SüleymanDemirel başbakan iken, ben de il genel meclisi üyesi iken 2 devre THK Muğlaşube başkanlığı yaptım. O günlerden hatırımda kalan önemli birkaç olay var.Onları anlatmanın tam zamanı olduğunudüşündüm.

TürkHava Kurumu genel kongresinde, ülkede ne kadar şube başkanı ve delege varsahepsine içkili yemek verirlerdi. Bizim gibi içki içmeyen ve kurban derilerininkimlere arpalık olduğunu bilenler otelde kalırlardı. Gece geç vakit otele dönenCHP'liler kendilerinin Atatürkçü olduğunu böbürlenerek iri sesle söylediklerinihiç unutamam. Kendilerinin valileri bile tayin ettiklerini dolayısıyla TürkHava Kurumu demek Atatürk demekmiş, Atatürk'ün devrimi imiş.

Şubelerdegörevli olan adamları var idi. Şube başkanı şayet mason değilse hiç yetkivermezlerdi. Deri ihalesi olacaksa merkezin görevli adamı deri alıcıları ilegizli pazarlık yaparlardı. Benim zamanımda muklalıp namıyla ünlü çok akıllıbirisi vardı.

İMAMHATİP CAMİSİ MİNARESİNE 10 BİN MESELESİ

Kurumunkatibine ben kurban derileri nedir, kurbanı kimler keserler. Kurban kesenlerMüslümandır. Neden minareye bu kurum pay ayırmıyor? diye diye, muktalıp genel merkezden minare için10 bin lira getirtti. Bende minare yaptırma derneğine duyurdum. Zamanı gelincevaat edilen yardımlar listesinde Türk Hava Kurumu'nun on bin lirası listedeyoktu. Sorduk dediler ki; onların zimmetine giren para haram olmuştur.

YusufAlabanda yazdı.

Nedirbu Türk Hava Kurumu gerçeği?

Öncelikleoluşturulan algının hilafında, Türk Hava Kurumu devletin resmî bir kurumudeğil, vakıf ve dernek statüsünde olan bir yapı. Türkiye'de vakıf ve dernekstatüsünde olan kurumlar hangi yasal prosedüre tabi ise Türk Hava Kurumu da bustatüye haiz.

İştebu yapı, 2010 yılı sonrasında şirketleşen bir yapıya dönüşerek birçok şirketkurmuş. Bu esnada bankalardan borçlanmış, personeline ait SGK primleriniyatırmamış ve iflas etmiş. Borçlanma işlemleri esnasında da bankalara malvarlıklarını ipotek ettirmiş.

Uçaklarınabakım yaptıramadıkları gibi pilotlarının da maaşlarını ödeyememiş.

Alacaklılarkapıya dayanıp konu mahkemeye intikal edince de yasalar gereği kurumun başınakayyum atanmış.

Kayyumataması yapıldığı günden bu yana Türk Hava Kurumu bu borç sarmalındankurtulmanın mücadelesini veriyor. Aslında, kurum mal varlığı olarak tümborçlarını ödeyebilecek durumda, lakin elinde neyi var neyi yok satarak bunuyapmak istemiyor. Bunun için de bankalar ile oturulmuş ve yeniden bir borçyapılandırması yapılmış, öncelikli olarak satılabilecek taşınmazların listesiçıkarılmış.

İştetam böylesi bir ortamda oluşan yüksek hassasiyetin algılara feda edilmemesiaçısından, bu dokuz uçağın THK'dan borçlarına mahsuben satın alma yolu ile alınarakOrman Bakanlığının kullanımına sunulması epey faydalı olacağını düşünüyorum.

Budurumda da şu soru karşımıza çıkar:

OrmanBakanlığı hava filosu işletebilecek kapasiteye haiz midir?

Buyüzden de bugüne kadar hava unsuru ihtiyaçlarını sürekli kiralama yolu ilekarşılamış.

Ozaman burada devletin de içinde olacağı bir modelin kurgulanması gerekir.

Şuan için uygulanması en pratik model THY üzerine kurgulanacak modeldir.

Hemhava unsurlarının çalıştırılması hem de bakım ve onarımlarının THY teknikekibince uluslararası nitelikte yapılması için bu 9 uçağın ve tedarikedilebilecek yeni ve modern söndürme uçaklarının THY bünyesinde pilotları ilebirlikte envantere ve işe alınması...

Buyöntem sadece kiralama yöntemini minimize etmeyecek, aynı zamanda da THK yönetimininkendi elleri ile oluşturduğu krizin faturasının siyasi iktidara çıkarılmasınınönünü de kesecektir...

Sizce11 CHP'li belediyenin kurumu soyup soğana çeviren bu yönetime bugüne kadar tekkelam etmeme sebepleri ne olabilir?

AyrıcaTHK vakıf ve dernek statüsünde bir kurum olduğu için, bütçelerinden olmamakkaydı ile THK'na bu belediye başkanları diledikleri kadar ve izin almadanyardım yapabilirler. Bir milyar TL civarındaki bir bağış ile THK'yı bu utançverici durumdan kurtarabilirler.

Kurumaböyle bir bağış yaptıkları takdirde kendilerine şükran duyarız.

İlanile duyurarak konuyu siyasi şov malzemesi yapmaya gerek olmadığını düşünüyorum.

Yineduyuruda yanan ormanlık alanların imara açılıp açılmayacağının takipedileceğinden bahsediliyor.

Buşeffaf toplum adına son derece faydalı olacaktır.

Hattabaşta Kazdağları bölgesi olmak üzere, tüm Türkiye'de kılıfına uydurulup yeşilkatliamı yapılan tüm inşaatların uydu görüntülerini ve ruhsat sahiplerininlistesini yayınlamalarını tavsiye ederim.

İzmir,Muğla, Antalya, Mersin ve Adana dâhil her yıl denize doğru imarsız yürüyen tümvilla ve otel sahiplerini tek tek uydu görüntüleri ile ifşa ederlerse, toplumunbu çabayı ayakta alkışlayacağını söyleyebilirim.