Bugünküyazımda, toplum olarak yediden yetmişe hepimizin en çok sevdiği, ancaknihayetinde karşımızdaki kişiyi hiçbir zaman ikna edemediğimiz ve bizim de iknaolmadığımız tartışma kültürümüzü ele alacağım.
Tartışma,karşıdaki kişinin görüş ve düşüncesini değiştirmeye yönelik konuşma biçimiolarak tanımlanmaktadır. Yani, tartışmada amaç doğru olduğunu düşündüğümüz birkonuyu karşı tarafa aktarmak ve onu bu konuda ikna etmektir. Tartışmada bir tezve aynı zamanda da karşı tarafta bir anti tez bulunmaktadır.
Toplumolarak, ülkeye ve kişiye dair her şeyi her platformda tartışma konusuyapıyoruz. Oysa, gerek kişilerin ve gerekse devletin özelleri vardır ve bunlaraleni tartışma konusu yapılamaz. Kişi ve devletin özelleri hukukça dakorunmuşlardır.
Bizde, devlet ve hükümet ayrımı tam olarak yapılamadığı için hükümeti eleştirmekve tartışmakla devleti eleştirmek ve tartışmak karıştırılmaktadır. Bu sebeplede, çoğunlukla hükümeti eleştirdiğini ve tartışma konusu yaptığını düşününlergenelde devleti eleştirmekte ve tartışma konusu yapmaktadır.
Bununyanında, tartışan kişilerin tartışılan konunun uzmanı olup olmaması datartışmaya katılmasına bir engel de teşkil etmemektedir. Televizyonprogramlarında her gün aynı kişilerin her konuda tartıştıklarına şahitolmaktayız. Oysa, bir kişi bir çok şeyi bilebilir ancak bir kişinin her şeyibilmesi mümkün değildir.
Tartışmaprogramlarındaki üslup ve söylem de ayrı bir toplumsal bir sorun olarakkarşımıza çıkmaktadır. Genelde tartışma programına katılanlar ünvanlı ya dakamuoyunun çok yakından tanığı kişiler olmasına rağmen programlarda kullanılanüslup bazen kabul edilmesi mümkün olmayacak seviyelerde olmaktadır. Kişilertartışmada karşısındaki kişiyi adeta linç etmeye kalkışmakta ve hattasöyledikleri ile RTÜK'lük bile olmaktadırlar.
Tartışmakültürümüz, karşıdaki kişiyi fikirleri ile ikna etmek üzere değil onu yenmeküzere kurgulanmıştır. Amaç ise, ne olursa olsun, bağırarak, çağırarak da olsakarşısındakini mat etmek. Tartışmalarda "ya beyaz var ya siyah var", gri bir alan bile oluşturamıyoruz. Dinleyerekanlamak yerine dinlemeden anlamayı seçiyoruz.
Aslında,tartışmalardan, mutlaka bir galip çıkmak zorunda değildir. Tartışmadan amaç,yenmek ya da yenilmek değil, tartışarak doğruyu bulmak olmalıdır. Karşılıklıempati kurarak tartışmayı yapabilsek bir çok şeyi de başarmış olacağız. Esasen,toplumumuzun genel sorunu duygusal ve subjektif bir bakış açısı ve çoğunluklaempati kuramamak. İşte bu sebeple de hiçbir tartışmada karşı tarafı ikna etmekmümkün olmamaktadır.
Kısacası,tartışarak ortak noktayı bulmak yerine, tartışarak gerçeklerden daha çokuzaklaşıyoruz.
"Hemen herkestartışabilir ama güzel güzel konuşabilmek her kesin yapabileceği bir işdeğildir"
Alcot