Hüseyin Nizamoğlu

Hüseyin Nizamoğlu

NERDE KALMIŞTIK
HüseyinNizamoğlu ve diğer yazarlarımızın gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin

Şimdi Hortum Lafı Bile Yok

Eklenme : 31.12.2020 00:00:00
Görüntülenme: 896

19.10.2006 günü yazılan bu yazıyı benzeri hala yaşanmakta olduğu için tekrar ediyoruz.

Siyasi arenada iki yalan var ki. Her fırsatta halkın sevgisini kaybeden partilerimiz bunu işlerler. Hortum iftirası ile iktidarları yıpratırlar. Bir de irtica ülkeyi sardı, laiklik tehlikede denilir. Hortum konusunda hükümetlerin güçlü olmayışı sebebiyle bazı açıkgöz iş adamlarının banka satın alarak mevduat toplamaları hatırlanır. Bu toplanan paralar işleterek kar sağlanacağı yasak değildi. Eğer banka sahibinin kendi şirketleri varsa, bu paralar kendi şirketlerinde kullanması da suç değil idi. Ancak, mevduat sahipleri parasını istediği zaman çekemezse banka hortumlanmıştır. Bu gibi hallerde devlet, mudilerin paralarına kefil olduğu için bankaya el koyabilir. Bankaya el konunca da adamın öteki şirketi itibar kaybediyor.

Böyle olacağına, belirli bir müddet içinde devletin kefil olduğu meblağın ödenmesi için kefili yeni protokol yapılabilirdi. Meselâ Yaşar bank, Durmuş Yaşar'ın idi. Adam İzmir Ticaret Odası vasıtasıyla bankasının serbest bırakılmasını istedi. Yapılan hatanın derhal düzeltileceğini söylediler ama Ecevit hükümetinin sorumlu bakanı kabul etmedi. Ege'nin patronu olan Durmuş Yaşar, bankasının OYAK bank olduğunu bakakaldı. Denizbank'ta öyle denildi. Koskoca Etibank'ı sabah gazetesi sahibi satın aldı. Adam bu yüzden hapis yattı Bir ara gazetesi satıldı denildi. Pamukbank olayı daha değişik. Ticaret Bankası, Egebank ve başkalarının birçok mülkleri olduğu günlerce yazıldı çizildi. 3 Kasım2002'den sonra Uzmanlar konusunu bu iktidar yeni bir uygulama getirdi. Ailenin tüm mallarına el konuldu. Mudilerin şikâyetleri üzerine bankaya devletin yetkili organları ve yürürlükteki kanunları uyguladı. Ortaya çıkan servet akıllara durgunluk verdi. Hala borcun kapandığı söylenemedi. İşte bunlar hortumdur. Bu hortumun içinde siyasi partiler ve iktidarlar yok olduğu halde birileri, sanki kendilerine nur yağmış gibi basınına boyuna çamur atıyor. Derken bu çamur köşe yazarlarının sermayesi oluyor. Yüce divana giden siyasiler hep beraat ediyorlar. Nihayet bu gidişatı bu hükümet düzeltti sanıyorum. Not: Batan 8 bankanın mudi borçlarını ödeyen hükümet bu bankalarını en güvenilir olan paşaların bankasına devretti. Paşalar Hollanda'ya sattı.

Zaten bir şeyler olacağı belliydi. Batan bankaların arasında yüksek faiz yarışı yapılırdı. Vatandaş en çok faiz verene gitme modasına uymuştur. Faizini belki almıştır ama parasını çekmek isteyince kem küm denilmiştir. Vatandaş telaşla Devletine başvurmuştur.

Bir dönem moda olan hortumlarına bazı siyasilerin kaderi olmuştur. Doksanlı yıllarda Anayol Partisi olalım. ANAP ile DYP birleşsin istenildi. Mesut Yılmaz ile Çiller didişirken her iki partinin tükenmesine sebep oldular. Her ikisi de yüce divana gidecekti. Çiller'i yüce divandan Erbakan kurtardı. Fazilet Partisi en çok sandalyesi olduğu halde kendisine ortak bulamıyordu. Çiller için "Seni sütten çıkmış ak kaşık yapanın" yüce divana gitmezsin, üstelik rakibini göndeririz. Gel birlikte hükümet olalım. Anlaştılar iki yıl Erbakan başbakan olacak, iki yılda Çiller başbakan olacak idi. Güven oyu konusunda sıkıntıları zaten yoktu. Cumhurbaşkanı Sayın Demirel, bu anlaşma üzerine Erbakan'a hükümeti kurma görevi verdi. Hükümet kuruldu ve güven oyu da alarak icraatına başladı. İki yıl dolunca istifa etti ve görevin Çiller'e verilmesini istedi. İşte bu tarih 28 Şubat idi. Çankaya bu defa görevi Çiller'e vermedi de azınlık hükümeti kurması için bilerek Mesut Yılmaz'a vermişti. Mesut Yılmaz, Ecevit ile anlaşmalı idi ama güven oyu alamazdı. CHP lideri Deniz Baykal dışardan destek olma sözü verince, Mesut Yılmaz azınlık hükümetini kurmuştu. Aslında o hükümet başarılıda idi. Dünyada ekonomik kriz yaşanırken, Türkiye gayet rahat günler geçirmişti. Hükümetin başarısı Deniz Baykal'a rahatsız ediyordu. İşte o sıralar bazı mafya hareketleri ve banka satışları sebebiyle CHP Yılmaz'a şantaj da yapıyordu. Baykal hükümete destek olamayacağım açıklarken, erken seçim tarihini koyarsanız acele etmem diyordu. Bu, güzel gidiş, erken seçimle altı üstüne geldi. Seçimde CHP barajı aşamadı, Demirel 28 Şubat kararı ile siyasetin sonuna gelmiş oldu. İrtica da aynen hortumlarına gibi salla gitsin hesabıdır diyorum

Başkanımız reformcu adamdır

Turgut Özal'a benziyor. Fakat sıkıntısı çalışmaktan değildir. Anlamak istemeyenleredir. Kendisini irtica ile suçluyorlar. İrticanın yolu Avrupa mıdır? Olsa olsa İslâm ülkeleridir. Adam Avrupa'ya ortak olmak istiyor. Buna hayır diyende yok. Neden engel ile karışık çamur atılır?

İşte bunun cevabını gene sandık verecektir. Sürpriz değildir.

ÖNCEKİ yazı
{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu

PAYLAŞ

En çok arananlar

Powered by BilgiSoft