İnsanoğluduygu ve düşüncelerini anlatmak için beş duyu organından dilini kullanır.Konuşmak, insanların kendi aralarındaki en kolay anlaşma aracıdır. Kişikonuşarak karşısındaki kişiye kendisini ifade etmiş olur. Özelliklekarşısındaki kişiyi etkilemek ve söylediklerine inandırmak zorunda olanlarındili daha etkin kullanmaları zorunluluktur. Bu bağlamda da dili etkinkullanması gerekenlerin başında siyasiler gelmektedir.

Milletolarak okumayı değil konuşmayı çok seviyoruz. Dünya genelinde kişi başına düşenkitap okuma oranında oldukça düşük durumdayız. Ancak, büyük çoğunluğumuzyeterli bilgiye sahip oldukları düşüncesi ile hareket ederek olaylara vekarşısındaki kişiye yönelik eleştiri, tavsiye ve önerilerde bulunuyor.

Oysa,dinimiz, "Ya hayır konuş ya da sus" düsturu ile kişinin çok konuşmasını değilfaydalı konuşmasını önemsemiş ve önermiştir.

Gelenekve göreneklerimiz de az konuşma yönünde bir yaklaşım tarzı benimsemiş ve azkonuşmanın daha faydalı olduğuna dair "Söz gümüş ise sükut altındır" şeklinde bir yaklaşım sergilemiştir.

Ancak,günümüzde siyaset arenasında çok konuşmanın daha çok prim yaptığı şeklinde biryaklaşım bulunmakta ve bazı siyasiler tartışmaya konu olaylara ilişkin gerekliaraştırma ve inceleme yapmadan konuşma yapmaktadırlar. Oysa, sadece iktidarpartisine muhalefet etmek amacı ile her şeye karşı gelen bir anlayışla yapılankonuşmalar ise millet nezdinde karşılık bulan konuşmalar değildir.

Bununyanında muhalefet partilerinden bu konuşmalarda ve özellikle de seçimtartışmaları kapsamında, ayağı yere basmayan birçok seçim vaatlerine yönelikprojeler de duymaktayız.

Oysa,ülkeyi yönetmeye talip bir kişi ya da partinin ülkeye dair projelerinin ayağıyere basan ve uygulanması mümkün projeler olduğu gibi aynı zamanda da hayatageçirilmesi durumunda gerek millet ve gerek ise devlet açısından faydalıprojeler olması gerekmektedir.

Türkiye,özellikle 1970'li yılarda ve daha sonra da 1990'lı yıllarda sadece seçimkazanmak amaçlı popülist seçim vaatlerinin ve akabinde de uygulanan projelerinçok zararını görmüştür.

ÖzellikleRahmetli Özal'ın önerdiği emeklilik yaşının hayata geçirilmemesi ve rahmetliDemirel'in hayata geçirdiği erken emeklilik uygulaması Sosyal GüvenlikKurumlarına çok zarar vermiştir.

Ülkemiz,popülist uygulamaların ardından uzun süre kendisini iktisadi anlamdatoparlayamamıştır.

Busebeple de özellikle ülkeyi yönetmeye talip olanların gündemdeki konularlailgili gerekli araştırma ve tetkiki yapılmadan konuşmaması ve vaatlerinin deayağı yere basan ve uygulanması mümkün ve gerekli projeler olmasıgerekmektedir.

Kısacası,millet ve devlet için gerekli olan az konuşmak ama çok iş yapmaktır.