Bennedense şarkıcı " Gülşen " gibi Yılmaz Özdil 'i de sevemedim.Birilerin " Kuran ticareti " yaptığı gibi " Nutuk ticareti "yaptığından mı ne bilmiyorum... Ama hafta sonunu neredeyse O 'nun " Gülşen "," Düşman esirlerine bile bu muamele yapılmadı " ve " Büyüktaarruzun yüzüncü yılını hangi yüzle kutlayacaksınız? " başlıklıyazılarını okudum...

GaziMustafa Kemal Atatürk'ün yokluk içinde Türk'ü, Kürt'ü, Laz'ı, Çerkez'i,Alevi'si, Sünni'si, kısaca tüm "Anadolu insanları" insanlarıyla, onların "imangücü" ile yarattığı "Türk mucizesi" olan Kurtuluş Savaşı'nı yaşıyor gibiokudum.

xx xx xx

YılmazÖzdil " Gülşen " başlıklı yazısına " İmam hatip konusunda duyarlıolanlar iyi okusun. " diye başlamış. " İlk toplu katliam Aydın'dayaşandı, insanları camiye topladılar, ateşe verdiler, 106 kişi diri diriyanarak can verdi, pencerelerin demirlerine yapışmış çocuk elleri vardı. Sonnefesini verene kadar tecavüz edilen kadınlar vardı, ırzına geçildikten sonraelleri bileklerinden kesilip, cinsel organına sokulan 10 yaşında kızlar vardı,yaşadıkları nedeniyle aklını yitiren kız çocukları vardı, eşlerinin önündeerkeklik uzuvları kesilen, kendi erkeklik uzuvları ağızlarına sokulan erkeklervardı. Üç yıl iki ay sürecek işgal kabusu, işte böyle başlamıştı. " diyedevam etmiş.

Bukadar değil...

" Kadınlarıçırılçıplak sokaklarda gezdiriyorlardı. Bebelerini emzirmesinler diye, yenidoğum yapan annelerin meme uçlarını kesiyorlardı. Süngüyle öldürülenlerarasında altı aylık bebekler vardı. Tanık anlatımları var, bebeleri damlardanatıp, aşağıda süngüyle tutuyorlardı, gözleri oyulmuş dört aylık bebek vardı,kuyuya atılmış yedi aylık bebek vardı. Ezan okumasın diye dili kesilen müezzinvardı, kulakları kesilen, burunları kesilen, ağaçlara asılan insanlarımızvardı. Menderes Nehri günlerce ceset aktı.

Kuran'ı Kerimleri parçalıyor, sayfa sayfa hela çukurlarınaatıyorlardı, insanlarımız o sayfaları çıkarıyor, yıkıyor, ağlaya ağlaya toprağagömüyordu. İnsanların eline kürek veriyor, kendi mezarlarını kazdırıyorlardı,sonra da süngüleyerek o mezarlara ittiriyorlardı. "

Bebelerekadınlara yapılanları çocukluğumda dedem Hüseyin (Çavuş) Özgü r'den masalgibi dinlediğimi hatırladım...

xx xx xx

YılmazÖzdil oyazısını noktalarken, " Ve dün... 26 Ağustos 2022. Büyük Taarruzun yüzüncüyıldönümüydü. Diyanet İşleri Başkanlığı, cuma hutbesinde güya Zafer Bayramı'nıkonu aldı ama. Türk milletini yukarda okuduğunuz yeryüzü cehenneminden çekipçıkaran Mustafa Kemal Atatürk'ü ve Kuvayı Milliye'yi tek kelime bile anmadı. 26Ağustos hutbesinde Mustafa Kemal Atatürk'e bir Fatiha bile okumayan diyanet, bumilletin diyaneti olabilir mi? " diye sorup, Diyanet 'i şöyleeleştirmiş:

