ErdalŞahin bir darbımeseli " Hz. Muhammed döneminde kervanlar şehre girerlerkenhalkın dikkatini çekmek için dümbelek çalarlarmış. Bir Cuma günü peygamber vecemaat namaz kılarken dümbelek sesi duyulur. Ucuz mal almak için cemaat namazıbırakıp kervanların önüne koşarlar ve peygamberi tek başına bırakırlar. Hattabu konu Cuma süresinde geçer. Günümüzde de vaziyet eskiye döndü. Efsane Cumaindirimleri, şahane Cuma kampanyaları, Bim Cuma ürünleri vb. gidişat kötü eymüminler! Ateistten uyarması ?? " diye anlatmış.

Ayrıcanereden baktığınız da önemli. " Onlar bir ticaret ve lehv gördükleri zamanona koşuştular ve seni ayakta bıraktılar " meâlindeki âyete bakılırsasevgili Erdal 'ın bakışı isabetli bir bakış.. Tabi Korona penceresinden de bakabiliriz. Hikayeyi " O kervanla gelenlere veoluşturacakları kalabalığa dikkat edin. Bulaşıcı hastalık olabilir diye dümbelek çalarlardı " diye uyarlayabiliriz.

Buradançıkaracağımız ders; " Bizim de Korona'ya karşı bir dümbelek çalanımız olmalı. "olabilir...

xx xx xx

İlkdalgada Aydın , Antalya , Denizli yönlerinden Muğla 'yagirişte araçların durdurulup içindekilerinin ateşlerinin ölçülmesini yeterlibulmamıştık. Meğer o günlerde şehrimizin giriş çıkışında bir " dümbelekçalanımız " varmış da kadrini kıymetini bilmemişiz!

SağlıkBakanı Fahrettin Koca geçtiğimiz Çarşamba günü bir " itirafta " bulundu. " ArtışKurban Bayramı'ndan sonra başladı " dedi. Bizde " Keşke o zamanİstanbul'un kapıları açılmasaydı " diyoruz.

MuğlaBüyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün o günlerde " Gelmeyin " diyeaçıklama yaptığında çok kızan olmuştu. Sürüler halinde geldiler, virüslerinibirbirlerine bulaştırdılar, virüsleri ile geldikleri gibi virüsleri ile geridöndüler. Şimdi görüyoruz ki bize de bulaştırmışlar...

Evet,keşke İstanbul 'un kapıları açılmasaydı. Keşke Muğla 'nın girişinde hala bir dümbelek çalanımızolsaydı... Şehirlerin girişinde bir dümbelek çalan olsaydı bugünkü halegelmeyebilirdik...

Şimdiher sokak başına "dikkattt" diyen bir dümbelekçi lazım..!

xx xx xx

Aslındabir değil, iki " dümbelekçi " bütün Türkiye için vardı. Biri " BilimKurulu " adına açıklama yapan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca , biri de TürkTabibler Birliği ...

Onlardümbeleği çaldılar, biz kulaklarımızı tıkadık... Sadece biz değil "siyasettetıkadı kulağını"..! Öyle ki bütün Türkiye'nin kendisine güvendiği Bakan Kocasanki Bilim Kurulu değil de "siyaset" adına açıklama yapar hale gelirken, TürkTabibler Birliği'ni de "Hain" ilan ettik... Linç kültürü harekete geçirip, TürkTabibler Birliğini kapatmaya kalkıştık...

Geldikbugüne... Türk Tabibler Birliği haklı çıktı, Bakan Fahrettin Koca gerçeği açıkladı... Vaka sayısında AB ülkeleri içinde birinci halegeldiğimizi gördük. Ve Bakan Koca geçen Çarşamba günü vakasayısını 28 bin 351 olarak açıkladı... Şaşırdık mı?

Kimseşaşırmadı... Ama herkes, " Bugüne kadar neyi, kimden, neden sakladınız? "sorusunu sorar oldu...

