Anne veya babadan miras kalan evde kardeşlerden birinin tek başına oturması, diğer mirasçıların en sık yaşadığı uyuşmazlıklardan biri. Peki evi kullanamayan kardeş, evde oturan kardeşinden kira isteyebilir mi? Yargıtay'ın Bodrum'daki bir miras eviyle ilgili 2026 tarihli kararı, hangi durumda ödeme talep edilebileceğine açıklık getiriyor.
Miras kalan bir evde kardeşlerden yalnızca birinin yaşaması, diğer mirasçıların o taşınmaz üzerindeki haklarını ortadan kaldırmıyor. Ancak halk arasında “kira istemek” olarak ifade edilen talep, hukuken her durumda kira alacağı niteliği taşımıyor. Koşullar oluştuğunda gündeme gelen ödeme, ecrimisil yani haksız kullanım nedeniyle tazminat niteliğinde olabiliyor.
Türk Medeni Kanunu'nun 640'ıncı maddesine göre birden fazla mirasçı bulunduğunda, mirasın geçmesiyle paylaşma yapılıncaya kadar mirasçılar arasında terekenin tamamını kapsayan bir miras ortaklığı meydana geliyor. Mirasçılar bu süreçte terekeye elbirliğiyle sahip oluyor.
Bu nedenle anne veya babadan kalan evde yalnızca bir kardeşin oturuyor olması, o kardeşi tek başına evin sahibi haline getirmiyor.
Evde oturan kardeşten her durumda para istenemiyor
Ancak diğer mirasçıların “Evde sen oturuyorsun, geçmiş yılların kirasını öde” demesi tek başına yeterli değil.
Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre, paydaşların birbirlerinden ecrimisil isteyebilmeleri için kural olarak “intifadan men” koşulunun gerçekleşmesi gerekiyor.
Bunun anlamı, evi kullanamayan mirasçının diğer mirasçıya, taşınmazdan kendisinin de yararlanmak istediğini bildirmesi ve mevcut tek taraflı kullanıma rıza göstermediğini ortaya koyması.
Bu bildirimin hangi tarihte yapıldığı da talep edilebilecek ecrimisilin başlangıcı açısından önem taşıyor.

Yargıtay'dan Bodrum'daki miras evi için dikkat çeken karar
Konuyla ilgili en güncel kararlardan biri doğrudan Muğla'nın Bodrum ilçesinden çıktı.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 4 Mayıs 2026 tarihli, 2026/1787 Esas ve 2026/2440 Karar sayılı dosyasında, kardeşler arasında miras kalan ve Bodrum'da bulunan avlulu iki kargir ev niteliğindeki taşınmaz ele alındı.
Dosyaya göre mirasbırakan 29 Ocak 2021 tarihinde hayatını kaybetti. Taşınmaz üç kardeşe miras kalırken, kardeşlerden biri evin konut bölümünü kullanmaya devam etti.
Diğer kardeş ise taşınmazı kullanamadığını belirterek hem müdahalenin önlenmesini hem de babalarının ölüm tarihinden itibaren ecrimisil ödenmesini istedi.
Davacı kardeş, 6 Mayıs 2022 tarihli ihtarnameyle taşınmazdan yararlanmak istediğini bildirdi ve evin 7 gün içerisinde boşaltılmasını talep etti. İhtarname diğer kardeşe 10 Mayıs 2022 tarihinde tebliğ edildi.
Ölüm tarihinden itibaren hesaplanması doğru bulunmadı
İlk derece mahkemesi ecrimisilin mirasbırakanın öldüğü 29 Ocak 2021 tarihinden itibaren hesaplanmasına karar verdi. Bölge Adliye Mahkemesi de kararı esastan reddederek ilk derece kararını korudu.
Dosya Yargıtay'a taşındığında ise önemli bir ayrım yapıldı.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, taşınmazın kardeşlerden biri tarafından bizzat konut olarak kullanılması durumunda intifadan men koşulunun aranması gerektiğine hükmetti.
Bu nedenle ecrimisilin babanın ölüm tarihinden başlatılması doğru bulunmadı.
Yargıtay, davacı kardeşin ihtarnamede verdiği 7 günlük sürenin sona erdiği tarihin esas alınması gerektiğini belirterek kararı bu yönden bozdu.
Önce “Ben de bu evden yararlanmak istiyorum” denilmesi gerekiyor
Kararın ortaya koyduğu temel kural şu: Miras kalan konutta kardeşlerden biri tek başına oturuyorsa, diğer mirasçının geçmişe dönük olarak ölüm tarihinden itibaren otomatik biçimde kira veya kullanım bedeli alma hakkı doğmuyor.
Kural olarak diğer mirasçının, taşınmazdan yararlanmak istediğini karşı tarafa bildirmesi gerekiyor.
Yargıtay kararlarında bu durum “intifadan men” olarak adlandırılıyor.
