Türkiye'deçok partili döneme geçildikten sonra uzun süre tek başına iktidar olan partilerDemokrat Parti, Anavatan Partisi ve Ak Parti'dir. Bu partiler aslında aynıgeleneğin partileri olup aynı tabandan destek almışlardır.

DemokratParti dönemini yaşamadım. Ancak, o dönemi büyüklerimizden dinlediklerim veyazılı metinlerden okuduğum kadar biliyorum. Özal dönemi ise bizim çocukluktangençliğe geçtiğimiz dönemdi. Anavatan Partisi, rahmetli Özal'ın Cumhurbaşkanıolup genel başkanlıktan ayrılmasından sonra kendi içinde bölündü. Bu bölünmeninaynı zamanda fikri bazda olması sebebi ile milliyetçi ve muhafazakar tabanınınpartiye desteği zamanla azalmaya başladı ve parti de bir daha eski gücüneulaşamadı.

AkParti ise kurulduğu günden bu güne aynı siyasi çizgi ve aynı genel başkan ilesiyasi hayatına devam etmektedir. Değişim dönemleri dahil bu güne kadar partiiçinde genel başkanlık dahil olmak üzere tartışma yaşanmamıştır. Teşkilatın veseçmenin Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a ve Ak Parti'ye desteği hepolmuş ve olmaktadır.

Muhalefetpartileri ise özellikle oluşan ittifaklardan sonra geleneksel siyasiçizgilerinden ciddi sapmalar yaşamaktadırlar. Bu sebeple de teşkilat vetabanlarından da ciddi eleştiri almaktadırlar. İyi Parti'deki Ümit Özdağçıkışını bu bağlamda değerlendirmek gerekmektedir. CHP'de benzer sebeplerleeleştirilere muhatap olmaktadır. Aslında muhalefetin bu noktada en büyükhandikabı HDP ile olan konumudur. CHP, siyasi çizgisindeki sapmalar, genelbaşkanının çelişkili söylemleri ve belediyelerindeki toplumun değer ve geleneklerineaykırı (Türkçe Ezan / Türkçe Kur'an, Peygamberimize hakaret eden derginin yayındanışmanının davet edilmesi gibi) faaliyetleri sebebi ile Ana Muhalefet Partisiolmasına rağmen seçmenden istediği desteğini alamamaktadır.

Bununyanında; Ak Parti, iktidar partisi olarak icraatın başı olup eleştirilmesidoğaldır. Muhalefetin görevi de budur. Ancak, muhalefetin iktidarıeleştirisinin çözüm odaklı ve önerilerinin uygulanabilir olması gerekir. Oysa,muhalefetin önerileri bu noktada seçmenden onay alamamaktadır. Zira, uyuşturucusatıcısından, organ ticareti yapanlardan vergi alalım, diyen birisi seçmenegüven verebilir mi? Siyasi çizgisinden sapmalar yaşayan, kendi içindekikavgaları bitiremeyen, ikna edici ve çözüm odaklı öneri ve projeleri olmayan birsiyasi partinin seçmenden destek görmesi mümkün değildir.

AkParti 03 Kasım 2002 tarihinden bu yana iktidarda olmasına rağmen bugün açık arabirinci parti konumundadır.

CumhurbaşkanımızRecep Tayyip Erdoğan ise her kesimin yaptırdığı anketlerde rakiplerine açık arafark atmaktadır. Mevcut durumdan memnun olmadığını söyleyen seçmen dahi budurumu kim düzeltir sorusuna Recep Tayyip Erdoğan cevabını vermektedir. Bununadı güvendir. Esasen Putin'in bir hafta önce Cumhurbaşkanımız için söyledikleride ona seçmenin niçin güvendiğinin en somut tespitidir.

Kısacası,muhalefetin seçmenden destek görememesinin en büyük sebebi seçmene güvenverememesidir.

İştebu sebeple de, ülkede iktidar değil, muhalefet sorunu vardır.