Türkiye Cumhuriyetinin temel taşı olan Lozan Anlaşması, 24 temmuz 1923 günü imza altına alınmıştır.

Lozan anlaşmasında bizim aleyhimize olan bazı maddeler de vardı.

Bu maddelerin başında Boğazlar konusu geliyordu.

Mustafa Kemal Atatürk 1930.lu yıllarda II. Dünya savaşının ayak seslerini duymuş idi.

Bunun için Lozan Anlaşmasındaki Boğazlar ile ilgili madde üzerinde bazı girişimlerde bulundu.

Lozan Anlaşmasındaki Boğazlar ile ilgili maddeyi Türkiye lehine 20 temmuz 1936 tarihinde Montrö Anlaşması ile değiştirilmesini, sağladı.

Lozan Anlaşması ikinci kez de Hatay ilimiz için değiştirildi.

Hatay ili de 1939 yılında Türkiye Cumhuriyeti sınırları içine alındı.

Günümüze gelirsek isek;

Bu yıl Ocak ayında ABD Başkanlığı koltuğuna oturan Ronald Trump, önce Grönland’ı Danimarka'dan istedi.

Sonra da "Kanada, 51. eyaletimiz olacak", diye Kanada'ya göz dikti.

Son olarak da Venezüella’nın yer altı petrol ve altınlarını ele geçirmek için, Venezüella’yı kuşatma altına aldı.

ABD Başkanı neden böyle davranıyor?

ABD'nin 30 trilyon dolardan fazla borcu olduğu, iddia ediliyor.

Başkan Trump, yer altı zenginliği olan ülkelere çökmek istiyor.

Ukrayna’nın yer altı zenginliklerine el koymak için Rusya ile Alaska’da "Üstü sizin olsun, altı da bizim olsun" diye anlaştığı bile söyleniyor.

Trump, 30 trilyon dolar borcu böyle ödemeyi düşünüyor herhalde.

Eğer bu yaklaşımlar kabul görür ise, bu işin sonu gelmez.

İnsanoğlu doyumsuzdur, hele ABD…

Uluslararası yasaların geçersiz olduğu bir dönemden geçiyoruz maalesef.

Türkiye Cumhuriyeti’nin temel taşı olan ve 24 Temmuz 1923 tarihinde imzalanan Lozan Anlaşması, zamanın tüm devletlerin parlamentosundan geçirilerek yasallaşmıştır.

Bunun tek istisnası vardır, o da, Lozan Anlaşmasının, NATO ortağımız olan ABD Senatosundan, hala geçirilmemiş olmasıdır.

Lozan Anlaşmasının ABD Senatosundan geçirilmesi için, Türkiye Cumhuriyeti elinden geleni yapmalıdır.

Bazı kişilerin, bazı ikili anlaşmışlar ile ABD'nin Türkiye Cumhuriyetini tanındığını, iddia etmesi bizi rehavete sevk etmemelidir.

30 trilyon dolar borcu olan bir devletin, yarın neler yapacağını, kimse kestirmez.

Evet güçlü olmalıyız.

Ancak, hukuken de haklı olmak ve sağlam durmak zorundayız.

Dünya her geçen gün yeni gelişme ve değişikliler yaşıyor.

ABD, bahane arayarak, üstüne çökecek ülke arıyor.

ABD Senatosundan Lozan Anlaşmasının geçmesi mutlaka sağlanmalıdır.

Bu konu görmezden gelinecek bir konu değildir.

İsveç Başbakanı, devlet masrafları için kendisine verilen kart ile kendisine çikolata aldığı için, istifa ettiğini söyleyenler, ülkemizde dört milyar doları bulan suiistimal karşısında seslerini çıkarmıyorlar.

İşine bisiklet ile giden Norveç Başbakanını, örnek gösterenler, ülkemizde dört milyar doları bulan rüşvet ve irtikap için, seslerini çıkarmıyorlar.

İnsanların ne dediğine değil, nasıl yaşadığına ve davrandığına bakacaksın…