21 Şubat 1977 tarihiMuğla'da sağ taraftaki seçmenin sesi ve her türlü yanlışın karşısında olacakolan bir basın doğmuştur. Hamle gazetemizin sağ köşesinde "TÜRK MÎLLETİ BÎRBÜTÜNDÜR" atasözü vardı. Sol köşesine de " İSTANBUL BOĞAZ KÖPRÜSÜ" resmibulunuyordu. Bu resim bize göre bir amblem idi. Boğaz köprüsünün temeliatıldığından itibaren, CHP'nin ve sol basının kötü propagandası bize, uzaktanda olsa köprüye sahip çıkmak adeta milli görev haline gelmişti. Yalanlarıhakikat gibi manşet eden Hürriyet gazetesi, 101 mimar ve mühendisi tetkikettirdiğini ve köprünün temelleri çürük raporu verdiler diye yazıyordu. Köprü 1972yılında açıldığında, askerler iktidardı. Başbakan Nihat Erim idi. Köprüyü yapanSüleyman Demirel davetli değildi. Köprünün düşmanları bayram havası içindehizmete açtılar. Ancak, Dünya Karayolları Birliği aynı akşam Demirel'in evindeidi. Birliğin en yüksek nişanını köprünün mimarı olarak Demirel'e takdimettiler.
Türk Milleti birbütündür, kimse onu bölemez. Bu söz Atatürk'ündür. Bu iki görüntü Hamle'nin neolduğunu yeteri kadar anlatırdı.
Hamle'nin, Muğlasevdalısı olduğunu ve nasıl bir muhafazakâr olduğunu anlatmak için yaşadığımıziki olayı anlatmak isterim. 1980 öncesi idi. Muğla Özel İdare Müdürlüğü epeyyüklü miktarda defter ve evrak bastıracaktır. Bu işin ilanı Aydın ve İzmir deyapılmıştır. Tekliflerin açılma aşamasında benim haberim oldu. Hemen ihale evraklarınıtetkik ettim. Çünkü ben il genel meclisi üyesiyim. Vali ile her an irtibathalindeyim. Müdürler adeta CHP'nin emrinde gibiydi. Tayin edilmesi halindeDanıştay derhal tehiri icra yani tayini iptal ediyordu. Bu düzene artıkalışmıştık. Bazı kişilerin tayini olmadan bile Danıştay'dan tayin iptaligeldiğine ben şahit oldum. İşte böyle bir Özel İdare Müdürüne, Vali hepimizinönünde sordu. Neden evrak basımı işini Muğla da ilan etmedin? Cevabı şöyle idi,Muğla da büyük ebat makine yok. Vali, bana dönerek, doğru mu Muğla da büyükebat defter basabilecek baskı makinesi yok mu? Benim cevabım şöyle idi, Muğlada yeteri kadar büyük makine var. Hamle 57-82 ebat gazete çıkarıyor. Özel İdareMüdürü devreye girdi ve Hüseyin Bey il genel meclisi üyesidir. İhaleye giremezdedi. Vali, demek ki yalan söylüyorsun. Muğla da bu işi yapabilecek makineparkı var.
İl genel meclisi, otarihte Valinin meclisi gibiydi. Vali talimat verdi. En düşük veren fiyattanbir kuruş eksiğine iş Muğla da kalacak.
Bu defa da benim organizeetmem gerekiyordu. Üç matbaaya teklif verdirdik. En ucuz veren Merhum HaşanNuri Öncü olacaktı. Rakip partileriz, durumu kendisine çekinerek ben söyledim.Bana, çok memnun olduğunu ve iş olmasa bile bu yaptığın hareket beni çokduygulandırdı dedi. Netice de işi çok beğeni içinde teslim ettik. O tarihtensonra Devrim bize çok yakın oldu.
İkinci konu geneDevrimle aramızda geçti. Olay şöyle gelişti. Muğla Orman Bölge Müdürlüğü,Kızıldağ'dan şehre bakan cepheye Atatürk'ün bir vecizesini ışıklı olarak yaptırmıştır.Ertesi günü gazeteye gelen bizim yakınlarımız dert yanıyordu. Bu yazı, VATANDABARIŞ-DÜNYADA BARIŞ şeklindeydi. Oysa Büyük Atanın söylediği orijinal şekli"YURTTA ŞULH-CİHANDA SULH" olması gerekirdi. Bizim seçmen veya okuyucularımızbu yeni kelimeleri en çok Ecevit kullandığı için veya anlamı zayıf geliyor diyeitiraz ediliyordu. Gazete olarak bize göre de, orijinali yazılmalı anlamındauyarıda bulunduk. Yazımızı okuyunca hemen bize telefon açan Orman Bölge Müdürü,kendisinin siparişi de orijinali idi. Hemen durumu el koymuş ve orijinaliniyazdırmıştı.
Ertesi gün Devrimgazetesinde H. Nuri Öncüer imzası ile bir yazı çıktı. Yazının özeti şöyle,mahalli bir gazete istedi diye koskoca devlet, Türkçe yazıyı silmiş ve Arapçaolan yazıyı yazmıştır.
Bizim cevabımızşöyle oldu, Arapçayı silmeye kalkarsanız, Hasan, Nuri, Hüseyin, Ayşe, Fatma,Gülsüm ve buna benzer hepimizin adı Arap ve Fars dilinden gelmedir. Sizadınızın Coni olmasını ister misiniz? İşte buna benzer yapılan hizmet içinmuhalif olmak, söyleyene hep zarar vermiştir.
Türk MilletiniArapça okuma demek, Kur'an okuma, İslam olma, Ezanı Arapça okuma anlamınagelir. Bin yıllık yaşantıyı, inanç dünyasını tersine çeviremezsiniz. Bu günİslam birliğine şiddetle ihtiyaç var.
HıristiyanlarPAPA'larını partiler üstü bir unvanla koruyorlar. Bizim onlardan çok evvelkurulan Halifelik vardı. Dünya Müslümanları aidat gönderirdi. HattaCumhuriyet'in ilk yıllarında Hindistan'dan aidat gelmeye devam ettiği söylenir.Bunları yazmakla bir nevi kimliğimizi anlatmak istedim.
Bunları istemek gerikafalı olmaksa, istenen yenilik hiçbir ülkede yok. Bize medeniyet diyeyutturulan, sol elle yemek yemek, tırnak büyütmek, erkek kıyafeti giyen kadın,kadın kıyafeti giyen erkek, aile düzenine de kendilerine benzettiler. Ama TürkMilleti atalarının yaşantısını unutmadı.
Bu görüşlerle Hamle'ye uzun ömürler dilerim...