2025 yılını bitirip 2026 yılına girdik.

Önce tüm dost ve arkadaşlarımın yeni yılını kutluyorum.

20 Ocak 2025 günü ABD'de Başkanlık koltuğuna Donald Trump oturdu.

Başkan Trump, iş dünyasından ABD Başkanlığına uzanan bir hayat hikayesine sahip.

Başkan Trump Başkanlık koltuğuna oturunca ‘Kanada, ABD'nin 51. vilayeti olmalı.

Grunland ABD'nin toprağı olmalı.

Panama kanalını biz açtık. Kanalı geri istiyoruz.

Venezüella’daki petrol kuyularını biz açtık. Rafineri biz inşa ettik. Komünistler bu tesisleri elimizden aldılar. Petrol tesislerini geri alacağız" dedi.

Trump hızını alamayıp AB ülkelerini daha fazla koruyamayız, deyip Avrupa’yı Rusya'ya karşı yalnız bıraktı.

Başkan Trump, Çin'e soğuk bakıyor ve savaş tam tamları çalıyor.

Trump, Putin'e sempati ile yaklaşıyor ve Rusya ile beraberlik sinyalleri veriyor.

Tüm bunlara, Trump'un, Savunma Bakanlığının adını, "Savaş Bakanlığı", olarak değiştirmesini de ilave edin.

Bunlar yaşanırken Başkan Trump, Türkiye Cumhuriyetine karşı çok müttefik davranıyor.

İsrail'in 7 Ekim 2023 gününden beri yerle bir ettiği ve 70 binden fazla insani öldürüldüğü Gazze şeridindeki barışı sağlamak için, kurulması düşünülen Uluslararası Koruma Birliğine, Netanyahu Türk askerini istemiyor.

Trump da, Barış Birliğinin Türk askeri olmadan kurulamayacağını söyleyerek, Netanyahu'ya direniyor.

Katar, Mısır, Pakistan ve Sudi Arabistan gibi devletler de Trump gibi düşünüp "Türkiye yoksa, biz de yokuz" diyorlar.

Bakalım ne olacak?

2025 yılı böyle geçti.

ABD Başkanı Trump'un kafasında neler geçiyor bilemiyoruz.

Netanyahu'nun aklından neler geçiyor bilmiyoruz.

Herkes yüzünde bir maske ile dolaşıyor.

Bu hal de dünyamızı bilinmez bir sona doğru sürüklüyor.

Yalnız insanların içinde kendilerinin duyduğu bir ses vardır.

Biz bu sese, "Vicdanın Sesi" diyoruz.

Bu sese, antik dünyada, M.Ö. 400’lü yıllarda yaşayan Atinalı Anaksimenos "Tanrının Sesi" diyordu.

Bu kabulleniş her dinde var.

Bu ses her insanın içinde var.

Bu ses, etobur canlılarda yok.

Diğer canlılar da böyle bir ses var mı, yok mu bilmiyoruz.

İnsan olarak içimizdeki bu sese kulak vermez isek, 2026 yılı zor bir yıl olabilir.

Hatta dünyamızın sonu bile gelebilir.

İnsan, içindeki ve yalnız kendisinin duyduğu bu kutsal sese neden kulak vermez, hala anlayabilmiş değilim.

Yine de 2026 yılının huzur ve barış içinde geçmesini dilemekten başka bir şey gelmiyor elimden…