1968'le 1980 arasındaki 12 sene her cephesiyle mahvolmuş bir zamandilimidir... Bir kısım gençler, Marksizm-Leninizm Monizm üçgeninde komünistideolojiye şartlandırıldılar. Bir bölümü Ruscu, bir bölümü Çinci oldu. Takipçileribile vardı. Bu beyni yıkanan üniversite gençliğine bir zaman sonra işçiler dekatıldı. Marksçı, Leninci, Maocu ideolojinin hedefi, kapitalist burjuva düzeninisilahlı ayaklanmayla yıkıp işçi-köylü iktidarını kurmaktı.

Üniversitede başlayan komünist ideoloji, süratle yayılarak liseleri,polisleri, öğretmenleri de tesirine aldı. Çok geçmeden kanlı eylemler başladı.Kendilerine katılmayan herkesi düşman görüyorlardı. Bu üniversiteli, liseligençler, fabrika işçileri ve öğretmenlerde anarşi ve kargaşa çıkarıyorlardı.

1 Mayıs'larda orak-çekiçli kızıl bayraklar ve komünist ideolog veeylemcilerin posterleri Taksim, Kızılay gibi meydanlarda binler eşliğinde ve sloganlarlataşınıyordu. Akşam ezanından sonra sokağa çıkmak cesaret ister olmuştu.

Komünist militanlar, gözlerine kestirdikleri gençlerin yolunu kesiyor,birkaç beylik sorudan sonra faşist veya gerici diyerek infaz yapıyorlardı. Ülkeelden gitmekteydi. Hükümet sanki vardı. Bazı şehir veya mahallelerepolis-jandarma giremiyordu. Terör, azıyordu.

Bunlar olurken gözünü kırpmadan terörist militanlar karşısına dikilenbir tek unsur vardı: Ülkücüler!.. Ülkücüler, şehit oldular, gazi oldular, sakatkaldılar fakat yılmadılar, sırtlarını dönmediler. Böylece meydanlar, yıkıcı vebölücülere bırakılmadı. Bu amansız mücadelede Ülkücü Kahramanlar, 5 bin şehitverdi. Bazıları sakat kalıp gazi oldu. Bazıları tahsilini yapamadı. ŞehitlerSerdarı Hazreti Hamza'nın alınlarından öperek Kahramanlar Kahramanı SevgiliPeygamberimizin -aleyhi- selam- huzuruna götürmesini umduğumuz bu serdengeçtiyiğitler kimlerdi?

Ülkücüler, Anadolu'nun fakir orta halli ailelerinin evlatlarıydı. Onlarşehit hikâyeleriyle büyümüşlerdi. Aile geçmişlerinde şehitler vardı.Köylerinden, kentlerinden zor şartlarla büyük şehirlere okumaya gelmiş, fakatburada İman, Ezan, Bayrak, Millet ve Vatan düşmanlarıyla karşılaşmışlardı. Dineafyon diyor, tarihe ve ecdada küfrediyor, kendilerinden görmediklerini öldürüyorlardı.

Bunların ikna edilmesi asla mümkün değildi.

Anladıkları dille konuşmaktan başka çare yoktu. Hüküm bu oluncahaykırış şu oldu:

-Ya Allah! Bismillah! Allahu ekber!

17, 18, 19, 20, 21... yaşındaki pırıl pırıl vatan sevdalıları, bukükremeyle meydana atılıyor, Kelime-i şehadetle şühedaya katılıyorlardı.

Bir defa daha soralım:

Kimdir bu anadan, yârdan, serden geçip millî ve mukaddes varlıklarımızuğruna ölüme koşan korkusuz bahadırlar?

Ülkücüler, ataları Malazgirt'te, Şarkî Roma önlerinde Mohaç'ta, Viyana'da,Kırım'da, Teselya'da, Trablus- garp'ta, Balkan, Sarıkamış, ÇanakkaleHarplerinde, Yemen, Medine ve Filistin'de, Millî Mücahede'de, Kût'ül Amâre'de,Kore'de şehit düşen mücahitlerin torunlarıdır...

1968-1980 arası, Türk tarihinin en sancılı ve en çetin zamanlarındanbiridir. Bu 12 yılda amansız bir ölüm-kalım mücadelesi verdik.

Derken, 2 Eylül 1980 Darbesi yapıldı.

Birdenbire terör ve anarşi kesildi.

Zaman sanki buz tutmuştu...

Çığ gibi tutuklamalar başladı.

Ülkücüler olmasa; onların destanî fedakârlıkları olmasa, Marksçı,Leninci, Maocu, Stalinci, Enver Hocacı, Castrocu... güya komünist, laftasosyalist o üniversiteli, liseli gençler, öğretmenler, işçiler, polisler...Kızılordu'ya "buyurun yoldaşlar" diyecek, Türkiye de Balkanlar ve Türkistangibi Moskof zulmü altına girecekti. Bu korkunç sonun gerçekleşmesini, yerli vemillî asker, polis ve emniyet kuvvetlerimizin yanı sıra anasından helal sütemmiş ve helal lokma ile yetişmiş, kalbi Bedir Şehitlerinin muhabbetiyle dolukahraman ülkücüler engellediler.

Terör ve anarşide günlük ölü sayısı, 25-30'ları bulunca darbe emrini ABDsavunma bakanlığından alan 12 Eylül'ün kifayetsiz paşaları, vatanı istilayaaçmaya çalışanlarla canını ortaya koyarak vatanı müdafaa eden Ülkücülere aynımuameleyi reva gördüler.

İhanetle sadakat eşitlenmişti!..

Komünist kurşunların öldüremediği nice Ülkücü genç, darbecilerindarağacında "ölümsüzlüğe" kanatlandılar, nicesi zindanlarda hırpalandılar. Amaonlar, zindanda da darağacında da bu vatana ve bu millete darılmadılar.

Bugün şehit ana ve babalarının dediğini demişlerdi:

-Vatan sağ olsun!..

Cennetteki dereceleri âli olsun.

Hakları ödenemez.

Allah, hepsinden razı olsun.