“İki şey var ancak ölümle unutulur, / Anamızın yüzüyle şehrimizin yüzü.” Nazım Hikmet Ran…
Anam bizi bırakalı çok oldu, ama unutmadım yüzünü… Muğla ise bizi bırakmadı, bizim de onu bırakmaya niyetimiz yok. Ama Muğla’nın hatırlanan yüzünden kalan son geleneksel izler de hızla ve hoyrat bir telaşla yok edilmeye başladı!
İl merkezinde son yerel seçimler sırasında Menteşe Semti’nde ‘park/meydana’ dönemin Belediye Başkanı Osman Gürün’ün kararıyla “AVM” yapılmaya kalkışılınca Menteşe Kent Konseyi ve onların sayesinde Muğla ayağa kalkmıştı ve Menteşe Kent Konseyi’nin halef selef başkanları Nurdan Aldan ve Dr. Vehip Keskin zafere imza atmıştı…
Keşke bugün Menteşe Kent Konseyi yönetiminde olsalardı…
*
Şimdi Matematik Öğretmeni Kurtuluş Oğan var. İyi ki var…
Kendisi ne çevreci ne ekolojist ne de ‘yurttaş inisiyatifi’ mensubu… O bir ‘kentli’… Kentli olmanın sorumluluğu içinde gerek Hamle’deki köşesinde gerek sosyal medya paylaşımlarında kaç kere isyan etti bilmiyorum, 21 Ocak Cuma günü yaptığı paylaşımda “Ah Ah Yapmayın. Biz AVM bahçesi istemiyoruz” diye feryat ediyordu. “Ağaç var ama yaşam yok. Toprak yok, gölge yok, serinlik yok. Çocuk düşse dizini değil, kafasını yarar. Yaşlı otursa nefes almaz, mermerden yansıyan sıcakta kavrulur.” diyerek şöyle devam ediyordu:
“Biz park deyince şunu anlamışız: • Mermer döşe✔️• Betonla ‘düzen’ ver✔️• İki budanmış ağaç bırak✔️• Adına da modern yaşam alanı de✔️… Bu anlayışın özeti şu: Doğa süs, insan misafir, beton ev sahibi. Park dediğin şey: • Toprağa basabildiğin yer, • Gölgesinde durabildiğin yer, • Çocuğun düştüğünde canının değil dizinin acıdığı yer, • Yazın serin, kışın nefes alan yer. Ama bizde park: ‘Bakımı kolay olsun, çamur olmasın, fotoğrafa temiz çıksın.’ … Sonra da soruyoruz: ‘Niye çocuklar tablet bağımlısı?’, ‘Niye insanlar dışarı çıkmıyor?’… Çünkü dışarısı yaşam alanı değil, beton vitrini artık. Nasıl evrildik?”
Sevgili Hocam “Ortak akılla” yönetiliyor ve evriliyoruz…
*
Genç meslektaşlarımızdan Esma Turan’da 29 Ocak Cuma günü “Yenileniyor mu? Betonlaşıyor mu?” diye soran bir yazı kaleme aldı. Özetle şöyle:
“Büyükşehir Belediyesi tarafından başlatılan ve ‘Yenileme’ olarak sunulan çalışmalara vatandaş tepkili. “Yenileniyor mu? Betonlaşıyor mu?” diye soruyor.
Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras daha önce yaptığı açıklamayla Muğla’yı daha yeşil bir kent yapmak istediklerini söylemişti. Yenileme çalışmaları ile bilgilendirmesinde de parklarda çocuk alanları, yürüyüş yolları ve spor alanları olacağı belirtilmişti. Ancak; uygulamada görünen ‘mermer ve beton zeminler’ bu sözlerle örtüşmüyor.
2025 yılının Aralık ayında yenilenen Yalçın İnan Parkı bu tartışmanın en çok konuşulan örneği. Park’ta yapılan yenileme çalışmalarının, parkın yeşil alan miktarını azalttığı söyleniyor. Ki görünen de o. ‘Park yenilendi, ancak yeşil alan azaldı” deniyor. Şimdi benzer bir durum Muğlaspor Parkı’nda yaşanıyor. Parkta eskiden toprak olan alanların büyük bölümünün taşla kaplandığı görülüyor. İl merkezi zaten ‘sert zemin’ konusunda zengin bir kent. Kurşunlu Meydanı ve Kent Meydanı, gibi alanlar neredeyse tamamen taş… Bu yüzden asılında şöyle bir soru sormalıyız;
Menteşe’de bozuk yollar, çökmüş kaldırımlar, alt-üst yapı çalışmaları nedeniyle tahrip olmuş yürümesi bile zor sokaklar varken; öncelik insanların bir şikâyeti olmayan parkların yenilenmesi mi olmalı?”
