1958 yılında Başbakan Adnan Menderes, ABD'ye gidiyorve Fırat nehri üzerinde kurulması düşünülen Keban barajı için zamanın ABDBaşkanı Einsenhower'den 300 milyon dolar kredi talep ediyor.

ABD Başkanı Einsenhower, Başbakan Adnan Menderes'e"Biz sizin Fırat nehri üzerinde baraj inşa etmenizi istemiyoruz" diyebu isteğimize olumsuz cevap veriyordu.

Amerika neresi, Fırat neresi diye düşünmeden edemiyorinsan.

2 sene sonra 27 Mayıs 1960 günü bir darbe ile Mendereshükümeti aşağıya indiriliyor ve iki arkadaşı ile idam ediliyor.

Aradan 2 sene geçiyor AP Genel Başkanın Ragıp Gümüşpala'nınölümü ile Süleyman Demirel AP Genel Başkanı oluyor.

Parti kurultayında Genel Başkan seçim öncesi 1964yılında Hürriyet gazetesi zamanın ABD Başkanı Johson ile Demirel'in beraberceçekilmiş fotoğraflarını manşetten vererek "ABD, Süleyman Demirel istiyor"diye partilileri etkiliyordu.

O güne kadar da Süleyman Demirel'i kimse tanımıyordu.

Bir yıl sonra da AP genel seçimleri kazanarak SüleymanDemirel Başbakan oluyordu.

Süleyman Demirel'in başbakanlığı 12 Mart 1971 gününekadar sürdü.

Çünkü 12 Mart 1971 günü ikinci darbe olmuştu.

Aradan 9 yıl geçiyor ülkemizde 12 Eylül 1980 günütekrar bir darbe oluyor.

Darbe olur olmaz zamanın ABD Başkanı olan Charter'eopera seyrederken adamları "Başkanım, bizim çocuklar darbe işinihallettiler" diye müjde veriyorlar.

Yıllar sonra 1990'lı yıllarda tekrar Başbakan olanSüleyman Demirel'in yolu ABD'de Beyaz Saraya düşüyor.

Zamanın ABD Başkanı olan baba Bush, SüleymanDemirel'in önüne bir Türkiye haritası koyuyor Güney- Doğu Anadolu Bölgesininüstüne elini koyarak "Sizin, burada ne işiniz var? Neden buradaduruyorsunuz, buraları terk edin" diyor.

Başbakan Demirel kıpkırmızı kesiliyor ve hiç sesiniçıkarmıyor ve Beyaz Saray toplantısı böylece bitiyor.

Demirel'in yanında arkadaşı milletvekili Lütfi Akdoğanbulunuyor.

Lütfi Akdoğan otele dönünce Demirel'e "Adam biziAnadolu'dan resmen kovaladı, sen tek kelime etmedin" diye çıkışıyor.

Demirel'de "Lütfü, Lütfü, Amerika'dankorkmuyorsan, gel bu koltuğa sen otur, ülkeyi sen yönet" diye tepkiveriyor.

Aradan 7 yıl geçiyor Süleyman Demirel Cumhurbaşkanıoluyor.

Ve Demirel 28 Şubat 1997 post modern askeri darbesinedestek veriyor.

Halbuki kendisi 1971 ve 1980 yıllarında iki defaaskeri darbeye muhatap olmuş bir politikacı idi.

Darbe denen şeyin ne olduğunu en çok o biliyordu.

Bu darbelerin ve bir önceki darbenin arkasında ABD'ninolduğunu biliyordu.

Ne günler geçirmişiz?

Türkiye barış ve huzur içinde yaşamak istedikçe ABD,Türkiye Cumhuriyetinin çarkına devamlı çomak sokmuş yıllarca.

Son olarak da 15 Temmuz 2016 günü çomak sokmak istedi..

Ancak, darbeye Türk halkı direndi ve 252 şehitvererek, 2 bin gazi ile bu darbeye karşı çıktı ve başarılı oldu.

Tüm bu gerçekleri, tarihi evraklar açıklandıkça yeniyeni öğreniyoruz.

ABD hâlen aynı ABD.

Adamlar bizi bir türlü sevemediler.

Zorla güzellik olmaz, demiş atalarımız.

Oturup, düşünmek ve kendimize yeni bir yol bulmalıyız.

Bu sözde ortaklar ile gidilecek bir yolumuz maalesefyok.

17 Temmuz 2023 geçesi ABD'de kızlarımız voleyboldaDünya Şampiyonu oldular.

Bizi çok da mutlu ettiler.

Ama bir şey herkesin gözünden kaçtı veya olayı pekumursamadılar.

Biz defalarca Dünya şampiyonlar seronomisine şahitolduk.

Kürsü diye bir şey var.

Seronomi, ikinci, üçüncü, dördüncü olan takımlarsırası ile kürsüye gelirler madalyalarını alırlar.

En sonunda da şampiyon sahneye gelir dereceye girentakımlar şampiyonu alkışlar. Şampiyonu onurlandırırlar ve şampiyona da kupasıböylece verilir.

Sonra da şampiyon olan takım hangi ülkenin takımı ise,o ülkenin marşı çalınır.

Türkiye, bir kaç yıl önce kadın Voleybol Şampiyonasındadördüncü olmuştu ve seronomi bu şekilde yapılmıştı.

Dördüncü olan takımımızın kaptanı Eda Erdem, bir kaçyıl önceki o seronomide vardı.

Peki dün ne oldu?

Kızlarımız galibiyet sevinci yaşarlarken biri (!)geldi takım kaptanımız Eda Erdem'e şampiyonluk kupasını veriverdi.

Eda Erdem, önce şaşırdı, ama kupayı almak zorundakaldı.

Eda Erdem'in şaşırması prosedürü bilmesindenkaynaklanıyordu.

Adamlar "Tamam şampiyon oldunuz. Alın kupanızı dagidin" der gibi davrandı benim canım kızlarıma.

Bu kadar da olmaz, bir millet bu kadar aşağılanamaz.

Bati uygarlığı kendi dışındaki uygarlıklara zerrekadar saygı duymuyor.

Bu gerçeği bilerek yaşamalı ve tedbirimizi almalıyız.

Batı bizi adalet, eşitlik, kardeşlik, özgürlük vedemokrasi kelimeleri ile aldatmaktan başka bir şey bilmiyor.