KâzımKarabekir, 5 Kasım günü vapurla Trabzon'dan ayrılır. Vapur 9 Kasım günüİstanbul'da olacaktır. Vapur kaptanı yolda emir almıştır. Vapur, bir gün sonraİstanbul'da demirleyecektir. Karabekir, bu gecikmenin nedenini halkın kendisinikarşılamasına engel olunması biçiminde yorumlar.

"10Kasım sabahı vapurumuz Boğaz'a girdi. Kavak'ta ayrı ayrı istikametlerde RaufBey ve Refet Paşa ve İstanbul gazete muhabirleri vapurumuza çıktılar. Her biribir sual soruyor, beni arkadaşlarımla görüşmeye ve beş yıldan beri görmediğimşirin yerlerimizi seyr etmeye fırsat vermiyorlardı. Endişeleri Cumhuriyet'in ilânşeklinden doğuyordu. Bir sabah top sesleriyle endişe ile uyandık. MeğerCumhuriyet ilân oluyormuş. Millî hâkimiyet yerine şahsî hükümranlıkkurulmuştur, istiklâlimizi kurtaranlar hürriyetimizi boğacaklar mıydı? (.) RaufBey ile Refet Paşa'dan öğrendiğimde Cumhuriyet adı altında şahsî saltanatkurulmuş olduğu ve halk ve matbuanın da kurtuldukları bir istibdattan diğer biryenisine düştüklerinden feryat ettikleridir. İstiklal Harbi'nde Birinciderecede vazife görmüş bu arkadaşlar dahi sabahleyin top sesleriyle uyandıktansonra Cumhuriyetin ilân olduğunu öğrenmişlerdir. M. Kemal Paşa, mefkûresi(ideali) olan hilâfet ve saltanat makamına geçmesini arkadaşlarının önlediğinigörünce Cumhur reisliğine (Cumhurbaşkanlığına) de mani olacakları endişesi ileişi sert bir kapatma suretiyle Millet Meclisi'nin daha vahim ciheti de kayd-ıhayat şartı ile mevkiinde kalabilmek için eski arkadaşlarını Cumhuriyetaleyhten ve padişah taraftarı göstermesidir."

Öğleüzeri vapur Galata rıhtımına yanaşır. Rıhtımda kalabalık bir halk ve halkınönünde de resmî görevliler Karabekir'i karşılamaktadır. Halk, Karabekir'icoşkun gösterilerle kalacağı yer olan bugün İstanbul Üniversitesi'nin bulunduğuHarbiye Nezareti'nin dış kapısındaki köşke kadar getirir.

Karabekir,Ali Fuat Paşa ve Adnan Bey'in de son gelişmeler konusunda kendisi ile aynıkaygıları taşıdıklarını öğrenir:

"Hepside M. Kemal Paşa'nın bu hareketinden teessür (üzüntü) duymuşlardı. Veistikbalde (gelecekte) keyfî hareket edeceğinden endişeli idiler. Halka vematbuata (basına) karşı zor durumda bulunduklarını ve sevinçli günlerin herkesezehir edildiğini anlatıyorlardı. Ankara'dan esen havanın kanlı bir istibdat(despotluk) hakareti ile meşbu (dolu) olduğunu intihaba esas olan umdelerin 2.maddesine rağmen Osmanlı hanedanı aleyhine de atıp tutmalar başladığını ve ilkgünden beri kendisini tutan bizler aleyhine M. Kemal Paşa'nın fikrî ve fiilîaleyhtarlık uyandırmaya başladığını öğrendim. Koca İstiklâl Harbi, dahasevinçlerine doyamadık. Uğrunda fedakârlık edenleri ne çabuk elem ve ıstırabadüşürdün!

M.Kemal Paşa, Fevzi ve İsmet Paşaların bir arada üçlü resimleri bastırılmıştı,istiklâl Harbi'ni bu üç başın idare ettiği propagandası yapılıyor ve ŞarkCephesi âdeta küçültülüyor; âdeta istiklâl Harbi kadrosundan benimle birlikte çıkartılıyordu!Fedakâr ve vefakârlıklarıyla bu davaya hizmet edenler yerine yeni şahsiyetlerbeliriyordu. M. Kemal Paşa, Meclis Reisi olarak sağına Fethi Bey'i başvekilolarak da soluna İsmet Paşa'yı almış, her üçü de dillerine
doladıkları tehlikeli bir yolculuğa çıkmışlardı. Erkân-ı Harbiye Reisi FevziPaşa da ordu ile arkalarında sessiz sedasız yürüyecekti. Uzun harp yıllarınınelem ve ıstıraplarını ve acı ve tatlı bin bir hatıralarıyla vücut bulan millîbirliğimiz ve millî salâbetimiz (sağlamlığımız), millî seciyemiz (karakterimiz)ve millî hürriyetimiz, şimdi son muvaffakiyetlerin sarhoşluğu ve ihtirasıylagevşeyecek, çözülecek ve bozulacak mı idi? Bu hal silâhla emellerine kavuşamayandüşmanlarımızı er geç emellerine kavuşturacak bir tefrikaya (bölmeye), biryıpranmaya, bir çöküntüye sebep olmayacak mı idi? Karabekir, bu kaygılarlakararını verir:

Ankara'yagidecek uzlaştırıcı ve birleştirici rol oynamak ve böylece düşünce birliğisağlamaya çalışmak. Karabekir, kurulan yeni rejimin bir "başkomutanlık tahakkümü"(başkomutanlık zorbalığı) yaratacağından kuşku duyuyor, ittihat ve Terakkigünlerinde ettiği yeminleri anımsıyordu.

İkiarkadaş (M. Kemal ile), artık karşı karşıya geliyorlardı. Bir siyasal kavgabaşlamak üzereydi. O günlerde neler düşünüyordu Karabekir?

Şunları:

"İstiklâlHarbi'nin birinci derece mesul bir şahsiyeti ve milletin hürriyeti veçocukluğundan beri ant içmiş bir vekili sıfatıyla karşıma dikilenlerinsuallerine ve endişelerine haklı cevaplar vermek kolay bir şey değildi. Hilâfetve saltanatı almak için koyu bir mutaassıp çehre ile minberlere kadar çıkıphutbeler okumak, muvaffak olamayınca da bizzat medh-ü sena edilen mukaddesatadil uzatmak ve bunları altüst etmek üzere iki tehlikeli ifratın birinden diğerine atlamak (M. Kemal'den bahsediyor)herkesin yapabileceği bir iş değildi. Fakat bu felaha (kurtuluşa) doğru birgidiş de değildi. Geldiğim günkü şikâyetler arasında (hükümetin İstanbulmatbuatına (basınına) karşı şiddetle hareket edeceği) endişesi de vardı. Fakatkimsenin de bundan yıldığı yoktu."

Gazeteler,o günlerde bir hükümet bildirisini yayımlar. Anadolu Ajansı'ndan gelen bildiri,hükümetin basın özgürlüğüne saygılı olduğu ve basın özgürlüğünü kısıtlayıcıhiçbir önlem düşünmediği yazılmaktadır. Karabekir, bu bildiriden söz ettiktensonra şunları yazar:

"Buvait ve ilâna rağmen iki hafta sonra İstanbul'da bir İstiklâl Mahkemesi gelmişve matbuata (basına) karşı şiddetini göstermiştir."

ÖncekiYazının Devamı.

DEVAMIGELECEK