ALİ TURBALIOĞLU CANDIR

Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın Özel Danışmanı Levent Arkan yaptığı son paylaşımlarla herkesi şaşırtmaya devam ediyor.

Ben de şaşkınım.

Nitekim dünkü yazımı noktalarken, “Şaşkınlık içindeyim… Levent Arkan ne yapmaya çalışıyor anlayabilmiş değilim…” dedim.

Niyetim dün Ahmet Aras Başkan ile Levent Arkan’ın yazısını birlikte ele almaktı. Olmadı, sayfam yetmedi. Bugün bakarız… Bu arada sizlerden “Ali Turbalıoğlu’nu koruduğuma” dair serzenişler, tepkiler gelmeye başladı. Haksız sayılmazlar, ama sevgili Ali’nin de korunmaya ihtiyacı yoktur, olmazda…

Levent Arkan da 2 Şubat 2026 tarihli paylaşımında “Gerçek gazeteci seçilenin yalakası olan değil, vicdanın ve vatandaşın sesi olandır.” diyordu, doğru söylemiş, ama Ali Turbalıoğlu’nu gazetecilerle karıştırmamalı. Bazıları gibi öyle olduğunu söyleyenlerden de değildir.

Evet ben “ORC adam mı seçiyor, dalga mı geçiyor?!!” başlıklı yazımda Ali Turbalıoğlu’nun “13 ilçesini bir tutan…” diye başlayan 31 Ocak 2026 tarihli paylaşımına da yer verdim. “Sayın Başkanım senin elin bol gönlün bol. Mezbaha da bizde kemik çok. Ver yesinler” diye bitiyordu. Ben alınmadım, ama yadırgadım. Ali kardeşimin tarzı bu, ama artık “Çoban Ali” değil, “CHP İl Başkan Yardımcısı Ali” olduğunu bilmeli. Ben o yakışıksız ifadeyi kaldırır diye ummuştum. Bekledim. Hala bekliyorum…

*

SAMİMİ BULMUYORUM

Gelelim Ahmet Aras Başkanın Kışla Park ve öteki parklarla ilgili 3 Şubat’ta yaptığı açıklamasına. 3 Şubat’ın doğum günü olduğunu anımsatarak “6 yıl önce bugün, Bodrum’da dünyaya geldiğim günden itibaren, cennet Muğla’mızın insanlarını üzmek aklımdan bile geçmedi, geçmez.” diye başlayan Başkan Aras şu ifadelerde bulunmuştu:

Doğduğum yerin insanları ve değerleri, benim en değerlilerimdir. Bizi büyüterek bu günlere getirenler, bize birbirimizi üzmeyi, Muğla’nın güzelliklerini ve değerlerini yok etmeyi değil, birbirimizi sevmeyi, Muğla’ya sahip çıkmayı ve hayatımız boyunca değerlerimizi korumayı öğrettiler. Dolayısıyla, Muğla’mızın yıllardır ihmal edilmiş olan büyük sorunlarını çözmek için gece gündüz çalışırken gözümüzden kaçan, tamamen iyi niyetle düşünülmüş olsa da halkımız tarafından beğenilmeyen, kabul görmeyen hiçbir işe onay vermem düşünülemez.

Bu kesin ve net düşüncem doğrultusunda, hali hazırda devam eden park yenileme projeleri ile ilgili eleştirileri saygıyla karşılayarak, projelerin eleştirilen yönlerinin revize edilmesi talimatını verdim.

Bu arada, rant uğruna yıllardır Akbelen’in altı üstüne getirilirken, on binlerce asırlık çam ağacı motorlu testerelerle yok edilirken, daha geçen ay Milas’ımızın 6 köyü bir gecede haritadan silinirken, güzelim dağlarımız köstebek yuvasına dönerken, halkımızın suyu termik santrallere tahsis edilirken sesi çıkmayanların, park yenileme çalışmaları dahilinde gerçekleştirilen ağaç budama çalışmalarını eleştirmesi, samimiyetsizliğin zirvesidir.

Sonuç olarak biz, bizleri seçen veya seçmeyen tüm vatandaşlarımızın emrinde olan, vatandaşlarımızın mutluluğu için çalışan, vatandaşlarımızın haklarının, değerlerinin savunucusu ve koruyucusu olan, Cumhuriyet Halk Partili Belediyeyiz. Yaptık oldu demeyiz, hiçbir zaman da demeyeceğiz.

