Geçen haftaki yazının devamı.
İNCİR ÇEKİRDEĞİ
Polatkan'ı "Ali İpar, Barbara, Vinileks ve Anayasayı İhlal" gibi içi boşdosyalarla suçlarlar. Kayıtlar ortadadır, lütfedip baksalar. YassıadaMahkemesi, çadır tiyatrosunu andırır. Düşünün Hâkim Başol "Niye bu kadar şekerfabrikası yaptınız" diye sorar, cevabı dinleme lütfunda bile bulunmaz. Ada'yabizzat Cemal Gürsel tarafından yollanan Tarık Güryay ulu orta sövmekte,mebusları sopalamakta, urgan göstermektedir âdeta.
Gidişat bellidir, asacaklar.
Usulsüzlük diz boyudur "CHP Mallarının Hazine'ye Aktarılması" yasası diktaolarak değerlendirilir, hâlbuki altında imzası olanlardan bazıları DP'denistifa etmiştir, onlara dokunulmaz.
Hasan Bey, ailesi ile 16 ayda iki defa görüşebilir, o da çok kısa ve askerlerinarasında. Mutahhare Hanım eşini 83 kilo bırakmıştır, şimdi 38 kiloluk birhayalet vardır karşısında. Kız kardeşi Şule hekimdir. Ziyareti esnasındaabisinin ellerindeki yanıkları teşhis eder. "Ne oldu böyle?" Sigara bastıklarıaçıktır, saklamaya çalışır. Dövülüp azarlanmaya alışmıştır da, ah defihacetesnasında tuvaletin kapısı açık tutulmasa.
Polatkan, müdafaasını yaparken Hâkim Salim Başol "Uzatma" der, "sizi burayagönderen güç öyle istiyor, bir an önce bitir, yemeğe gideceğiz daha!"
O günden sonra sözlü savunma yapmaz, yazar imzalar, önlerine koyar.
Niye nefes tüketsin ki, karar değişmeyecektir nasıl olsa.
APAR TOPAR İNFAZ
Ceza Kanunu'na göre sanık avukatlarının infazda bulunma hakkı vardır. Cindoruk,Yassıada'ya gittiğinde saat 05.00 olmamıştır daha.
Vardıklarında cellatlar işlerini bitirmiş, sırtlarındaki çuvallarla inmektedirrıhtıma.
Cindoruk, Hasan Polatkan'ın evine gider. Herkes ayakta, ağlayanlar sızlayanlar.Hanımı feryat figan, müsekkin yapılmıştır oysa. Avukatlarını görünce umutlasorarlar Cindoruk "Hasan Bey'i kaybettik" diyebilir anca, idam edildi demeyedili varmaz.
Ağır bir şey,
avukatların en zorlandığı an. Annesi Hafız Hacı Gülsüm çok yaşlıdır, ondansaklar, Pakistan'a sürgün edildi der, oyalarlar.
Hanımı kabul edemez. Gazetedeki idam fotoğraflarına rağmen çıkıp gelmesinibekler umutla.
MİLLETİN SİLAHIYLA...
Büyük kızı imtihanı kazandığı hâlde okula alınmaz. Küçüğü mektebe geçbaşlar, içine kapanır, korkar.
Bazı öğretmenler keyif için gelir, rencide edici sorular sorarlar.
Başsavcısı Altay Ömer Egesel, Tercüman gazetesine verdiği röportajda "15 idamkararı verildi. Millî Birlik Komitesi bunların üçü için 'Evet' dedi. Bana göreidam edileceklerin başında Celâl Bayar vardı. Hasan Polatkan'a yazıkoldu" demekten kaçınmaz.
Eşi Mutahhare Hanım ile küçük kızı Nilgün de travma yaşar ama büyük kızı Semaerir biter, hayatını kaybeder genç yaşta.
İlerleyen yıllarda Polatkan ailesi, Millî Birlik Komitesi üyeleri hakkında davaaçar, takipsizlik kararı çıkar. Hâlbuki "insanlık suçlarında" zaman aşımıolmaz.
Darbeciler, kendilerini "hazırlattıkları anayasa ile" koruma altına almış, açıkgedik bırakmamıştırlar.
Ömür boyu senatör olur, yüksek maaşlı makamlara kurulur, firmalardan huzurhakkı alırlar.
Evet, yaptıkları yanlarına...
Gidi kolpo dünya.
HASRET KOKAN MEKTUPLAR
Sevgili kardeşim Şule,
Hayat ne tuhaf değil mi? Tıpkı rüya, bir hayal âlemi, masal gibi...
Her şeyi olduğu gibi kabul etmek lazım. Ruhlarımız buna alışmalı. Kendimi büyükbir teslimiyetle hadiselerin akışına bıraktım.
CANIM KIZIM
Sema'cığım, imtihanların yaklaşıyor. Allah kolaylık versin. Fakat sen meraketme. Allah'ın yardımı ile muvaffak olacaksın. İmtihanlarınız sözlü olduğunagöre çekingen olma. Cıvıl cıvıl konuş, tamam mı?
Nilgün'cüğüm, ben burada her gün "Fatoş ile Güngörmüş"e bakıyor, hem gülüyorhem de seni hatırlıyorum. İnşallah, seni bir gün dizlerime oturtacak, ohikâyeleri okuyacağım.
TAHAMMÜL EDEMEDİLER
Eskişehirli hemşehrileri Hasan Polatkan'ı unutmaz, adını bir caddedeyaşatırlar. Ancak darbeseverler Hasan Polatkan Caddesi'ni "Atatürk" olarakdeğiştirir.
Tabudur, dokunulmaz nasıl olsa.
Bakın şu garabete ki, şehirde bir Atatürk Caddesi daha vardır. İstasyon'danbaşlar şehri ikiye böler âdeta. İkisi Akarbaşı'nda buluşur. Kırk yıllık AtatürkCaddesi'nin başına M.K. koyar, kıvırırlar. İyi de, ya karışan adresler yüzündenvatandaş mağdur olursa. Öyle ya celp, çağrı gelir, evrak, para, fatura...
Amaaan. Kimin umurunda?