KURTULUŞ OĞAN’IN YAZISI

Bugün 3 Ocak Cumartesi.

Zaman çok hızlı akıyor. Yeni yılın takviminden 3 yaprak eksildi bile…

Yeni yılın ikinci günü, dün yazımı göremediniz.

Yazamadım, neden diye sormayın. Çok şükür sağlık problemim yok. İçimden gelmedi.

Yeni yılın birinci günü Kurtuluş Oğan Hocamın “Dijital Vicdan” başlığını taşıyan haftalık yazısı vardı Hamle’de… Hoca yazısın Facebook hesabından paylaşırken sunumunda “Ve fark etmeden buraya geldik. Başkalarının hayatına bakarken kendimizi avutuyor, kendi hayatımızı gösterirken başkalarını siliyoruz.” demiş. Yazısına da “Biz artık yaşamıyoruz, gösteriyoruz.” diye başlamış. Öncekileri gibi ilginç bir yazı…

Chuck Palahniuk’un “Gösteri Peygamberi.” yapıtından esinlenmiş. Hali pür melalimizi anlatmış.

Okuyun derim, https://www.hamlegazetesi.com.tr/makale/27151354/kurtulus-ogan/dijital-vicdan? Kendinizle yüzleşmeye cesaretiniz varsa…

DW Türkçe'nin sosyal medyada düzenlediği anket sonucunda yılın kelimesi “çürüme” seçildi.

Normal tabii… 2025 yılı bir bakıma da her alanda çürümüşlüğümüzün “utanmazlık içinde” bir zirvesini yaşadık. Kurtuluş Oğan Hocam bir bakıma da bunu mu anlatmış ne…

*

TERÖR VE YENİ YIL

Önceki gün evde pencereden dışarı bakarken bir garip oldum.

Sanki bir bilim kurgu film izliyorum. O sırada sayfama Hakan İnan’ın Yüksel Aksu’nun filmi “Bak Postacı Geliyor” ile ilgili, daha doğrusu “sinema” ile ilgili bir eleştirel yorumu düştü. Ona haftaya bakarız.

Evet bilim kurgu filmlerdeki gibi şehir adeta boşalmıştı. Şehrin en işlek caddelerinden İsmet Çatak Caddesi ne dini bayram tatillerinde ne de hiçbir pazar günü bu kadar boş ve sessiz olmamıştı. Üstelik günlerden Perşembe’ydi… Galiba Perşembe Pazarı’na gelen de olmadı. Anlaşılır gibi değildi.

Haberlerde söylediler, İstanbul yeni yıla Ortaköy’de girerken, koskoca Ankara Kuğulu Park’a, İzmir ise Alsancak’a sığmış! Meydanlar boşmuş…

Meydanlar Muğla’da da boştu. Gerçi Muğla Büyükşehir Belediyesi ve ardından öteki ilçe belediyeleri yılbaşı etkinliklerini iptal ettiklerini açıkladılar. Oysa Şehit polislerimiz için yas da ilan edilmemişti!

Sanki Muğlalılar eski yılı yeni yıla bağlayan gece evlerinden de çıkmadılar. IŞİD terörünün yarattığı kaygıdan mı, yaşam pahalılığından mı, soğuktan mı? Yoksa hepsi mi? Anlayamadım.

Birlikte eskidiğimiz 2025 yılının “Yeni yıla girerken durum vahim, ama umutsuz değil” başlığını taşıyan son yazısında, Kudüs’ü arkasına alıp Türkiye’ye cihat ilan eden hainlerin terör örgütü IŞİD’e eleştiri de bulunurken, belediyelerimizin yıl başı etkinliklerini iptal etmeleri ile ilgili “Yanlış mı yapılıyor, ben mi yanlış düşünüyorum bilemedim… Yoksa terör örgütüne inat bu gece meydanlara mı çıkılmalıydı…” diye yazmıştım…

“Terörsüz Türkiye” bakalım bu yıl gerçekleşir mi?

*

ESNAF ODASI SEÇİMLERİ

Bugünlerde her yerde esnaf odalarınım seçimi var…

Gazetecilikte “Nalına mıhına” diye bir tabir vardır, Fethiye Alternatif Bakış ta Orhan Okutan ve Osman Baykuş ikilisi bunu çok iyi yapıyorlar. Datça’da Sedat Kaya, Dalaman Çukuru’nda Mete Sönmez ve Ömer Kundakçı, Bodrum’da Selda Öztürk, ve Çiçek Yaman Bozoğlu, Menteşe de Süleyman Akbulut çok iyi yapıyorlar.

