3Kasım 2002 seçiminden beri çok şey değişti. Hukuku siyasi bir görüş uğrunazedeleyen adalet mensuplarını seyrediyoruz. Aynı seçimde barajı aşamayan partilerimizinyurt gezilerine çıkmakta olduklarımı görüyoruz. Konuşmalarında aradığımızyenilik yoktur. Varsa da hükümeti eleştirmek, yoksa da öyle. Oysa tenkit edilenne varsa hepsi de bugünün suçu değildir. Yılların hatalar tamirine tahammüledemiyorlar.
Muhalefetinen kötüsü, kendisinin iktidarında neler yapmak istediğini anlatmak yerine,kolayını seçip sokaktaki sorumsuz kişiler gibi atıp tutmaktır. Bir siyasiparti, ilk seçimde iktidar olacakmış gibi siyaset yapmalıdır. Biz bunlarıgördük.
1950'deAdnan Menderes, köylü ile şehirde yaşayanlar arasında fark kalmayacak. Köyeradyo, dikiş makinası, traktör, buzdolabı ve elektrik vaat ediyordu. Şehirlerdeyapılan büyük mitinglerde ise barajlardan, limanlardan, sanayiden bahsediyordu.Dinimizi hurafeden kurtarmak için imamlarımızı devlet okullarındayetiştireceğiz diyordu. Yurdun bölgelerdeki büyük illerinde üniversiteleraçılacak, ilahiyat fakülteleri olacak diyordu. 1965 seçiminden evvel Demirel,DP'nin devamıyız diyerek, hizmetlerin kaldığı yerden devam edeceğini ilanediyordu.
1983seçiminden evvel Özal, her köye asfalt ve telefon vaat ediyordu. BoğazKöprüsünü halka ortak edeceğini söylüyordu. Yabancı para taşımak suçolmayacaktı. Türk işadamlarının dünyanın her yerinde iş yapmasını sağlayacağız,emeklilik yaşına adalet gelecek diyordu ve yaptılar. Son olarak Recep TayyipErdoğan'da, ekonomiyi düzelteceklerini, Avrupa Birliği'ne girmek içinçalışacaklarını devletin sorumsuzca borçlandığını anlatarak, buna muhakkak çarebulacaklarını hep söylemişti. İşte kısa zamanda olumlu çalışmalara şahitolmaktayız.
Dünya'daTayyip Erdoğan gibi Hukuk'un kendisi hakkında verdiği kararlarla itibar kazananyoktur sanırım. Hala aynı kafa yapısı ile seçimin bile iptali için uğraşanhukuk adamları var. Kanunların mantık dışı yanlarını bulup uygulama adet oldu.
Buşartlarda hukukçuya, kendilerinin söylediği gibi siyasi baskı olduğu inanılırmı? Bir yanda Çankaya, bir yanda yüksek mahkemeler, bir yanda YÖK, her birisiyasi parti olmuşlar. CHP'ye destek veriyorlar.
Devletinborçlarını ödemek için ormanı işgal ederek mekân edenlere, göz yumanlar kendihatalarını unutarak bu kanunu iptal ettirdiler. Mart ayında ABD ile hükümetinIrak konusunda anlaşmasını meclisten geçirtmeyenlerin birçoğu pişman oldu. Amabazıları sanki Türkiye'de yaşamıyor veya kaçıp gidecekler gibi ülke yararına nevar ise engel oluyorlar.
KuzeyIrak'ta PKK yuvalandığı halde bize yasak bölge ilan edildi. Musul-Kerkük, Lozananlaşmalarında bile bizim misakı milli hudutlarımız içinde iken ve oradayaşayan 3 milyon Türkmen şu anda esaret altındadırlar. Hala Irak'a askergitmesin diyenler vardır. Öyle bir asker gidecek ki, icabında bililerinin iznibile arkadan gelebilir.
Nedemek iki aşiret, Türkiye'ye kafa tutacak da, benim ülkemin ana muhalefeti buolayı görmezden gelecek!
Allahsabır versin, bu kadarı da olamaz. Yaptıklarının farkında. İşte onun içindiyorum ki; dün iktidar olanlar, ne kadar sorumsuz eleştiri bile değildir.
Okadar takdir ettiğim bugünkü ANAP lideri de bu kervana dâhildir. CHP geçendönem böyle hırçınlığın cezasını çekmişti. Bir parti hiç iktidara gelmeyecekmişgibi sorumsuz olamaz. Mehmet Ağar'da yanlış yapıyordu ama Anayasa değişimioylamasında 3 oyu ile evet dedi ya, millete o bile yetti. İktidardan önemleistediğimiz bir kanun var ki acele edilmelidir. Belediye seçimleri çiftdereceli olmalıdır. O kanun iktidar partisinin menfaatine olacaktır. İkincidefaki seçimde her yerde sağ tarafın adayı kazanacaktır. Bu böyle bilinmelidir.
25yıl evvel yazılan bu yazı, siyasi ahvalin ne kadar sıkıntılı olarak devamettiğini anlatıyor.