Genellikleinsanların hayatta belirlediği, benimsediği bir çizgisi vardır. Aslında bu aynızamanda o kişinin hayata bakış açısının da bir göstergesidir. Kişiye özel budavranış biçimi bazen üçüncü kişilerce kabul edilebilir bulunur bazen de doğrubulunmayarak kabul edilmeyebilir. Ancak, bu duruş her halükarda kişiye özel birdurumdur.

Kurumve kuruluşların da kuruluşları ile birlikte belirledikleri ve benimsedikleriçizgileri vardır ve çizgi üzerinden bir duruşları vardır ve o duruş doğrultudafaaliyet gösterirler.

Genelolarak her siyasi parti iktidara gelmek için çalışır. Ancak, her siyasipartinin bu iktidara gelme mücadelesinde birbirlerinden farklı politik bakışaçıları, programları ve dolayısı ile de söylemleri vardır.

Bazıpartiler kendilerini milliyetçi, bazıları muhafazakar, bazıları liberal,bazıları devletçi ve bazıları da sosyal demokrat olarak tanımlarlar. Kısacası,her siyasi partinin kendisini konumlandırdığı bir yer vardır.

İşteher siyasi parti bu politik bakış açıları doğrultusunda seçmene, iktidarageldikleri zaman yapacakları ile ilgili vaatlerde bulunarak seçmenden partisi,adayı için oy ister.

Siyasipartiler tek başına iktidar olmaları durumunda kendi çizgileri ve politikduruşları doğrultusunda seçmene verdikleri vaatleri yerine getirme anlamındadaha rahat hareket ederler. Zira, onları çalışmalarında politik olarakengelleyen yada engelleyebilecek bir ortakları bulunmaz. Koalisyon dönemlerindeise partilerin klasik çizgilerinden sapmalar söz konusu olabilir.

Ancak,yine de siyasi partilerin kuruluş felsefesinden ve dolayısı ile detüzüklerinden kaynaklı kırmızı çizgileri vardır. Bu kırmızı çizgilerin bazılarıyazılı kurallar şeklinde iken bazıları ise uygulamada ortaya çıkan çizgilerdir.

Seçmenlertutarlı ve güven veren liderlere ve onların partilerine yönelir. Politikçizgisinde sapmalar yaşayan, gündeme göre fikir değiştiren siyasi hareketlerinseçmende güven oluşturması oldukça zordur.

Türkiye'dekisiyasi partilerin de farklı politik bakış açıları ve bu bağlamda kendilerinitanımladıkları çizgileri vardır. Ak Parti kendisini muhafazakar demokrat olaraktanımlarken, MHP ise Türk Milliyetçiliğini benimsemiş bir partidir. DemokratParti ise kendisini demokrat ve Adnan Menderes'in partisinin devamı olarakgörmektedir.

CHPise kendisini; devletçi, Atatürkçü ve sosyal demokrat olarak merkez solda yeralan bir parti olarak tanımlamaktadır. Ancak, son yıllarda CHP'nin, gelenekselpolitik çizgisinden ciddi bir kayış söz konusu olduğu hepimizin malumudur.

Kendileriniher platformda Atatürk'ün partisi olarak ifade eden CHP, HDP ile aynı politikkararları alabilmektedir. Dünyada emperyalizm denince ilk akla gelen ülkeAmerika'dır. Politik söylemlerini ağırlıklı olarak emperyalizm karşıtlığıüzerine kuran CHP'lilerin, Amerikalı danışmana ilişkin de söyleyecekleri birsözleri vardır sanırım.

GeçmişteCHP tarafından siyasi linçe uğrayan Saadet Partisi'nin ve Demokrat Parti'ninise CHP ile birlikteliği ise ayrı bir tartışma konusudur.

Bugün,sadece seçim kazanmak, sadece Cumhurbaşkanı Erdoğan kaybetsin de; onun yerinekim gelirse gelsin diyen bir bakış açısı, Saadet Partisi'ni ve DemokratParti'yi CHP ile bir araya getirdiği gibi CHP'yi de geleneksel çizgisindenuzaklaştırmıştır.