 Ekim itibarıyla 18'e ulaştı. Çok sayıda ilçe. Farklı bölgeler. Farklı profiller.

Ve her yeni transfer bir öncekinden daha büyük siyasi etki yaratıyor.

Önce ilçelerdi. Sonra büyük ilçeler. Sonra Aydın, şimdi İzmir… İnsan ister istemez düşünüyor:

Bundan sonra sırada hangi belediye var? Hangi başkan? Hangi kent? Hangi siyasi sürpriz?

Bunu bugün kimse bilemez. Tahmin yürütmek de doğru olmaz. Ama şu kesin: Siyasette bir zincir oluştuysa, artık yalnızca zincirin son halkasına bakarak meseleyi anlamak mümkün değildir.

*

Evet yarın başka biri geçebilir. Sonra bir başkası. Ve her seferinde aynı öfkeyle: “İhanet!” diye bağırabiliriz. Ama liste uzamaya devam ediyorsa, artık yalnızca gidenlere bakmak yetmez. Gönderenlere de bakmak gerekir. Ve sonunda herkesin aklındaki o soru kalır:

Sırada kim var?

-------------- --------------

GÜNÜN SÖZÜ: Yeni bir dünya yetmez; daha iyi bir dünya kurmak gerekir. --Jorge Ángel Livraga