1968yılında Adalet Partisi içindeki DP'nin seçkin önderlerinin yakınları 40 kişikendi bütçelerine ret oyu verdiler. Bunun sebebi ise Menderes ve arkadaşlarınınkabirlerini Adalardan alarak Anadolu'ya getirmek istediler. Günün İçişleri BakanıFaruk Şükran öncülük ediyordu. Bu sebepten bütçenin güven oylamasında Güven Partisiliderinin desteklemesi ile güven oyu alarak 1971 de askeri müdahaleye kadartam, daha sonra meclis çoğunluğu ile 61 Anayasasının 58 maddesi değişti. 1973seçimine kadar meclis çoğunluğu devam etmişti. Günün gazetelerinde çıkanyazılar şöyleydi, Güven Partisinde alevi vekiller ağırlık koymuştu 1969 nire, 2022nire !...
ŞimdiMetin Feyizoğlu Kıbrıs Büyükelçisi'dir. 1971'de asker hemen yetişti iktidarıalarak, Nihat Erim'i başbakan yaptı. Bu sırada Demirel'in yaptığı boğaz köprüsübitmiş ve açılış yapılacaktı. Törene Demirel davet edilmedi. Demirel evde ikenAvrupa Madalya temsilcileri geldiler ve Demirel'in boynuna madalyayı taktılar.Hükümeti yıkan askerler, yasaklı bulunan N. Erbakan'ı affedip seçime girmesinisağladılar. 73 seçiminde Milli Selamet Partisi 50 civarı vekil alınca birdenanahtar oluverdi. Seçimde önde giden Karaoğlan ile ortak hükümet oldular.12Eylül 1980 harekatı iktidar hükümeti başkanı olan Süleyman Demirel'iZincirbozan'a göndermedi Demirel, Kenan Evren'e basın yoluyla soruyordu. Bukadar gücün vardı da ne diye dün terörü durdurmadın? Kenan Evren'den gelencevap şöyledir. Dünkü yetkimle CHP'yi kapatamazdım.
1968-1980 arası, Türktarihinin en sancılı ve en çetin zamanlarından biridir. Bu 12 yılda amansız birölüm-kalım mücadelesi verdik.
Derken, Eylül darbesiyapıldı.
Birdenbire terör ve anarşi kesildi.
Zaman sanki buz tutmuştu...
Çığ gibi tutuklamalar başladı. Öyle ki Ülkücü Hareketi başlatanBaşbuğ Alparslan Türkeş bile aranır oldu! Ülkesinden, ailesinden, hattakendinden çalınmış binlerce komünist, esasta ise gafil sosyalist genç yakalanıphapse atıldı...
Ülkücüler olmasa; onların destanî fedakârlıkları olmasa, Marksçı,Leninci, Maocu, Stalinci, Enver Hocacı, Kastrocu... güya komünist, laftasosyalist o üniversiteli, liseli mankurtlaşmış gençler, öğretmenler, işçiler,polisler... Kızılordu'ya "buyurun yoldaşlar" diyecek, Türkiye deBalkanlar ve Türkistan gibi Moskof zulmü altına girecekti. Bu korkunç sonungerçekleşmesini, yerli ve millî asker, polis ve emniyet kuvvetlerimizin yanısıra anasından helal süt emmiş ve helal lokma ile yetişmiş, kalbi BedirŞehitlerinin muhabbetiyle dolu kahraman ülkücüler engellediler. Aynı zamandaMaturidî itikada kol-kanat gerdiler...
Şöyle bir manzarayı hiç unutmadık. O yıllarda bir akşam, bir grupgenç, ecdadın yazdığı Ehl-i sünnet itikad ve amelini anlatan kitapları,Fındıkzade kahvehanelerinde vatandaşlara tanıtıyorlardı. Bir yerden diğerinegiderken onlar, hiç fakında olmasa da Ülkücüler, kendilerini uzaktankolluyorlardı...
Terör ve anarşide günlük ölü sayısı, 25-30'ları bulunca darbeemrini Pentagondan alan 12 Eylül'ün kifayetsiz paşaları, vatanı istilaya açmayaçalışanlarla canını ortaya koyarak vatanı müdafaa eden Ülkücülere aynımuameleyi reva gördüler.
İhanetle sadakat eşitlenmişti!..
Komünist kurşunların öldüremediği nice Ülkücü genç, darbecilerindarağacında "ölümsüzlüğe" kanatlandılar, nicesi zindanlardahırpalandılar. Ama onlar, zindanda da darağacında da bu vatana ve bu milletedarılmadılar.
Bugün şehit ana ve babalarının dediğini demişlerdi:
-Vatan sağ olsun!..
Cennetteki dereceleri âli olsun.
Hakları ödenemez.
Allah, hepsinden razı olsun.