Bendeacaba diyorum;

Covid-19 gerçek sayısının birden açıklanması bağışlanmış bir alicenaplıktan veşeffaflıktan daha çok "WHO aşı dağıtımının vaka sayılarına göre yapılacağınıbildirmesi; Bilim Kurulu ve bürokratların saklanan bilgi nedeniyle gelecektesuçlanma endişesi olabilir mi?

xx xx xx

28bin 351 sayısında bir yanlışlık yok. Ki açıklayan Sağlık Bakanı .. O gün Muğla il merkezinde de kimine göre 800 vaka , kimine göre 800 pozitif vakavardı... Bakan açıklama yaptı, ama yerel yetkililer ise hala suskun! Eskilerindediği gibi " Gizlilikte yalan vardır "..

Aslındaçok iyi başlanmıştı. Başaramamıştık, ama başedebilmiştik... Hala dünyadabaşaran da yok.

Ancak Türkiye , Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca ve Bilim Kurulu sayesinde ve elbette sağlık emekçilerinin özverili çalışmaları sonucunda " başedebilmişti "...

Ancakbilgi gizlendi, önlemler hep geç alındı ve güvensizlik başladı...

" Gecesokağa çıkma yasağı ilan ederek " mücadele mi yapılır?Geldiğimiz nokta da " rakamlar doğru açıklansa " da artık başedemiyoruz.Rakamlar ürkütücü... Muğla 'daki yetkililer rakamları açıklamasalar daçemberin daraldığı ise apaçık ortada. Kalkan cenazeler vatandaşa bir ipucuveriyor.

Hergün bir yakınımızın, tanıdığımızın koronaya yakalandığını, birilerinikaybettiğimizi duyuyor, görünüyoruz.

xx xx xx

MuğlaEğitim Araştırma Hastanesi 'nde yoğun bakım dolduğu için Bodrum 'asevkedilen esnaf odası eski başkanı ve Muğla siyaset, kültür, sanatyaşamının önemli isimlerinden İhsan Özgen evine tabutla döndü.. MUSKİFethiye 'den 27 yaşında Hamza Özkaraca , Fethiye 'nin işve siyaset dünyasının isimlerinden Hüsrev San , Milas 'ın işinsanlarından belediye eski meclis üyesi Hüseyin Çomak ve EşenBelediyesi son Başkanı, Seydikemer Meclis Üyesi Yusuf Yiğit de Covid 19 'ayenik düştüler.

Muğla 'da son birhaftada Covid 19 nedeni ile 5 'i il merkezinde olmak üzere 10kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor. Haziran 'a kadar 11kişinin yaşamını yitirdiği Muğla 'da Korona 'ya yenikdüşenlerin sayısının ise 100'ü geçtiği ifade ediliyor.

Yatağaneski Belediye Başkanı Haşmet Işık hala Muğla Eğitim AraştırmaHastanesi 'nde uyutuluyor. AK Parti Muğla Milletvekili Yelda Erol Gökcan ve İYİ Parti İl Başkanı İncilay Gezgin Şekerdağ evlerinde tedavi görüyor. Süleyman Şah Gökcan , AK Parti Muğla İl Gençlik Kolları'ndan HalilTalha ve Türk Ocağı Muğla İl Başkanı Hüseyin Akar , Şinasi Aladağ , Ömer Savran , Milletvekili Suat Özcan 'ın annesi, İbrahim Ilbıra , Yusuf Türkoğlu 'nun kızı da Covid 19 'a yakalananlardan sadece birkaçı oldular..

xx xx xx

Bizim Müşteba Karamanoğlu da " Rahat bir nefes almam için beş gün var.02.12.2020 pandemi riskim var. Zorunlu 14 gün izolasyon karantinadayım. "diye paylaşımda bulundu.

Bugünlerde sosyal medyada bu tür paylaşımlarla da çok karşılaşıyoruz.

Birde " Muğla Yücelen Hastanesinde yatmakta olan çok yakın aile dostumuz abimErdal Yorulmaz için 0 rh + pozitif kan ihtiyaçtır. Kızılay kan bağışnoktasından ve Yücelen Hastanesine Erdal Yorulmaz Muğla Yücelen Hastanesi önbilgisiyle bağış yapabilirsiniz. " şeklinde duyurular sıklaştı.

