Milyonlarca üniversite adayının katıldığı YKS'nin ardından sınav merkezleri önünde yaşanan vakalar kamuoyundaki eski bir tartışmayı alevlendirdi. Kamu Denetçiliği Kurumunun 2017 yılında yayımladığı tavsiye kararında, kapıda kalan öğrenciler için yedek salonlar oluşturulması istenmişti. Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi ise zafiyet yaratacağı gerekçesiyle bu öneriyi bütünüyle reddediyor.
KİMLİK EŞLEŞMESİ VE SAHTECİLİK RİSKİ
Kurumun esnemez tavrının temelinde teknik ve güvenlik odaklı altı ana unsur yatıyor. Her aday için üzerinde fotoğrafının bulunduğu kişiye özel tek bir cevap kâğıdı basılıyor. Geç kalan bir adayın planlanan salon dışına alınması evrak ile kimlik eşleşmesini olanaksız kılıyor.
Güvenlik aramalarının aceleye getirilmesi başkası yerine sınava girme usulsüzlüklerine doğrudan kapı aralıyor.
ORGANİZE KOPYA VE ADALET ALGISI
Kapıda kalan adaylara özel bir salon tahsis edilmesi fikri beraberinde organize kopya tehlikesini getiriyor. Kurum, birbirini tanıyan kötü niyetli kişilerin bilerek geç kalıp aynı salonda toplanabileceğini öngörüyor.
Geç kalanlar için telafi sınavı düzenlenmesi ihtimali sınavın eşitliğini bozuyor. Milyonlarca kişinin girdiği bir sistemde farklı zorluk derecesindeki sorularla sıralama yapmak adaleti zedeliyor. Kurala uyarak vaktinde sırasına oturan adayların gözünde geç kalanlara tanınan esneklik doğrudan bir ayrıcalık algısı yaratıyor.
BİREYSEL İHMAL KURUMSAL CEZA DEĞİL
Sınava alınmama durumu kurum tarafından bir ceza olarak değerlendirilmiyor. ÖSYM bu tabloyu adayın kendi ihmalinin sonucu olarak görüyor. Dev ölçekli organizasyonlarda kuralları esnetmek düzeni bütünüyle çökertiyor.
Sınavdan tam on beş dakika önce bina kapılarının kapatılmasını emreden kural, gerekçesi ne olursa olsun geç kalanların içeri girmesini kesin olarak yasaklıyor.




