Muğla basını "CHP İl Başkanı kim olur?"gündemi ile kilitlenmiş durumda.

Mevcut İl Başkanı meslektaşım Hüseyin Erol tekrar CHP İlBaşkanı olur, düşüncesindeyim.

Köyceğiz- Beyobası doğumlu olan Hüseyin Erol, Tuncelikökenlidir ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun da hemşerisi olur.

CHP'de Kılıçdaroğlu ne der ise o olur..

Bu Perşembe pazarında sınıf arkadaşım, meslektaşım vehemşerim olan Hüseyin Ülkü ile karşılaştım.

Ayak üstü kısa bir muhabbetimiz oldu.

Konuştuğumuz konu da, mesleğimiz gereği 1400 km'denuzun olan Muğla sahillerinin kaderine terk edilmesi idi.

1400 km'den uzun olan ve bir doğa harikası olan Muğlasahilleri bir türlü planlanamıyor ve kaçak yapılar ile adeta kirletiliyor maalesef...

Bu konuyu gündeme getirince Hüseyin Ülkü "Özden,sen bari böyle konuşma. Muğla sahilleri 1967 yılında toptan satıldı" demezmi.

Hüseyin Ülkü, Muğla sahillerindeki kasaba ve köylerinkadastrosunu yapan Muğla Tapulama Müdürlüğünde 1965 - 1973 yılları arasındakontrol mühendisi olarak çalışmıştı.

Ülkü'nün bu cevabını ciddiye aldım ve "Kimesatıldı?" diye sormaktan kendimi alamadım.

Aldığım cevap "Zamanın hükümeti ve onlarıdestekleyenlere" demez mi?

Zamanın hükümetleri o sıralar Demirel ile Ecevitarasında gidip geliyordu.

Muğla sahillerinin satılması illâ tapu kaydı ileolmuyor, haliyle.

Sahillerimizdeki kasaba ve köylerin imar planlarınınyapımını güçleştirir, bu tıkanıklığı da sivil toplum örgütleri ile destekverirseniz sahilde yaşayan insanların hayatlarını burunlarından getirirsiniz.

Vatandaşlar da ihtiyacı olan binalarını kaçak yapmakdurumunda kalırlar.

Sonra, vatandaşı rahatlatmak için merkezi hükümet,tabandan gelen baskılar ile "imar affı" çıkarır.

Sonra da, STÖ "Hükümet imar affı çıkarmaklasahillerimize ihanet ediyor" diye avaz avaz bağırırlar.

Bu da, bir tuzağın içindesiniz, demektir.

1983 yılında yönetime gelen Turgut Özal'ı da kafayaalıp, "Efendim, Muğla sahilleri çok değerli sahillerdir. Bu sahillerinimar planları daha dikkatli ve kaliteli şekilde yapılmalı. Bunun için busahilleri 'Özel Çevre Alanı' içine alalım" diyerek Muğla sahillerindekibürokrasiyi iki katına çıkararak, adeta Muğla sahillerinde imar planı yapımıimkansız hale getirildi.

Batı, Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları tarafındankurulan genç Türkiye Cumhuriyetinin 100. yılına ulaşamayacağı hesabı ilehareket ediyordu.

Ama evdeki hesap çarşıya uymadı.

Türkiye Cumhuriyeti 1923 yılında çok zor şartlariçinde idi.

Türkiye Cumhuriyeti'nin nüfusu 13 milyona ancak çoğukadın, çocuk ve gaziler ile ulaşabiliyordu.

Ülkenin gençleri, Trablus, Balkan, I. Dünya veKurtuluş savaşlarında adeta yok olmuşlardı.

Batı da bu gerçeği görüyor, "I. Dünya savaşındaOsmanlı Devletinin birçok parselini ele geçirdik. Biz de yoğrulduk, bir kaçsene dinlenelim sonra İstanbul, Trakya ve Anadolu'yu Türklerden temizleriz"diye düşündüler.

Ancak, Adalar'dan, Yugoslavya'dan, Bulgaristan'dan, Kafkaslardankoparak Anadolu'ya göç eden Evladı-Fatiha'nlar, Anadolu'da büyük bir destanyazarak, kanlarındaki asıl kan ile büyük işler başardılar...

Çünkü Anadolu son kale idi.

Bu ayağa kalkışı, Batılılar, 1960, 1971, 1980, 1997 ve2016 askerî darbeleri ile durdurmak istediler.

"Orta Asya'dan kopup gelen bu kısrak başı gibiolan Anadolu bizim", diyen insanların yurdu idi Türkiye Cumhuriyetitoprakları.

Batının engellemelerine Türk halkı, meydan okudu,direndi ve bugünlere ulaşabildik.

İmar planı demek, yatırımın ilk adımı demektir.

İmar planı demek, arsa üretmek demektir.

Arsa olmadan hiç bir şey yapamazsınız.

İmar planlarının kalitesine itiraz etmeyi anlarım.

Ama imar planlarını "Rant peşinde koşanların işi"olarak görenlere diyecek lafım bile yok.

Muğla sahilleri turistik tesis yapılacak arsalar,Muğla ili iç kesimleri de tarım ürünlerimizin islenebileceği fabrikalar ile iletişimsektörü (silikon vadisi gibi) yatırımı yapmak isteyen girişimciler içinOSB'lerin kurulması için imar planlarını ve üretilen arsalar bekliyorlar.

Çevreye zarar veren fabrikaların kurulacağı OSB'lerinetabi ki karşıyız.

Çimento fabrikasına karşı olduğumuz gibi..

İmar planları demek, Jeolog, Arkeolog, ZiraatMühendisi, Orman Mühendisi, Harita Mühendisi, Şehir Plancısı, Mimar ve İnşaatMühendisleri için, iş demektir.

OSB'lerdeki fabrikalar ve turistik tesisler degençlerimiz için, iş demektir.

Sap ile samanı karıştırmadan ilimizi planlı birşekilde büyütmek tüm Muğlalıların görevidir.

Torunlarımız bizden bu önemli adımları atmamızıbeliyorlar.

Çevre dostu yatırımlara karşı çıkanları, düşmanbelleme zamanıdır.

Tek hedefimiz, güçlü Türkiye'dir.

Güçlü Türkiye'nin de yolu, yatırımlardan geçiyor.

Batı, güçsüz bir Türkiye'yi gözüne kestirdiği an bizi hameder...

Batı'nın bu sinsi oyununa gelmeyelim ..