TURİZM ALANLARI EĞLENCE Mİ YOKSA DİNLENCE ALANLARI MIDIR?
Gündem her zamanki gibi yoğun… Dünden kalanlardan Remzi Kazmaz açıklamalarına bugün de yer kalmayabilir.
Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın “görevi ihmal” suçlaması ile yargılandığı Bodrum Asliye Ceza Mahkemesi’nde aldığı 5 ay hapis cezası haberini verirken, kendisinin görüşüne de yer vermek istedim, ama dünkü yazımda vurguladığım gibi görüşemedik.
Neyse Başkan Aras önceki gece saat 22.00 sıralarında sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda “Tarafıma verilen haksız cezanın, istinaf veya temyiz aşamasında bozulacağına inanıyorum” diye açıklama yaptı.
Başkan Aras, sinema sanatçısı Müjde Ar’ın şikâyetiyle yargıya taşınan “gürültü davasına” ilişkin, olayın ‘pandemi döneminde’ yaşandığını anımsatarak, pandemi koşullarında turizm tesislerinin yasal çerçevede faaliyet gösterdiğini vurgulayıp, “Turizm alanında eğlence engellenemez” diyerek “Haziran Günay Restoran’ın canlı müzik etkinlikleri, yasal çerçevede gece 01.00’e kadar açık havada yapılabiliyordu. Saat aşımı veya ses sınırı ihlali tespit edildiğinde gerekli işlemler yapılıyordu. Ayrıca, işletmeye idari para cezaları kesildi ve belediye tarafından suç duyurusunda bulunuldu. Bu hususlar mahkeme kararında da yer almaktadır.” dedi.
*
Başkan Aras, açıklamasında, şikâyete konu olan konutun turizm tesisi alanında ve pansiyon ruhsatıyla inşa edilmiş bir yapı olduğuna dikkat çekerek, beş yıldızlı bir otelin bünyesindeki yasal eğlence faaliyetleri nedeniyle yapılan şikâyetin hukuki dayanağı olmadığını savunurken, özellikle “Turizm alanında eğlencenin engellenemeyeceği bilinmelidir.” ifadesiyle gündemimize yeni bir tartışma konusu kazandırmış oldu!
Turizm alanları eğlence alanları mıdır, dinlence alanları mıdır, yoksa ikisi birden midir?
Konu önemli, sonra bakarız…
*
BAŞKAN ARAS BU KONUDA NE KADAR SAMİMİ?
Bu arada Nejat Altınsoy arkadaşımızın önceki gün paylaştığı “Başkan Aras’tan Basınla İlişkilerde Empati ve Diyalog Vurgusu” başlıklı yazısı da dikkatleri çekti. Başkan Aras’ın bu yazıda yer alan ifadeleri de basınımızda tartışma konusu olabilir.
Başkan Aras söz konusu ifadeleri CHP Menteşe İlçe Başkanlığı’nın “Program Çalıştayında” kullanmış. O çalıştayda Esma Turan ve Nejat arkadaşımız dışında gazeteci de yokmuş. Başkan Aras bu ifadeleri bu yüzden kullanmış olabilir mi bilmiyorum, ama öyle değildir diye düşünüyorum…
Çalıştayı Esma Turan’ın paylaşımlarından takip ettim. İktidara yürüdüğünü iddia eden bir partinin, o yürüyüşün “seçim beyannamesi” niteliğindeki programı ile ilgili çok önemli çalıştayına “basının ilgisizliği” de bir tartışma konusu olabilir.
