Hüseyin Nizamoğlu

Hüseyin Nizamoğlu

NERDE KALMIŞTIK
HüseyinNizamoğlu ve diğer yazarlarımızın gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin

Sizi Buraya Dıkan Guvvet

Eklenme : 17.12.2020 00:00:00
Görüntülenme: 936

Yazımın başlığı, 1960 ihtilalinde Yassı Ada Mahkeme Hâkimi Salim Başol'a âittir. Hâkim bu sözü söylemek zorunda kalır mıydı? Cübbesini çıkarıp kalemini kırıp gider miydi?

Belki de gitmesi de mümkün değildi ama bir yiğitlik yapıp sıkıntısını tarihe anlatmış oldu. Sizi buraya dıkan guvvet böyle istiyor, yani, fabrika yapmak, baraj yapmak, liman yapmak, Atanın kabrini yapmak, Ezanın orijinalini okutmak bu mahkemede suç sayılıyor. İhtilalin akıl hocaları böyle istiyor, yani ben ve bizler birer kuklayız. Sizi patronlar yani ihtilali yaptıran proflar, milli şefliğe özen duyanlar ve küçük rütbeli Ahmet Yıldız gibiler böyle istiyor.

Bugün bile aynı zihniyet zaman zaman içinin alacasını dışa vurmaktadır. Mesela Atatürk için gönüllerince sol propaganda yapmayı fırsat sayıyorlar. Onlara göre Atatürk solcu idi. Dindarların düşmanı idi. Din batıl orta çağ düşüncesidir. Atatürk laiklik dedi ya işte, dindarların hepsi de şeriat düzeni isteyenlerdir. Dilimizde ne kadar Kur'an'dan kaynaklanan Arap ve Osmanlı kökenli kelime var ise temizlensin.

Hiçbir surette Osmanlı'yı ve onun kalıntılarını aslımız, atamız diyerek telaffuz etmeyelim. Bu şekilde dilimizdeki altı yüz yıllık kelimeleri dahi atalım. Yerine de öyle kelime getirelim ki dede ile torun birbirini anlayamasın. Bütün bunlar Ata'nın ölümünden sonra peyda olan fikir ve tatbik edilen marifetlerdir. Geçen gün bir sevgili dostumun yazısını okudum. Köy enstitülerini öyle övüyor ki, bunu icat eden bakan, genel müdür kim varsa hepsi de Atatürkçü imişler. Aynı yazıda köy enstitüsü mezunlarından fakülte bitirenleri, siyasete girenleri ve devletin en üst kademelerine kadar yükselenleri sayıyordu.

Doğrudur elbette, 1950'den sonra o çocuklara her Türk gencine verilen imkânlar verildi. Hakiki öğretmenlik unvanı verilerek 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi oldular. Oysa kurulurken enstitü mezunları 20 yıl köyden bile çıkamıyordu. Liselere yedek subaylık var iken onlar er olacaklardı. Alacakları ücret bile enstitüler kurulurken düşünülmüştü.

Yıl 1941; Kızıl Çullu köy enstitüsünde yüksek sınıf öğrencileri, (Mesela Hüseyin Atmaca emsali) okul idaresinden toplantı istediler. Okuldan mezun olanların ne olacakları hakkımdaki kanun ve yönetmelikleri okuyarak anlatılması istendi.

Okulun Müdür Muavini Zekeriya Tonguç, bu görevi üstlendi ve okudu. Neticede yüksek sınıftaki ağabeyler, küçük sınıflardaki yakınlarının okulu terk etmesini, bu okulda ancak hamal yetişir. Oysa ne kadarda cevher çocuklar olduğunu bizlere           söyleyip uyarıyorlardı. Gene o büyükler bizlere, Haşan Oğlan köy enstitüsü binalarının havadan bakılınca Orak-Çekiç şeklinde olduğunu da söylüyordu. Bizler aslında 13 yaştayız, bunun anlamını bile bilmiyorduk. Ama gene söylüyorum, temeli sağlam köylü çocukları aslını hiç bozmadan 1950'lere geldiler. Bu okullar Atanın fikriydi. Çünkü Ata "Köylü ülkenin efendisidir" demiştir. Yıl 1944; Muğla Valisi İbrahim Ethem'dir. O tarihlerde, şeker, Sümerbank kumaşı kaput bezi ve un memura ve yakınlara tevzi ediliyordu. Köylerin ileri gelen yaşlılarından bir heyet vali beyi ziyaret ederler. Efendim şeker bulamıyoruz uyuz salgını var. Ekmeklik arpa dahi olsa, çünkü depolarda var deniliyor. Savaş bittiğine göre halka dağıtmak suretiyle çürümesi de önlenir. Valinin cevabı şöyledir; şeker yerine pekmez, ekmek yerine de pasta yiyin olmuştur. O tarihte Atatürk olsaydı böyle vali olur muydu?

Atatürk, gençliğin damarlarındaki asil kan derken, Anafartalar'da şehadet için elinde süngü ile Allah Allah diyerek ölüme giden köylüleri tarif ediyordu.

Atatürk, kominizim bir afettir. Her görüldüğü yerde ezilmelidir vecizesi ile ortadadır.

Atatürk, hayalinde bütün Türklerin birleşmesini yaşatırdı. Onun sağlığında Avrasya Türkleri, Rus mezaliminden bize sığınırdı. 1950'den sonrada, bu günlere kadar gene Atanın yolundan gidilerek büyük Turan ideali canlanmıştır.

Oysa gene 1944'lerde Turan demeden bile adamların tırnakları söküldü yalan mı?

Sizi buraya dıkan guvvet böyle istiyor olmaz.

Ya ne olur?

Tarihimize bakınız. Şehzade ile amele aynı Kadı'nın karşısında titremiştir. Cezayı alan şehzadedir. Böyle asil milletin evladı isek, asil neslimizi yaşayalım.

Atanın kemiklerini sızlatmayalım. Aslımızı da utanmayalım yazıktır günahtır.

 

 

{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu

PAYLAŞ

En çok arananlar

Powered by BilgiSoft