Güzel ülkemizi gezme fırsatı bulanlar bilirler. Birçok gelişmiş şehrimizle kıyaslayınca görüyoruz ki bir kent ancak bu kadar ihmal edilebilir. Tüm zenginliklerine rağmen, kültürüne ve potansiyeline rağmen ancak bu kadar geri kalmış bir Muğla yaratabiliriz.
Sakın bu mesele siyasi bir mesele olarak algılanmasın. Daha doğrusu siyasi bir parti konusu değil. Mesele memleketimiz.
Değerli ağabeyim Özcan Özgür’ün de dediği gibi, hizmet etmek hatta iz bırakabilmek için illa siyasi bir vazifeye ihtiyaç yok. Siyasete bulaşmaya da gerek yok. Sadece işini doğru yapmak bile ne büyük katkı. Hemşehrilerimiz bilirler Ulalı Yanıkçı Cabbar belki de binlerce insanın hayatını değiştirdi. Tıp fakültesinin zor zamanlarında yoğun mesai harcayan Prof. Dr. Nevres Aydoğan, hayatını araştırmaya adamış Prof Dr. Namık Açıkgöz ve daha niceleri. Sadece işini iyi yaparak herkese bir şekilde dokunmuş insanlar.
Tabi bir de yetersiz bakiyesine rağmen tandır siparişi verenlerimiz var. O zaman hesabı Muğla ödüyor. İşte bu noktada önce bakmak lazım. Bir insan bir vazifeye gelirken yeterli mi? Hizmet için gereken vizyonu ve sadakati var mı? Hizmet için yarışacak mı? Yoksa işgal edenlerden mi? Hatta bakmak lazım Muğla’nın daha fazla kaybedecek vakti var mı?
***
İşim gereği Türkiye’de hatta dünyada tüm mermer fuarlarına katılmaya çalışıyorum. Gezip görmek, öğrenmek bu işin cabası. Yıllar içinde en çok dikkatimi çeken şey ise şu oldu, her fuarda Muğla firmalarımız aslanlar gibi bulunuyorlar. Giyimleriyle, tavır ve asaletleriyle genelden hemen ayrılıyorlar. İtalya fuarında Coante’yi izledim. Gurur duydum. Stantlarından sunumlarına kadar her şey o kadar ince düşünülmüştü ki. Hindistan’da Çolakoğlu ailesine ait Marmi Yılanlı standında mermer pazarlama bir yana turizm acenteliğine doğru geçişler yaşandı. İnsanlar Muğla fotoğraflarına bakarken Muğla lezzetlerinin tadına baktılar. İyi oranda mermer satılsa da ilginç olan şey ikramların tüm Hintlileri cezbetmesiydi. Almanya’da Düsseldorf karavan ve tiny house fuarında Muğla’mızın gururlarından Altaş ailesine ait GlampVan firması fuarın en çok ziyaret edilen firmasıydı. Bunun gibi daha niceleri. İtiraf etmek gerekirse bu başarıları elde etmeleri de çok kolay oldu. Tüm Muğlalıların bildiği gibi belediyelerimiz ve sivil toplum kuruluşlarımız her zaman Muğla’da üretenin, çalışanın yanında olmuştur. Her türlü kolaylığı sağlamış ve ellerinden gelen desteği vermiştir. Fabrikalar mühürlenmemiş, organize altyapılarla desteklenmişlerdir. Tabi ki böyle değil. İşini iyi yapan, siyasi destekten uzak, katma değer yaratan firmalarımız iş gücünden faturalara, lojistikten finansa ve tabi iş bilmez yöneticilerden haksız uygulamalara kadar öyle şeylerle mücadele ettiler ki. Geldiğimiz bu nokta tamamen kendini vakfetmiş insanların başarısıdır. Ama bu konular dünün konuları. Gelelim bugüne. Muğla’nın şanslarına.
İzmir Doğal Taş Fuarında bir bakıyorum SGK İl Müdürü Özkan Arslan, İŞKUR İl Müdürü Zahide Altınok, dönemin Vergi Dairesi Başkanı Mustafa İnceçayır... Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras ayrı bir ekiple İzmir’deydi. Hep beraber olunsa daha iyi olur muydu? Olabilirdi. MUTSO yönetimi de vardı. Orada olmaları doğru ve gerekliydi. Ama kamu kurumlarının müdür ve başkanlarının olması bambaşka bir jest. Hatta Muğlalı katılımcılar için belki de bir aferindi. İş insanlarıyla tek tek konuştular. Tüm sorunları dinleyip notlar aldılar. Sorunlar çözülür mü bilemem ama bazen böyle jestler insanlara motivasyon verir bu kesin.
***
Şimdi yeni bir dönemdeyiz. Belediye Başkanları değişti, birçok kurum müdürü değişti, iş hayatının ve siyasetin jenerasyonu da hızla değişiyor. Bu süreci ıskalamayalım. Tüm bu değişim rüzgârı kentimize en baştan kaçırdığımız birlik fırsatını sunuyor. Gelin hizmet için yarışalım. Boşa yer işgal etmek hatta edeni desteklemek artık bu kentin kaldırabileceği bir lüks değil. Kişisel çıkarlar memleketin önüne geçmemeli. Eş dost ilişkileri liyakatli yöneticileri biçmemeli. Önce kişisel karakterine sonra da kişisel başarılarına inandığımız insanların arkasında olalım. Bu şehir başka türlü kurtulmaz…