Ancak bu basının tartışacağı bir şey de değil… Bunu Başkan Aras ve CHP’nin yerel kurmaylarının tartışması daha uygun düşer…
Bir de Başkan Aras o ifadeleri bir CHP programında kullanırken basının CHP ile ilişkilerini mi belediye ile ilişkilerini mi; belediye ile ilgiliyse kendisinin ilişkilerini mi yoksa Basın Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı ilişkilerini mi kastediyordu o da belli değil!…
*
Ahmet Aras Başkan, Menteşe Çalıştayı’nda “basınla ilişkiler üzerine” şu ifadelerde bulunmuş:
“Siyaset ile basın arasındaki ilişkiyi karşılıklı anlayış ve empati çerçevesinde yürütmeliyiz. Eleştiriler elbette olacak. Hatalarımızı hep birlikte masanın üzerine koyup konuşalım arkadaşlar. Kimse alınmasın, kimse yüceltilmesin. Biz de hata yapıyoruz. Zaten görüyorsunuz; konuşuluyor, yazılıyor. Basın da eleştiri hakkını sonuna kadar kullanıyor, kullanmalı da. Ancak basın eleştiri hakkını kullanırken, biz kendimizi anlatmaya çalıştığımızda sanki basına tepki gösteriyormuşuz gibi oluyor ya da basın özgürlüğüne müdahale ediyormuşuz gibi bir algı oluşuyor. Oysa sen bir iddiada bulunuyorsun, ben de kendimi anlatmaya çalışıyorum. Bu çok doğal. Lütfen karşılıklı empatiyi her iki taraf da yapsın. Biz yapalım, elbette yapalım; ama basın da bizim doğrularımızı ortaya koyma çabamızı, özgür basına müdahale gibi görmesin. Bu doğru bir yaklaşım değil. Açıkçası bu durum, şu anda ülkenin içinde bulunduğu kutuplaşma ikliminin de bir sonucu. İnsanlar artık birbirine tahammül etmekte zorlanıyor. Böyle bir noktaya geldik. Ama biz bu kutuplaşmayı yıkacağız arkadaşlar, bunu ortadan kaldıracağız”
Doğrusu ben kendimi bu ifadelerin muhatabı görmüyorum. Elbette yayınları “kasıtlı, hasmane, yıkıcı eleştiri” izlenimi veren arkadaşlarımız da var. Onayladığımı söyleyemem, ama bu onların tarzı. “Onlar neden böyle yapıyorlar?” diye de “siyasetin” kendisinin empati yapması gerekir.
“5 ay hapis cezası” ile ilgili ben objektif gazeteciliğin gereği sayın başkanla görüşmek istiyorum, ulaşamıyorum. Benim “Basın halkla çelişkiler” olarak nitelendirdiğim Dairenin Başkanlığına da ulaşamıyorsam neyin empatisini yapacağız…?
Hem bu “mesele” gazetecilerin olmadığı ve de “gazetecilerle ilgili olmayan” bir programda mı konuşulur?
Sayın Başkan görev sürenizde gazetecilerle kaç kere “istişare” toplantısı yaptınız, en son ne zaman bir araya geldiniz? Üzgünüm, sizi samimi bulmuyorum…
*
GÜNDEM YOĞUN…
Evet gündem yoğun.
Menteşe-Yatağan sınırında kurulurken, Muğla Çimento A.Ş.’nin ÇED Olumlu Raporunun mahkeme kararıyla iptali sonucu “yapı ruhsatı” iptal edilen yatırımın tamamen engellenmesi yönünde Muğla Büyükşehir Belediye Meclisi’nde yatırım alanı ile ilgili imar planları da iptal edilmiş ve Muğla Çimento A.Ş. yargıya başvurmuş, Muğla 4. İdare Mahkemesi de Muğla Büyükşehir Belediye Meclisi’nde alınmış olan “Nazım İmar Planını iptal eden kararı” geçtiğimiz günlerde hukuka aykırı bularak iptal etmişti.
Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras bu konuda yaptığı açıklamada da mahkemenin kararının “usul” ile ilgili olduğunu belirterek “Ama mahkeme meclisin iptal yetkisi olduğuna da hükmetmiş oldu. Yani plan iptal edilirken tekrar görüş toplanacak diye bir mevzuat da yok, ama mahkeme bu şekilde takdir etti. Biz de şimdi o görüşleri tekrar hazırlayıp, gereken uygulamayı yeniden hayata geçireceğiz.” diye açıklamada bulundu.