Abdülkadir Sevindik, Mustafa Gündoğ, Alp Arbak, Yaşar Anter, Mustafa Sarıipek, Zeki Özkeskin, Nevzat Çağlar Tüfekçi, Ercan Arslan, Arif Çataroğlu, Ender Türkkan, Kenan Gürbüz, Kemal Sürgün, Hayrettin Şaşmaz, Nejat Altınsoy aklıma geliverenler, elbette hepsi kalemi düzgün arkadaşlarımız... Benim anlatmaya çalıştığım başka…

Orhan Okutan her konuda olduğu gibi oda seçimleri ile ilgili de ilginç başlıklar attı:

Ballı Maaş Alan Yönetici, Esnafın Halinden Anlamaz

Nedense başlık bana, sanki milletvekilliği bir meslekmiş gibi milletvekillerinin emekliliğini anımsattı!

Sevgili Okutan bir de “Oda Değil Ağalık Düzeni” diye de ara başlık atmış. Oda seçimleri ile ilgili bir diğer başlığı da şöyle: “Biz Daha Çok Atatürkçüyüz” … Çok güldüm…

Memleket öyle bir memleket ki, Atatürk’ü kimi yerde överek, kimi yerde söverek seçim almak mümkün…

*

OTURAN BİR DAHA KALKAR MI?

Biz Daha Çok Atatürkçüyüz” başlığı altında “Fethiye Esnaf Odası seçim sürecinde dikkat çeken bir diğer gelişme ise proje yarışının yanında iki tarafın taraftarları arasında ‘Atatürkçülük’ söylemi üzerinden ayrı bir yarışın başlaması. Hazırlanan Atatürk temalı görseller sosyal medyada paylaşılmaya başlanırken adeta ‘Biz daha çok Atatürkçüyüz’ demeye getiriliyor gibi bir algı var. Görünen o ki seçim süreci ilerledikçe projeler kadar ideolojik etiketler de devam edecek.” diye yazan Orhan Okutan “Ballı Maaş Alan Yönetici, Esnafın Halinden Anlamaz” başlığı altında da şu ifadelerde bulunmuş:

Yıllardır bazı oda ve dernek başkanlarının, başkan yardımcılarının aldığı maaşlar, huzur hakları, yolluklar ve ‘ikinci maaşlar’ da kamuoyunun gündeminde. Ama ne hikmetse konu rakam olunca ortalık buz kesiyor. Ne açıklama var ne şeffaflık…Her kürsüye çıktıklarında ‘esnaf için çalışıyoruz’, ‘toplum için fedakârlık yapıyoruz’ deniyor. Ancak iş, ‘Madem öyle, kaç lira maaş alıyorsunuz?’ sorusuna gelince düşman muamelesi... Maaş sistemle ilgilidir ancak şeffaf olmamak yönetim anlayışla ilgilidir.”

Merak edenler vardır, Esnaf Odası başkanlarının maaşları, 5362 sayılı Kanun’un 56. maddesine göre asgari ücrete endeksliymiş. Buna göre, esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşlarının yönetim kurulu üyelerinin huzur hakları, yönetim kurulu başkanı ve başkan vekilleri ile denetim kurulu üyelerine verilecek aylık ücretler, kanunda belirtilen hadleri aşmamak kaydıyla genel kurullarınca belirlenmekteymiş.

Ancak Okutan’ın “Ballı Düzen” dediği bu düzende bu sene; üye sayısı 100-500 arası olanlar 33 bin 30 TL, 501–1500 olanlar 66 bin 60 TL, 1501–3000 arası olanlar 99 bin 90 TL, 3001–10.000 arası olanlar 132 bin 120 TL, 10.000 ve üzeri olanlar 165 Bin 150 TL alacaklarmış.

Koltuğa oturan bir daha neden kalkmıyor anlaşılmıştır herhalde…

*

Aklıma nedense MUTSO yöneticileri Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Karakuş ile Meclis Başkanı Koray Özcan geldi. Galiba bunların ballı maaşları da yok. Neden kalkamadılar bilemedim… Dönemin Başkanı Saim Gürsoy aday olmayınca rakipsiz yönetime gelmişler ve bir de “Bizden öncekiler gibi oturup kalmayacağız” dedikleri halde, neredeyse 25 yıldır oturuyorlar…

E tabii toplum içinde etiketsiz olmak zordur!