Kızılay için benim deön yargılarım, soru işaretlerim var, ama kan bağışı yapmaktan geri durmayalım.

Yükselen Pandemi günlerinde Kızılay 'da neredeyse kan kalmadı.

Hiçbirimizin başka kan tedarik edebileceği bir yer yok...

xx xx xx

O"dümbeleklerden" Türk Tabibler Birliği' ne bağlı Muğla Tabib Odası da, Covid 19 hastalığının " meslek hastalığı " olarak kabul edilmesitalebini yineleyen bir açıklama yapıldı. Bu güne kadar 175 e yakınsağlık çalışanının hayatını kaybettiğine dikkat çekilen açıklamada, " Sağlıkçılarhalkın sağlığı için birer birer tükeniyorlar " denildi. Açıklamada şuifadeler yeraldı:

" MuğlaTabip Odası Yönetim Kurulu olarak diyoruz ki; Covid-19 Meslek HastalığıSayılmalıdır. Çünkü; sağlık çalışanları çalıştıkları ortamdan ve çalışmakoşulları nedeniyle diğer toplum kesimlerine göre bu hastalığa daha sıkyakalanmaktadır. Son söz olarak bu maksatla oluşturulacak yasal mevzuatta kamuveya özelde sağlık kuruluşlarında çalışan tüm personel meslek hastalığıkapsamına alınmalıdır; ayrıca Covid hastalığı sonrası vücudunda hasar veyayetersizlik gelişen sağlıkçılar da maluliyet kapsamında değerlendirilmeli,Covid-19 meslek hastalığı olarak adlandırılarak , yaşamını kaybetmiş olan sağlık çalışanlarınınyakınlarının yasal olarak yararlandırılması olanaklı kılınmalıdır. "

xx xx xx

Sağlıkçılarımızınve dolayısıyla halkımızın korunması için " Geceleri ve hafta sonları sokağaçıkma yasağı uygulamanın" ve esnafa sosyal destek vermeden " kapatın "demenin de saçmalığı ortada. Üstelik Sağlık Bakanı Fahrettin Koca' ya da" vurun abalıya " muamelesi yapılmamalıdır. Buna hakkımız yok...

Baştada belirttim, başaramadık, ama başettik... Gizlenen rakamlar nedeniylegüvensizlik oluşmuş ve kızgındık, ama işte rakamlar dosdoğru açıklandı..Rahatladınız mı?

Benrahat değilim. Rakamları tartışmayı bırakalım. Artık siyaset sussun, biliminsanları konuşsun...

Birkere sağlık kuruluşlarımız herşeye rağmen Avrupa 'da en güçlüsü veyeterlisi... Fahrettin Koca sayesinde fiilasyonda başarılıyız. Hastatakibinde başarılıyız. Tedavide de başarılı sayılırız. Aralık , Ocak 'taaşı Türkiye 'de... Bu da başarı... Bir de Türk Tabibler Birliği dinlenirradikal önlemler alınırsa; bizlerde aynı maskeyi bir hafta kullanmaz, evlerdetoplanmaz, kurallara uyarsak; " Evde karantina " denilenler evde kalır,verilen ilaçları çöpe atmazsa... Yerel yönetimlerimiz semt pazarlarında mesafeyisağlar, pazarcının seçmesini yasaklayıp, müşterinin eldiveni ile seçmesinisağlarsa biz bu salgının üstesinden geliriz...

Sahio ilk günlerde devletle maske dağıtma yarışına giren belediyeler nerede?İhtiyaç bitti mi? Hadi yine pazar girişlerine, hal merkezlerine dezenfektan,maske ikram eden görevlilerinizi dikin... Denetimleri de habersiz yapın...

---------------------------------------

GÜNÜNSÖZÜ : Korkak olan yalnızlık nedir bilmez. Sandalyenin arkasında hep bir düşmanbulur. -Friedrich Nietzsche

ÇİVİ

YusufKayacık "Yetti gari!" demiş. Arkadaşım da "Aman seçmen de yetti gari"demesinde...

BeniBi Gülmek Aldı: )))))