Çanakkale ve Burdur başta olmak üzere memleketin dört bir yanında elma, Manisa’da üzüm, Aydın’da incir, Muğla ve Antalya’da narenciye, Ege ve Akdeniz’de zeytin üreticisi feryat ediyor!

Üstelik bu feryat, sadece bu meyvelerin üreticileriyle de sınırlı değil…

Hafta sonunu telefon ve bilgisayar başında geçirdim. İl il çiftçilerimizi aradım, geniş çaplı bir araştırma yaptım. Gördüm ki; görünenden çok daha büyük, çok daha derin bir isyan var!

Feryat bir tarafa; dalında dökülmeye terk edilen, toprağa serilen o emekler insanın içini adeta sızlatıyor…

Sakın ola ki, “Niye yere dökülüyor? Toplayıp vatandaşa dağıtsanız olmaz mı?” demeyin. Çünkü elma, limon veya zeytin… Yalnızca bir kilo meyvenin toplama ve işçilik maliyeti ortalama 5 lirayı buluyor. Buna kasalama, mazot ve nakliye gibi kalemleri de eklediğinizde yük daha da katlanıyor. Zaten ağır bir zarar yükü altında ezilen çiftçimizin, bir de bu ekstra maliyeti karşılayacak dermanı kalmamış durumda.

· Elma: Elmayı alan da yok, satan da… Şayet meyve suyu fabrikalarına vermeyi kabul ederseniz, ancak 4-5 TL aralığında sembolik bir fiyata satılabiliyor.

· Limon: Geçen yıl 20 liraya satılan limon, bu yıl 6-7 liraya kadar geriledi ama yine de alan yok! Limonun yaklaşık %80’inin hâlâ dalında olduğu ve sezon sonunda durum böyle giderse en az %60’ının heraf olup dalında kalacağı belirtiliyor.

· Üzüm: 2025-2026 sezonunda 100 liraya satılan üzüm, bu sezon 60 liraya düşmüş vaziyette. Yaş üzümün de alıcısı yok.

· Zeytin: Geçen sezon 90 liraya satılan duble zeytin, bu sezon 50-60 liraya geriledi. Yine geçen sezon 50 liraya alıcı bulan yağlık zeytin ise bu yıl adeta yok pahasına, 10 liraya kadar düştü!

· İncir: Serbest piyasada geçen yıl 350-400 TL aralığında alıcı bulan birinci sınıf incir bu yıl 200-250 TL’ye; 120-160 TL aralığındaki yemlik ve şaraplık incir ise 30-60 TL seviyelerine gerilemiş durumda.

Özetle; incir hariç neredeyse bütün meyveler, teklif edilen fiyatların toplama maliyetini dahi karşılamaması ve alıcı bulunmaması sebebiyle dalında kaldı veya kalacak.

Özellikle küresel düzeyde deniz taşımacılığının savaşlar nedeniyle sekteye uğraması ve Rusya pazarının kapanması, ihracat talebini bıçak gibi kesmiş görünüyor. Buna bir de İsrail’e uygulanan boykotun yansıması veya buna misilleme olarak çiftçi üzerinden hükümete operasyon çekildiği iddiaları eklenince; olan yine arada ezilen, alın teri döken çiftçimize oluyor.

Diğer taraftan; mazot geçen yıl 45-50 lira bandındayken, bu yıl 90-95 liralara dayandı… İlaç ve gübre fiyatları katlanarak iki katına çıktı. Girdi maliyetleri en az %50 artarken, ürünün satış fiyatı bir o kadar geriledi! Buradan sürdürülebilir bir üretim çıkması elbette mümkün değil.

Bakınız, bir limon üreticisi yaşadığı çaresizliği nasıl haykırıyor:

“Narenciye üreticisi olarak son üç yıldır üst üste zarar ediyoruz. Her sezona ‘Bu yıl iyi olacak’ umuduyla başlıyoruz ancak yıl sonunda hep daha büyük bir yıkımla karşılaşıyoruz. Çalışma hevesimiz kalmadı; tarlaya gitmek bizler için artık psikolojik bir yüke dönüştü. Geleceğimizi maalesef tarımda göremiyoruz. Bahçeyi sökmek, alternatif ürünlere yönelmek istesek de ümit veren tek bir seçenek dahi yok. Kaldı ki mevcut bahçeyi söküp yenisini kurmak, bir çiftçinin beş yıl boyunca sıfır gelirle sadece cepten harcama yapması demek… Ne yapacağımızı, nereye tutunacağımızı bilmiyoruz. Sahipsiziz!”

Evet, en acı şikâyet de tam olarak bu… Ne Tarım Müdürlükleri, ne siyasiler, ne de Ziraat Odaları… Kimse çiftçinin kapısını çalıp halini sormadığı gibi, bu büyük feryadı dile getirmeye de yanaşmıyor. TARİŞ de bu süreçte üzerine düşeni yapmıyor, fiyatları geç açıklayıp çiftçiyi tüccara mecbur ediyor.

Bir çözüm bulunmalı. Çiftçinin ürünü, hiç olmazsa belirli oranda yerli tüketici ile buluşturan bir sistem kurgulanmalı. Devlet Malzeme Ofisi benzeri bir organizasyonla pekâlâ kamu kurumları ile çiftçi buluşturulabilir. Bu mümkün, yeter ki birileri bunu dert edinsin.

Böyle bir organizasyonla hem çiftçinin ürünü zarar etmeyecek bir fiyata kamu kurumlarında (askeriye, cezaevleri, yurtlar, aşevleri vb. yerler) tüketilebilir hem de fırsatçılar devre dışı bırakılabilir.

14.10.2026