Bildirimin noter ihtarnamesiyle yapılması ispat açısından güçlü bir yöntem olsa da Yargıtay, intifadan men olgusunun yalnızca noter ihtarnamesiyle kanıtlanabileceği yönünde bir kural bulunmadığını; somut olayın özelliklerine göre farklı delillerle de kanıtlanabileceğini kabul ediyor.

Her olayda ihtar şartı aranıyor mu?
Hayır. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında intifadan men şartının aranmadığı bazı istisnalar bulunuyor.
Örneğin ortak taşınmazın kiraya verilerek gelir elde edilmesi, bağ veya bahçe gibi doğal ürün veren bir taşınmaz olması, taşınmazı kullanan paydaşın diğer mirasçıların hakkını tamamen inkâr etmesi, mirasçılar arasında daha önce kullanım paylaşımının yapılmış olması veya aynı taşınmazla ilgili daha önce ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ya da müdahalenin önlenmesi gibi hukuki süreçlerin başlatılmış olması durumlarında değerlendirme değişebiliyor.
Yargıtay'ın 2026 tarihli Bodrum kararında da özellikle bu ayrım vurgulandı. Bir konutun kiraya verilerek gelir elde edilmesi ile mirasçı kardeşlerden birinin o konutta bizzat oturması aynı hukuki durumda kabul edilmedi.
Ev kiraya verilmişse durum farklı
Miras kalan ev kardeşlerden biri tarafından üçüncü bir kişiye kiraya verilmiş ve kira geliri elde ediliyorsa durum farklı değerlendirilebiliyor.
Yargıtay'ın yerleşik kararlarında kira, taşınmazın “hukuki semeresi” olarak kabul ediliyor ve gelir getiren taşınmazlarda intifadan men şartının aranmadığı durumlar bulunuyor.
Dolayısıyla “Kardeşim evde kendisi oturuyor” ile “Kardeşim ortak evi kiraya verdi ve kirayı tek başına alıyor” aynı hukuki sonucu doğurmayabiliyor.
Kardeşin evde oturmasına yıllarca ses çıkarılmadıysa ne olur?
Bu noktada da her dosyanın koşulları ayrı değerlendiriliyor.
Mirasçı kardeşlerden birinin uzun süredir evde yaşaması, diğerlerinin ise taşınmazı kullanmak istediklerini bildirmemesi halinde, geçmiş dönemin tamamı için otomatik olarak ecrimisil hesaplanması mümkün olmayabiliyor.
Özellikle konut olarak kullanılan taşınmazlarda, diğer mirasçının hangi tarihte kullanma talebinde bulunduğu kritik önem taşıyor.
Yargıtay'ın Bodrum kararında da mirasbırakanın 2021'de ölmesine rağmen ödeme başlangıcında ölüm tarihinin değil, daha sonra gönderilen ihtarnameyle ortaya çıkan intifadan men tarihinin esas alınması gerektiğine karar verildi.
Kullanım tamamen engelleniyorsa dava yolu açık
Türk Medeni Kanunu'nun 693'üncü maddesi de paylı mülkiyette her paydaşın, diğer paydaşların haklarıyla bağdaştığı ölçüde ortak maldan yararlanabileceğini ve onu kullanabileceğini düzenliyor.
Uyuşmazlık halinde kullanma ve yararlanma biçiminin mahkeme tarafından belirlenmesi mümkün.
Miras kalan taşınmazlarda paylaşma yapılıncaya kadar elbirliği mülkiyeti hükümleri de önem taşıyor. Türk Medeni Kanunu'nun 701'inci maddesine göre elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş ayrı payları bulunmuyor; her ortağın hakkı ortaklığa giren malların tamamına yayılıyor.
Bu nedenle kardeşlerden birinin taşınmazı kullanması, diğer mirasçıların mülkiyetten doğan haklarını ortadan kaldırmıyor.
“Kira istiyorum” demeden önce bu ayrıntıya dikkat
Miras kalan evlerde en önemli ayrım, taşınmazın kim tarafından ve nasıl kullanıldığı.
Kardeşlerden biri ortak konutta kendisi oturuyorsa, diğer mirasçının ecrimisil talebinde bulunabilmesi için kural olarak öncelikle taşınmazdan yararlanma talebini karşı tarafa bildirmiş olması gerekiyor.
Buna karşılık ev kiraya verilmişse, gelir getiriyorsa, diğer mirasçıların hakları inkâr ediliyorsa veya Yargıtay'ın kabul ettiği diğer istisnalardan biri bulunuyorsa sonuç değişebiliyor.
Bu nedenle miras kalan bir taşınmaz için talep edilebilecek bedel ve bunun hangi tarihten başlayacağı; miras payları, taşınmazın kullanım biçimi, taraflar arasındaki önceki anlaşmalar, yapılan bildirimler ve daha önce başlatılmış hukuki işlemlere göre belirleniyor.
Kaynak: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 640, 693 ve 701; Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 04.05.2026 tarih, 2026/1787 E., 2026/2440 K.
Kaynak: Haber Merkezi