Seçimle gelen başkanın bir anlamda “profesyonel yöneticiye” dönüşmesinden esnaf odalarının da ticaret odalarının da üyeleri çok şikayetçiler, hatta hemen hepsi “Kanunen mecbur olmasa üye olmam. Hangi derdimize ilaç olmuşlar?” diyorlar, ama düzen devam ediyor.

Bize de “Değiştirin kardeşim” demek düşüyor…

Geçenlerde İnşaat Mühendisleri Odası Muğla Şubesi’nin “dayanışma yemeği” vardı. Orada ayaküstü konuştuğumuz Oda Başkanı Mehmet Rifat Kahyaoğlu “Kongrede aday olmayacağım” diyordu. Halbuki daha ilk dönemi. Çok şaşırdım. Şaşırdığımı anlayıp “Yerime gelecek arkadaşı da hazırladık” açıklaması yapma gereği duyunca hepten şaşırmıştım. Böyleleri de var…!

Aynı zamanda bir akademisyen olan Mehmet Rifat Kahyaoğlu çok seviliyor. Üyelerin kendisini bırakacağını sanmıyorum…

*

ÜMİT KARATAŞ’I DESTEKLİYORUM

Muğla il merkezinde de esnaf odalarının hepsi hareketli. En hareketlileri de Muğla Yiyecek Maddeleri Yapanlar ve Satanlar Esnaf Odası ile Muğla Kamyoncu Otomobilci ve Şoförler Esnaf Odası… Her iki odada da ciddi bir rekabet var. Adayların hangileri daha Atatürkçü bilmiyorum (!), ama ben Muğla Şoförler Odası seçiminde adaylardan Ümit Karataş’ı destekliyorum. Geçen seferde adaydı, ama ben mevcut Başkan Arif Özer’i destekliyordum.

Geçenlerde Ümit Karataş aradı “Abi geçen sefer ideolojik baktın, beni desteklemedin. Sana yakıştıramadım. Yine mi desteklemeyeceksin?” dedi. Haklı eleştiride bulundu. Cevap vermedim. Şimdi buradan veriyorum, “Yalana gerek yok, biraz ideolojik baktım. Her zaman ideolojik bakmak doğru sonuç vermiyor. İşi ehline vermek, liyakatli davranmak gerekiyor. Bu sefer Ümit Karataş diyorum.”

Elbette sadece bu sefer ideolojik bakmadığım için de değil…

Başkan Arif Özer “Yaptıklarım yapacaklarımın teminatıdır” derken, Ümit Karataş “Yeni şeyler söylemek zamanı” diyor. Arada fark var… Eskilerden yeni şeyler bekleyemezsiniz tabii… Yenilerde denenmeli, bir şans verilmeli…

*

Muğla taşımacılık sektörünün deneyimli isimlerinden ve halihazırda S.S. 54 No’lu Minibüs ve Otobüs Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifi Başkanı Ümit Karataş, “Şoför esnafımız hangi sorunu yaşıyorsa ben de yaşıyorum. Çünkü sektörün tam merkezindeyim. Bu birikimi meslektaşlarımın hizmetine sunmak istiyorum.” diyor ve şöyle anlatıyor:

Yıllar içinde sektörün geçirdiği değişime yakından tanıklık ettim. Son dönemde bu sürecin doğru yönetilemediğini görüyoruz. İnovasyon şart. Etkin, söz sahibi ve vizyoner bir yönetim hedefliyoruz. Bu köklü meslek kuruluşunun esnafına gerçek anlamda sahip çıkan, çözüm üreten ve söz sahibi bir yapıya kavuşabileceğine dair inancımız zayıfladı. Bu nedenle elimizi taşın altına koyduk. Bilgi, birikim ve tecrübemize güveniyoruz. Odamız bizimle kapısı her zaman açık bir oda olacak. Esnafımız kendini yalnız hissetmeyecek. Seçilmemiz halinde meslektaşlarımız arkalarında güçlü bir odanın varlığını hissedecek. Nitelikli ve esnaf dostu bir temsil anlayışıyla hareket edeceğiz. Seçim sonucuna ise peşinen saygı duyuyoruz. Bugüne kadar bu kurumda emeği geçen tüm başkan ve yöneticilerimizi de saygıyla anıyoruz.

Benim oyum yok. Olanlara ancak siz bilirsiniz diyebilirim…

--------- -----------

GÜNÜN SÖZÜ: Aklın, Sokrates'ten bu yana yobazlık ve hurafeye karşı açtığı savaş henüz kazanılmış değildir. --İsaac Asimov