775Sayılı Kanun en çok Muğla'da uygulandı diyebilirim. Askeri Kışlası vardıetrafıyla 1000 dönüm doğu yatağı vardı düz arası tahminen orası da bin dönümAkyol'da vakıf arazisi vardı, bakımsız sarı dikenlik halindeydi 1000 dönümdençok fazla Pat Pat Tarlası denen genel ev adıyla bilinirdi yer. Buralar hepbelediyenin mülkü oldu. Beni çok meşgul eden konu, Düğerek köyü idi. MuhtarıSalih Yuvarlak hep bana gelerek bu derenin afet fonundan imar bakanlığınınyapabileceğine inanıyordu. Bizim Senatörümüz olan ve o sıralarda imar bakanıolan, 775 sayılı Kanunun mucidi olduğu halde afetler gurubuna giremedi.

DERE NASIL Islah oldu

ÜlkedeErdemler ismi ile maruf aile vardı. Bu ailenin Safa Erdem adında ünlü mimarı,Haluk Bey ile arkadaş idi. Dedi ki, Haluk Bey'e, 3 dozer, 3 kepçe, 10 adetdamperli kamyon temin et ve bana bildir, Haluk aynı anda telefonla istenenaraçları hazır etti. Ertesi gün kokan derenin 200 metre doğusundaki hazinearazisinde dere yatağı açmaya başladı. Kazıdan çıkan enkaz kokan dereyedöküldü. Bir ay içinde Düğerek köyünün ortasındaki dere tamamen dolduruldu. KöyHizmetleri Müdürlüğü tarafından köy hizmeti fonundan asfalt döküldü. MenderesCaddesi olarak levha asıldı. Bu tarihten sonra merkez ilçe başkanı olarak benimhedefim Düğerek köyünü şehrin mahallesi yapmaktı ve oldu.

Düğerek'teünlü elemanlarımız vardı. Mesela Kazım Toprak ve eşi Pakize Abla yüzüklerindeMenderes' in resmini taşırlardı. Oylar ful olarak Adalet Partisine gelirdi. Nezaman orasını mahalle yaptık, oylar CHP ye gitti. Salih Yuvarlak kahrındanöldü.

MÜFTÜLÜKKOMPLEKSİ

HalukÖzsoy arsa bolluğu gelince sıra ile evvela Müftülük, İmam Hatip Okulu, okuluntalebe yurdu ve camisi için yeteri kadar arsayı metrekaresi bir kuruştanDiyanet İşlerine sattı. O arsada eksik kalan caminin minaresi yapılması içindernek kuruldu. Derneğin başkanı Vali Bey'in koruma polisi Yusuf Bey idi.

Bendebugün merhum olan emekli Polis Hüseyin Aydoğdu'nun ısrarı ile Hava Kurumu ŞubeBaşkanı seçilmiştim. Başkanlık bana çok sıkıntı veriyordu. Kurumun yıllardanberi katibi olan Mutdalip deri ve hayır toplama işlerini özerk olarak genelmerkez ile ilişkili çalışırlardı. Benim başkanlık gösteriş gibi idi. Ankara'dagenel kurullara başkanlar giderdi. Ben iki defa genel kurula üye olarakgittiğimde, gördüklerime zor inandım. Genel Merkezin şehir dışında güzel birbahçesi veya parkı vardı. Üyeler orada içkili yemek yerdi. Gece otelegeldiklerinde her biri kendi şehirlerinde valilere bile tayin ettirebiliyormuş.Deri paraları tüccarla anlaşmak fatura edilirmiş. Bunları duyduktan sonraertesi sene muhalif gruba dâhil olarak gittiğimde yüzde yüz yönetimiyıkacaktık. Ama olamadı. Çünkü arife günü Başbakan Demirel kuruma gelerek, eskiyönetime destek verince yönetim değişmedi. Bütün bunları öğrenince benMutdalip'e söyledim; İmam Hatip Camisine minare yapılacak, dernekleri ilan ettibizde toplantıya gittik. Vatandaşlar on torba çimento 2 kamyon kum gibi yardımedeceklerini yazdırıyordu. Bende Türk Hava Kurumu adına 10 milyon verilecekdiye yazdırdım. Aynı derneğin ikinci toplantısında herkes sözünü tuttu diyerekkimin ne şekilde ettiği açıklandı. Ama Türk Hava Kurumunun adı bile geçmedi. Budurum da ben dernek başkanı Yusuf Bey'e sordum. Dedi ki; THK'nun yardımınıdernek kabul etmedi.

Nedendiye ısrarla sorunca şöyle cevap verdi; Hava Kurumu kurban derilerin ile içkiiçiriyor. Uygunsuz yerlere bu para ile minare yapılmaz denilmiş.