Dünyamızuzun zamandan beri ciddi bir küresel ısınma tehdidi altında bulunmaktadır.Bilim insanlarının yıllar önce, ozon tabakasının delinmesi üzerinden başlattıklarıiklim değişikliği tartışmalarını ve bu noktadaki uyarılarını yakın zamana kadargerek vatandaş ve gerekse kurumlar bağlamında çok ciddiye aldığımızısöyleyemeyiz.

Biliminsanları o tarihlerde de;

"Küreselısınma kaynaklı iklim değişikliklerinin yakın zamanlarda sıcaklık ve yağışrejimlerinde önemli değişikliklere neden olacağını, özellikle dünyanın bellibölgelerinin bu durumdan çok daha fazla etkileneceğini ve bu nedenle de dünyadayakın zamanda iklim değişikliğinden kaynaklı sebeplerle kitlesel göçlerinolacağını belirterek acil önlem çağrısında bulunmuşlardı."

Küreselısınmanın en önemli sonucu iklim değişikliğidir. İklim değişikliğinin sonuçlarıise, mevsimlerde kaymalar, sıcaklık değişiklikleri ve yağış rejimlerindekianormal değişiklikler olarak sıralanabilir..

Gerekdünyada ve gerekse ülkemizde küresel ısınma kaynaklı sorunlar konusunda bıçakkemiğe dayanmış durumdadır. Artık, ulusal TV kanalların da boş barajları,kuruyan gölleri görmek sıradan hale geldi. Bu durum, ekolojik dengeyi doğrudanetkilediği gibi içme suyu sıkıntılarını da beraberinde getirmektedir.

Muğlaolarak da, kuraklık tehdidi altındayız. Ocak ayını, bahar ayları gibi geçirdik,sahillerde sıcaklıklar 20 derecelerin üzerine çıktı. Türkiye'nin en çok yağışalan ikinci ili durumunda olan Muğla, Aralık ayının ilk yarısı dışında bu günekadar ciddi yağış almadı ve dolayısı ile Muğla'da gölet ve barajlar henüzyeterli seviyede dolmadı.

İştebu sebeple de, gerek ülke olarak gerek ise Muğla olarak yaklaşan/yaklaşacakolan susuzluk tehdidine karşı tüm kurum ve kuruluşlar bu güne kadar ne yaptıkne yapamadık diye, ciddi anlamda tartışmamız ve çözüm üretmemiz gerekmektedir.

Bununyanında, özellikle içme suları konusunda yetkili olan yerel yönetimlerin bubağlamda yatırımlarını uzun vadeli olarak yeniden planlaması gerekmektedir.

Suyundünyada ikamesi bulunmamaktadır. Yangınla mücadele de bile suyun henüz biralternatifi bulunabilmiş değildir. Bu sebeple de, hepimizin kuraklık tehdidinekarşı birlikte mücadele edip suyumuza da sahip çıkmamız gerekmektedir. Bumücadele de, hepimize önemli görevler düşmektedir. En önemlisi de, suyumuzutasarruflu kullanmalıyız.

Devletimiz,uzun zamandan beri tarımda vahşi sulamadan damlama sulamaya geçmeleri içinçiftçilere destek vermektedir. Bu desteğin artarak devam etmesi gerektiği gibiziraat odaları ve diğer sivil toplum örgütlerinin de bu projeye destekvermeleri gerekmektedir.

Ülkemizdekiiçme suyunun çok büyük bir kısmı içme suyu şebekelerinde yok olmaktadır. Bubağlamda belki de ülke bazında bir eylem planı hazırlanarak içme sularının tekbir elden yönetilmesi ve dolayısı ile de tek bir elden içme suyu şebekelerininyenilenmesi çalışması yapılabilir.

Herşeye rağmen, küresel ısınmaya ve sonuçlarına karşı hepimizin yapabileceği çokşey bulunmaktadır.

"Suyundeğeri, kuyu kuruyunca anlaşılır"

ThomasFuller