*

Sayın Ahmet Aras Başkan bana göre “Yaptık oldu” diyorsunuz.

Kimseye sormadan, toplumsal bir talep de olmadan parkları yenileme işini ihale edip yeşil alanları mermerle kaplayıp hamama çevirmeniz “ben yaptım oldu” demek değil de nedir? Şimdi de “revize edilmesi talimatı verdiğinizi” söylüyorsunuz. Bu da “ben yaptım oldu” demek değil midir?

Kışla uygulamanızın maketi olduğunu duydum. Keşke o maketi Atapark’a koyup, yanına da bir defter bırakıp Muğlalılara “Eleştiri ve önerilerinizi bırakın” deseniz daha şık ve katılımcı olmaz mıydı?

Sayın Başkan açıklamanız da “Akbelen’in altı üstüne getirilirken, on binlerce asırlık çam ağacı motorlu testerelerle yok edilirken, … halkımızın suyu termik santrallere tahsis edilirken sesi çıkmayanların, park yenileme çalışmaları dahilinde gerçekleştirilen ağaç budama çalışmalarını eleştirmesi, samimiyetsizliğin zirvesidir.” derken kimi kimleri kastettiğinizi keşke açıkça yazsaydınız.

Şahsen ben alınmadım, ama açıklamanızın tamamını samimi bulmadığımı söylemek istemesem de üzülerek söylüyorum…

Bir de “gerçekleştirilen ağaç budama çalışmalarını” diyen ifadenize takıldım. Sayın Başkan o zaman “Budama işini bilmem kaç paraya neden ihale ettiniz” demezler mi? Menteşe ve Büyükşehir Belediyesi’nde çalışan 7 bine yakın kişi içinde “budama işinden anlayan yok mu?” diye de sormazlar mı?

Üstelik Sayın Başkanımduyarlı Muğlalılar” salt Kışla Park’ta olanlara değil, öteki parkların hali pürmelaline de tepki gösteriyor…

*

BAŞKAN ARAS’IN METNİ DE DANIŞMAN ARKAN’A MI AİT?

Sayın Levent Arkan dün bu sayfada yer alan yazısında meslektaşım Sedat Kaya ve benden sitayişle söz ederken “Çünkü cüzdan odaklı değil, vicdan odaklı gazetecilerin varlığı sayesinde önlenir her türlü yanlış iş ve her türlü kamu zararı.” ifadesinde de bulunuyordu.

Şimdi bu sözün üstüne sizin “hali hazırda devam eden park yenileme projeleri ile ilgili eleştirileri saygıyla karşılayarak, projelerin eleştirilen yönlerinin revize edilmesi talimatını verdim.” sözünüzü nasıl değerlendireceğiz?

Kamuoyunda “takdire yol açan” bu sözünüz bana pek de inandırıcı gelmiyor. Kışla Park’ta neyi nasıl revize edeceksiniz bilemediğimiz gibi “Mermerle kaplanan yeşil alanlar ne olacak” diye sormadan edemiyorum. Sevgili Başkan bu sorulara vatandaşların “Kurşunlu Cami yanındaki meydanla Kent Meydanı ne olacak?” sorusunu da ekleyelim…

Bir de Sevgili Başkan yukarıda da vurguladığım gibi açıklamanıza “üzmek” fiili ile başlamışsınız. Bu konuda “6.1 Milyarlık Proje Bu Tartışmanın Neresinde?” başlığını taşıyan yazımda da “Levent Arkan’ın önceki günkü yazısını ayrıca ele alırız, ‘Ahmet Aras, halkı üzecek iş yapmaz.’ diye noktalamış. Dün de Ahmet Aras Başkan paylaşımda bulundu. ‘56 yıl önce bugün, Bodrum’da dünyaya geldiğim günden itibaren, cennet Muğla’mızın insanlarını üzmek aklımdan bile geçmedi, geçmez.’ diye başlamış. Danışmanı ‘üzmez’ diye noktalarken, Başkan Aras ‘üzmek aklımdan bile geçmedi, geçmez.’ diye başlamış. Tevafuk mu ne…” demiştim…

Yoksa Sayın Başkanım her iki metin de danışmanınızın elinden mi çıktı? Ki her iki paylaşımında görseli aynı…!

*

DAİRE BAŞKANLARINA ABA ALTINDAN SOPA MI?