*
Ben de Muğlalılardan özellikle Kışla Parkında yapılanlarla ilgili tepkiler yoğunlaşınca 15 Ocak 2026 tarihli yazıma “Akbelen’de ‘çevreciyiz’ Muğla Kışla Park’ta neciyiz?” başlığı atıp, “Hayır Ben Yazmadım…!” ara başlığı altında “Kışla Parkı, Yalçın İnan parkı, Atatürk Stadı önündeki parktaki ağaçlar kıtır kıtır kesiliyor mu? Referandum yapılıp, bir de bu park yenileme işleri şehirde yaşayanlara sorulamaz mıydı? Elbette sorulabilirdi. Hele bu şehir ‘ortak akıl’ ile yönetildiği iddia edilen bir şehirse…” diyerek sosyal medya paylaşımlarından derlediklerimi şöyle paylaşmıştım:
“Ruhsuz, duygusuz, beton parklara mı layık bu şehrin insanları… Kışla’ya bari sahip çıkabilmiş olsaydık. Daha parklara sahip çıkamıyoruz, onları koruyamıyoruz. Gerisini siz düşünün diyeceğim, ama zaten bu ‘ben yaptım oldu’ anlayışına karşı çıkmayanlar da biziz… Desenize Muğla’nın parkı, bahçesi, rekreasyonu ‘Zevksiz Bir Proje Müdürünün’ ellerine kaldı! Muğlalılar bir de aydın geçinirler, Türkiye’de Muğla öyle bilinir. Parklarına bile sahip çıkamayan güzel Muğlalılar…
Dün de anılar da kalan KIŞLA PARKI'mız. Kırmızı çizgimiz, silindi, yok artık... KOSKOCAMAN BİR AFERİN...! GOCA MOLA'mızın çehresi değişiyor ve ben doğduğum toprağımdan uzaklaşıyorum. Güzel anılarım bir bir yok oluyor. Bu şehri ‘yandaşlığa’, tepkisizliğe ve sessizliğe kurban edemezsiniz…”
*
Bu satırlar belirttiğim gibi benim değil, Muğlalıların ifadeleriydi. Ben kendi ifadelerimi o yazımda şöyle noktalamıştım:
“Asıl zorlandığım ise, Akbelen’de bir tek ağacın dahi kesilmesine tahammüllerinin olmadığını ortaya koyan Ahmet Aras Başkan’ın Muğla il merkezinde park-bahçelerde ‘düzenleme, yenileme’ diye yapılanlara tepki gösterenleri dikkate almamasıdır…
Neyse…”
Yazımın yayınlandığı gün sabah telefonda Ahmet Aras Başkan’ın Özel Danışmanı Levent Arkan vardı. Doğaya çevreye olan duyarlılığını anlatırken Kışla Park’ta anlatıldığı gibi olumsuzluklar bulunmadığını savunuyordu. Duyarlılığına o zaman teşekkür etmiştim. Yine teşekkür ediyorum, ama…
Beni bu “rezaletin” sorumluları aramalıydı. Sanıyorum Sayın Arkan’ın müdahalesi sonucu o gün akşam beni bir “sorumlu” aradı… Proje uygulamaya konulmadan önce basınla ve dolayısıyla kamuoyu ile paylaşılması gerekenleri anlatarak yaptıklarını savunuyordu. Tatmin edici bulmadım. Araya başka konular girince de paylaşamadım. Böylelikle yeni bir eleştiriden kurtuldular. Gerekirse paylaşırız…
*
Bu arada geçen hafta da Ahmet Aras Başkan’dan açıklama geldi. Sevgili Esma ‘açıklama’ demiş, ama bana ‘serzeniş’ gibi geldi… Esma Turan “Aras’tan park yenileme çalışmalarına gelen tepkilere yanıt” başlığı ile verdiği haberde Başkan Aras’ın Muğla Büyükşehir Belediyesi 2026–2029 Yılı Yerel Eşitlik Eylem Planı tanıtımında “Ağaca da eşit davranacağız. Çime, toprağa da. Bir iş yaparken proje yaparken kötü niyetli değil kimse ama bunları da düşünmeleri lazım” dediğini yazdı.
