İnsanoğlu eski cağlardan bu yana planlıbir ortamda yaşamak için gayret göstermiştir.

Plânlı yerleşim dendiğinde ilk aklagelen, her evin bir yola cephesi olmasıdır.

Batı Anadolu'da yüzlerce antik kentmevcuttur.

Bu antik kentler genellikle ızgaraşeklinde, yolların birbirlerini dik kestiği bir plan anlayışı ile inşaedilmiştir.

Bu antik kentler, yeni kıta Amerika'dakikentler inşa edilirken, inşa edenlere esin kaynağı olmuştur.

Türkiye Cumhuriyeti kurulunca ilk önceBaşkent Ankara'nın planlı bir şekilde şekillenmesi için Alman Şehir PlancısıProf. Dr. Hermann Jansen ve arkadaşları görevlendirilmiştir.

Janseen, Ankara imar planınıtamamladığında, Atatürk'ün beğeni ve görüşünü almak için huzuruna çıkmış.

Plan üzerinde uzunca bir tartışmadansonra Jansen, Atatürk'e bir soru soruyor.

" Paşam, bu planı uygulayabilecekmisiniz? "

Atatürk bu soruya kızar ve " Bizyedi düvel-i yenerek bu devleti kurduk. Bu planı mı uygulayamayacağız? Tabi ki,bu plan uygulanacaktır " diyerek Jansen'e tepki veriyor.

Ama, ne yazı ki, tarih Jansen'i haklıçıkarıyor.

İmar olayı ciddi bir iştir veparagözlerin gözü imar planların üzerindedir.

Ankara yıllar içinde mücavir alanlarınplansızlığından dolayı gecekondular ile kuşatıldı.

Hermann Jansen tarafından plânlananşehir merkezi de, birçok imar planı tadilatı yapılarak hem Cumhuriyetin erkentarih binaları yıkıldı, yerlerine çok katlı binalar yapılarak Jansen planınınruhuna tecavüz edildi.

İmar işi önemli bir iştir.

Türkiye Cumhuriyetinin ilk imar yasasıolan 6785 sayılı yasamız 9 / 07/1956 tarihinde ancak çıkarılabilmiştir.

6785 sayılı yasa ihtiyaca cevapvermediği ve imar planı onama işinin çok uzadığı için, hayatın hızına ayakuyduramadığı için, çok şikâyetlere neden oldu.

Bunun üzerine, 3194 sayılı yeni imaryasamız da 3 / 05 / 1985 yılında çıkarıldı.

Türkiye Cumhuriyeti, bir türlü imarplanlarını zamanında yapamadığı için, arsa üretememiş ve böylece ülke kacakyapı dediğimiz gecekondular ile adeta işgal edilmiştir.

İmar planı dışında kalan alanlarda dayasam devam ettiği için, 11/ 07/2021 günü " Plansız alanlar imaryönetmeliği " çıkarılmıştır.

Bu yönetmelikteki bazı eksiklikler de 21/ 07 / 2022 tarihinde bazı değişiklikler yapılmıştır.

Tüm bu uğraşların hedefi, insanımızınsağlıklı evlerde sağlıklı şehir ve köylerde yaşamasını sağlamak, gelişmelerinönüne geçmek, yön vermek ve yerleşim yerlerinin sağlıklı bir şekilde oluşmasınısağlamaktı.

İmar işlerindeki gecikme veaksaklıklardan Muğla ili de nasibini almıştır/ almaktadır.

1400 km den uzun bir sahile sahip Muğlaili birçok koya sahip olduğu için, turizmin en çok döviz kazandıran maviyolculuğun adeta başkenti konumuna gelmiştir.

Ama, Muğla sahillerinin dünya harikasıkoylarının planlamasını hâlâ yapamadık.

Muğla ilinin ılıman havası, insanlarınınmisafirperverliği nedeni ile büyük şehirlerden emekli olan yüzbinlerceemeklilerin son durağı olmuştur ve olmaktadır Muğla.

Yabancı turistlerin de tercih ettikleribir ildir Muğla.

Tüm bu teveccühler Muğla ilinde imarparseli yani, arsa ihtiyacını doğuruyor.

İmar planı yapamayınca, arsa da üretemiyoruz.

İdare de bu tıkanıklığı nasılgiderebiliriz, diye yönetmelik üstüne yönetmelik yayınlıyor.

23 EYLÜL 2022 cuma günü de " LüksÇadır Tesisleri Nitelikleri " yönetmeliğini çıkarıldı.

Bu yönetmeliğe göre temeli olmayan vebirbirlerine en az 50 m mesafede olan nitelikli çadırlar ile turizmtesislerinin önü açılmış oluyor.

Bu yönetmeliğe, daha ilk günden karşıçıkan onlarca meslektaşım ile karşılaştım...

Bu yönetmeliklerin çıkmasında biz,teknik personelin hiç suçu yok mu?

Batıda 6 - 7 ayda tamamlan ve hemenuygulanan imar planlarını, biz 15 - 20 yılda ancak yapabiliyoruz.

Sonra da idare halktan gelen taleplerekarşılık veren yönetmelikler çıkarınca " Olamaz böyle şey. Doğayı talanediyorlar. Bu işler, bu yönetmeliklerle yürümez. " deyip itiraz ediyoruz.

Atalarımız " iğneyi önce kendinesonra çuvaldızı karşıdakine batır " demişler.

TMMOB üyeleri meslektaşlarımın bilhassateknokratlarımızın öz eleştiri yapma zamanıdır.

Biz, teknik personel imar planıyapılmaması için elimizden gelen her şeyi yılladır yapıyoruz ve ülke kacakyapılar ile gecekondulaşıyor.

Bu gerçeği ne zaman göreceğiz?

Zaman, telafisi mümkün olmayan endeğerli varlığımızdır.

Zamanı ıskalayan, hayatı da ıskalar.