Biz daha Başkan Aras ve Danışmanı Arkan’ın benzeşen açıklamalarını hazmedememişken, dünkü yazımda bir parça söz ettiğim. Çok güzel bir yazı. Bütün belediye başkanları ve belediyelerin daire başkanları, müdürleri, genel müdürleri okumalı… Hatta makamlarının duvarına çerçeveli asılmalı…

Dün de paylaştık, yazı “Başkanlığın Baştan Çıkartıcı Etkisinde Kalarak Kendilerini Halktan Üstün Görenlere Önemli Hatırlatmalar” başlığını taşıyor. Yerim azaldı, merak edenler https://www.facebook.com/levent.arkan linki tıklayabilir.

Sedat Kaya arkadaşımız da yazıyı Datça’nın Sesi’nde “Muğla Büyükşehir’de Neler Oluyor?” başlığı ve “Daire Başkanlarına Aba Altından Sopa Mı?” yazılı görselle paylaştı.

Sedat Kaya sunumunda “Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın özel danışmanı Levent Arkan tarafından sosyal medyada paylaşılan ve belediye bürokrasisine etik sınırlar çizen metin, içerdiği mesajlardan çok hangi yetkiyle ve kimin bilgisi dahilinde paylaşıldığı sorusunu gündeme taşıdı. Metin başkanın onayıyla yayımlandıysa kurumsal bir idari mesaj olarak okunabilir; aksi durumda ise seçilmiş irade varken, bir danışmanın daire başkanlarına dönük biçimde dolaylı güç kullanımı anlamına gelir. Tartışmanın odağında, cümlelerin doğruluğundan ziyade meşruiyet ve yetki sınırları yer alıyor.” demiş.

Ben de her şeye “Tamam” diyen Başkan Aras bazı şeyleri özel danışmanına söyletiyor ve hatta “Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla” yöntemi uyguluyor olabilir mi diye düşünüyorum…

Sedat Kaya’nın “Sosyal medyada paylaşılan bazı metinler, kime yazıldığı açıkça söylenmez ama kimlerin okuması gerektiği herkesçe bilinir. Son günlerde Levent Arkan imzasıyla paylaşılan metinler de tam olarak bu sınıfa giriyor.” diye başlayan yazısının tamamı için https://datcaninsesi.com/guncel/mugla-buyuksehirde-neler-oluyor/? linki tıklayabilirsiniz…

*

Sedat Kaya’nın yazısının altına Yks Asl rumuzlu kullanıcı “Belediyeler halkın malıdır, demek kolay. Zor olan, bu sözü ihalelerde, belediye şirketlerinde, yakın çevre ilişkilerinde ve eleştiriye tahammülde hayata geçirmektir. Eğer gerçekten belediyeler halkın malıysa; 📌 aynı firmaların yıllardır ihaleleri neden aldığı, 📌 belediye şirketlerinin neden denetim dışı bırakıldığı, 📌 liyakat yerine sadakatin neden tercih edildiği, 📌 eleştiren personelin ve yurttaşın neden dışlandığı açıkça cevaplanmalıdır.” diye yazarken, Ülkü Taşkın adında kullanıcı “İyi ama a'dan z'ye imza atılacak doğruları dile getirmiş danışman. Mutlu oldum okurken, böyle düşünebilen bürokrat da varmış, demek ki, diye. Tanımıyorum ama tanımak ve kutlamak geldi içimden düşünceleri nedeniyle. Şaşırdım doğrusu.” demiş.

Doğrusu ben de şaşırdım. Hala şaşkınım… Bir de şu diyalog yaşanmış:

-Levent Arkan: Yazdıklarım, Muğla odaklı değil, genel kapsamdadır ve yazımda belirttiğim gibi benim şahsi görüşümdür.

-Sedat Kaya: Siz başkanın özel danışmanısınız. Yazdıklarınız danışmanlık yaptığınız kuruma yönelik olarak algılanır. Şu anda büyükşehir binasında da algının bu yönde olduğunu biliyorum. Yazarken eğmeden, bükmeden direkt adres vermek daha doğru bir yöntemdir.

-Levent Arkan: Benim üstü kapalı konuşmak gibi bir adetim yok. Yazdıklarım benim belediyeciliğe ve bürokrasiye bakış açımdır. Açık ve net olarak durum budur.

--------------- --------------

GÜNÜN SÖZÜ; Kötülere iyilik etmek, iyilere kötülük etmekle birdir. --Abdülhak Hamit Tarhan