II. Dünya savaşı bittiğinde Almanya ve Japonya'daadeta taş taş üstünde kalmamıştı.

Şehirler harap olmuş, fabrikalar yıkılmış ülke tam biryok oluş ile karşı karşıya kalmıştı.

Fabrikalar yıkılmıştı ama Alman ve Japon mühendisler,teknisyenler, ustalar ve işçilerin büyük bir kesimi yaşıyorlardı.

Bu emekçiler çalışkan, üretken, becerikli ve işi bileninsanlardı.

Tabi fabrika yok ise, bu insanlar da bir şeyyapamıyorlardı.

Dünya'nın para babaları bu iki ülkenin insanlarınıözelliklerini biliyorlardı.

Para babaları bu insanlara, "Kapital benden,çalışmak üretmek de sizden" diye bu iki ülkeye para ve teknoloji akıttılar.

Sonunda da Dünya'nın "Mucize" dediği buülkelerdeki kalkınma gerçekleşti.

Bu iki ülkedeki fabrikalarda üretilen mallarınmarkaları yerli idi, çalışanlar da o ülkenin insanları idi, ama yeniden inşaedilen bu dev fabrikaların sahipleri özellikle gölgede bırakıldı.

Avrupa ve Japonya'da bunlar olurken Türkiye'de 1950yılında yönetime gelen DP yöneticileri ülkenin kalkınması için enerjinin nekadar önemli olduğunu fark ettiler.

Enerji sağlamak, tarımın sulu tarıma geçmesinisağlamak için, baraj yapılması gerekiyordu.

Ülkemizde Dicle ve Fırat gibi kadim iki ırmak vardı.

Zamanın Başbakanı Adnan Menderes Fırat üzerinde barajyapımında kullanılacak para için ABD'ye gitti.

Niyeti Fırat üzerinde yapmayı düşündüğü baraj için 300milyon TL tutarında Amerikan doları istemekti.

Yine zamanın ABD Başkanı Eisenhower BaşbakanMenderes'e "Biz, sizin Fırat ve Dicle üzerinde baraj yapmanıza razıdeğiliz" diye kredi açılmasına ret cevabı verdi.

Yeni Dünya düzeni kurulurken Almanya ve Japonya'nınardından güney Kore'nin önü açılırken, Türkiye'nin onu özellikle tıkanıyordu.

Hatta, Türkiye kalkınmasın diye, anarşi Türkiye'deteşvik ediliyor, Türkiye'nin enerjisini içerde tüketmesinin yolu açılıyordu.

Türkiye'nin fay hatları ile oynanarak, beş defa daaskeri darbeler yapıldı.

Batının hedefi, Türkiye'nin güçlenmesini engellemekidi.

Olaya böyle bakarsak, hangi ülkelerin bir mucizeninaltına imza attığını, bir daha gözden geçirmek gerekiyor.

Türkiye böyle bir ortamda Fırat ve Dicle havzasındaGAP diye bilinen büyük projeyi hayata geçirebildi.

Tekrar konumuza dönersek;

Batı'nın huyu bu günde hiç değişmemiştir ve günümüzdede Türkiye'nin güçlenmemesi için elinden geleni yapmaktadır.

Ukrayna olayına, bu pencereden bakmakta büyük faydavardır.

Türkiye'de ABD'ci, NATO'cu, AB'ci ve Rus'cu guruplarmaalesef vardır.

Türkiye bu gurupların tuzağına düşmeden tam bağımsızbir ülke olma konusunda ısrarcı olmalıdır.

Türkiye, Yunanistan, Suriye ve Ermenistan'dan sonrakuzeyde Ukrayna üzerinden kuşatılmaktadır.

Çok dikkatli olmalıyız.

Tam bağımsız olabilmek için, savunma sanayimizegözümüz gibi bakmalı ve savunma sanayimizi geliştirmeliyiz.

İyi ki, Türkiye'de böyle düşünen insan sayısı, yüzde51 üstündedir.