Habere göre, programda Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi’nin çalışmalarından söz eden Başkan Aras, park bahçe düzenlemeleri ile ilgili de “İnsanlar daha çok üst yapı veya düzenleme, aydınlatma, kaldırım, peyzaj onlara bakıyor. Ama burada anlatılan olay toplumsal zihniyetin değişimi. Bu arada parklardan örnek verdik diye arkadaşlar yanlış anlamasın ama canla başla çalışıyorlar. Bu aralar park bahçeden sıkıntım var ‘Parkları betonlaştırıyorlar’ diye eleştiriler var. Bu bile bir eşitlik meselesi. Ağaca da eşit davranacağız. Çime, toprağa da. Bir iş yaparken proje yaparken kötü niyetli değil kimse ama bunları da düşünmeleri lazım” demiş.
Başkan Aras’ın ne demek istediğini gerçekten anlamadım.
Ama haberin altına Kurtuluş Oğan “Bu açıklama yeterli değil. Bu parklar ucube.” diye yazarken, ‘Gmüş Gmüş’ rumuzlu bir kullanıcı da “O sağlıkçılar parkında gidip bakıldı mı acaba, kaç kişi son derece rahatsız banklarda oturuyor, ne kadar oturma alanı gölgelikli, günde kaç kişi o parkta vakit geçiriyor. Bu konular yapılan tüm menfi muhalif değerlendirmelere yanıt olabilir.” diye yazmış.
‘Gmüş Gmüş’ü de anlamadım…
*
Neyse bu “muhalif” yazıyı Kurtuluş Oğan ile noktalayalım.
21 Ocak Cuma günü yaptığı paylaşımda, parkın doğa fikrinin terk edildiğini, bizde parkın doğayla temas alanı olmaktan çıkıp, ‘bakımı kolay açık alan’a dönüştüğünü vurgulayan Kurtuluş Hoca
“Toprak sorun, çim masraf, ağaç zahmet.
- İhale aklı doğa aklını yendi. Toprakla uğraşmak uzmanlık ister. Ama:
• Mermer✔️• Beton✔️• Kilit taş✔️Bunlar: • Metrajı belli • Faturası net • Denetimi kolay… Doğa hesap vermez, beton cetvelle ölçülür.
- Fotoğraf belediyeciliği… Avrupa’da park yaşanmak için yapılır. Bizde park açılışta fotoğraf vermek için. Drone’dan bak: • Simetrik✔️ • Temiz✔️ • Gri✔️Ama insan gözünden bak: • Sıcak • Sert • Ruhsuz.
- Çamur korkusu = doğa korkusu: ‘Çocuk üstünü kirletmesin’, ‘Ayakkabı çamur olmasın’, ‘Bakımı zor olmasın’… Sonuç: Toprağı kaldır, hayatı kaldır.
5. Yanlış modernlik algısı: Batı’dan sadece taşı, çeliği, camı aldık; ama onların ekolojisini, insan ölçeğini, kamusal alan kültürünü almadık. O yüzden bu parklar: • Almanya’da yok • Hollanda’da yok • İskandinavya’da yok • Akdeniz ülkelerinde bile yok. Ama bizde var. Çünkü biz ‘park’ değil, düzenli zemin yaptık.”
*
Kurtuluş Oğan Hoca 31 Ocak Cumartesi günü yaptığı paylaşımda da ahret soruları sormuş.
“Son seçimde bu şehri yönetmeye talip olan herkese soruyorum: CHP, AK Parti, MHP, İYİ Parti, DEM, TİP, Saadet, Yeniden Refah… Belediye başkan aday adayları, meclis üyesi adayları, partilerin il–ilçe yöneticileri… Bu parklar hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu mermerleşmenin neresindesiniz? Sessiz kalmayı mı tercih ediyorsunuz, yoksa onaylıyor musunuz?”
Siyasi partilere Menteşe Kent Konseyi ile eski başkanlarını da eklemekte yarar var. Paylaşımın gerisi için Hocanın sayfasına uğrayabilirsiniz…
--------------- ---------------
GÜNÜN SÖZÜ: Gerçek ve yalan arasındaki farkı ayıramayan toplumlar doğru ve yanlışı da anlamaz hale gelirler… Böyle bir toplumla, her istediğinizi yaparsınız. --Annah Arendt