Muğla Çimento A.Ş. yetkilileri ise “Biz yargı kararına da meclis üyelerinin kararına da saygılıyız. Herkes işini yapıyor. Bizde işimizi yapıyoruz. Bayramdan sonra inşaata kaldığımız yerden başlarız.” diyor… İşte bir tartışma konusu daha…
*
Hukuk var…
Önceki gün gündeme bir de “Danıştay’dan Muğla kıyıları için önemli karar” başlıklı haberler düştü.
Danıştay’dan son zamanlarda Muğla’da “Hukuk var” dedirten kararlar çıkmaya başladı.
Bilindiği gibi, Gökova Körfezi’nde doğal sit alanlarının yapılaşmaya açılmasına yönelik düzenlemeye karşı başından itibaren açık ve net bir tutum alan Muğla Büyükşehir Belediyesi, Danıştay’ın verdiği kesin nitelikteki onama kararıyla hukuken haklı bulundu. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu (İDDK), Danıştay Dördüncü Dairesi’nin iptal kararını onayarak, Gökova’daki bazı alanların “sit statülerinin düşürülmesine ve bu alanların kesin korunacak alan ilan edilmemesine” yönelik işlemin hukuka aykırı olduğuna kesin olarak hükmetti.
Böylece ortaya Gökova’yı bir 30-40 yıl daha güvene alacak hukuki karar çıkarken, önceki günde TMMOB Mimarlar Odası Muğla Şubesi tarafından, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca 2020’de onaylanan Aydın-Muğla İlleri 1/50.000 ölçekli Bütünleşik Kıyı Alanları Planı’nın iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle açılan davada karar çıktığı haberi geldi.
Habere göre Danıştay Altıncı Dairesi, planın yürütmesinin durdurulmasına hükmetti.
Alın size bir tartışma konusu daha…
Bu arada Fethiye’deki “Sahil Bandı Dosyası” ile ilgili ilçenin halef selef başkanlarına soruşturma izni çıktı… Fethiye Alternatif Bakış’ın haberine göre, Fethiye’nin 2. Etap Sahil Bandı’nda bulunan kaçak yapılar ile kamusal alan işgallerine bilinçli şekilde göz yumulduğu gerekçesiyle, İçişleri Bakanlığı tarafından aralarında Alim Karaca ve eski Belediye Başkanı Behçet Saatcı’nın da bulunduğu belediyenin ilgili birim sorumluları hakkında soruşturma izni verildiği öğrenildi.
Alın bir tartışma konusu daha…
*
CHP’NİN KANAYAN YARASI
“Muğla’dan Haber Var” sosyal medya hesabından haber paylaşan gazeteci arkadaşımız Ömer Kundakçı, aylar önce CHP Ortaca İlçe Başkanı Mehmet Güzel’in memnu haklarının iadesi talebinin reddedildiğini yazmış kimse oralı olmamıştı.
Konu bugünlerde yeniden alevlendi diyemeyeceğim, alev alev yanıyor… Söylenenler doğruysa CHP Genel Merkezi’ni hukukun gereğini yerine getirme çağrısını da takan yok…!
Yerim kalmadı. Olsun… Bizim kıblemiz önce Kabe, sonra Hukuk… Kimseden korkumuz yok. Bu köşede görmezden, duymazdan gelinen, ele alınmayan konu olmaz… Hepsini ve fazlasını ele almaya devam edeceğiz. Son günlerde “Sakaraltı Sakarüstü” soruşturmasında gelişmeler yaşanıyor. “Ne oluyor?” diye soruyorsunuz. Merak etmeyin, onu da biz yazarız… Ha bir de Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü neden gitti diye soranlar var. Onu da yazarız. Şu kadarlık söyleyeyim, “Dürüstlüğünden” gitti…
--------------- -------------
GÜNÜN SÖZÜ: Hiçbir şeyi anlamadan reddetme, anlamadan kabul etme. --Rudolf Steiner