" Cumahutbelerinde, bu topraklarda yeniden ezan okunmasını sağlayan Atatürk'ün adınıanmıyor, yolsuzluklara yağmaya talana kulak tıkıyor, tüyü bitmemiş yetimhakkının, beytülmalın soyulmasına göz yumuyor, tarikat yuvalarında erkekçocuklarına tecavüz edilmesine, kız çocuklarının diri diri yakılmasına sessizkalıyor... "

xx xx xx

" Düşmanesirlerine bile bu muamele yapılmadı " başlıklı yazısı da ibret vericiolmuş. " 100 yıl önce, bugün... 22 binden fazla Türk esirdi. " diyebaşlayıp, şöyle devam etmiş:,

" ..En büyüğü, Atina'da Lusiya kampıydı. Kelimenin tam manasıyla 'TürkMezarlığı'ydı, dört bin kadar Türk burada tutuluyordu, açlık, hastalık,maalesef çok azı hayatta kalabildi. Çalışmaya 40 kişi gidiyorsa mesela, 35 kişidönüyordu. Ölenlerin, sebepsiz öldürülenlerin haddi hesabı yoktu, dayak zatenrutindi, günlerce kan tüküre tüküre can verenler vardı.

Tuvalet yoktu, her koğuşa iki gaz tenekesi bırakmışlardı,değiştirmiyorlardı, dayanılmazdı. Dizanteri yaygındı. Bulaşıcı hastalığakapılanlar aynı çadırda toplanıyordu, hepsi ölünce, çadırla beraberyakılıyorlardı. Yunan subaylarının Anadolu'daki görevleri sırasında zorlahizmetli olarak kullandığı ve zorla Yunanistan'a getirdiği Türk kızları vardı.İşgalci subayların hevesi geçince (!) Lusiya kampına atılıyorlardı.

Yazılmayan, hatırlanmayan trajediler yaşanıyordu. Namazkılınmasına izin vermiyorlardı. "

xx xx xx

Sonra Özdil , " 100 yıl sonra, bugün. " deyip, şöyle anlatmış:

" OrgeneralÇetin Doğan, Orgeneral Ahmet Çörekçi, Orgeneral İlhan Kılıç, Orgeneral FevziTürkeri, Korgeneral Vural Avar, Korgeneral Çetin Saner, Korgeneral HakkıKılınç, Korgeneral Yıldırım Türker, Koramiral Aydan Erol, Tümgeneral TemelÖzkaynak, Tümgeneral Erol Özkasnak, Tümgeneral Kenan Deniz, Tuğgeneral İdrisKoralp, Büyük Taarruzun yüzüncü yıldönümünde, kendi generallerimiz, kendivatanlarında 'esir' tutuluyor. Kumpasla, sahte belgeyle, sahte tanıklarla'esir' tutuluyorlar.

Bir yıldır, dört metrelik beton kutularda, hücrede tecrityaşıyorlar. 91 yaşında olan var. 87 yaşında olan var. 83, 84, 85 yaşındalar. Engenci 75 yaşında. Kanser hastası olan var. Sondayla yaşayan var. Hepsiby-passlı. Ameliyat olan, dikişleri bile alınmadan hücresine geri gönderilen,dikişleri patlayan, kan revan içinde tekrar hastanelik olan var. Parkinsonyüzünden kendi başına ihtiyaçlarını göremeyenler var. Yürüyemeyenler var.

Eşleri mektup gönderiyor, sadece isim yazmaları gerekiyor,ismin önüne rütbeleri yazılırsa, o mektup teslim edilmiyor, 'rütbelerinisöktük, burada general amiral yok, er var' deniyor, mektup geri gönderiliyor.Anayasal hakları çiğneniyor, hukuk işletilmiyor, kasten ağırdan alınarak, demirparmaklıklar arkasında ölsünler diye bekleniyor. Bu millet, bu muameleyi düşmanesirlerine bile yapmadı.

Türkiye kendi komutanlarını esir tutarak mı kutlayacak ZaferBayramı'nı? "

Utandım,sadece bu milletin ferdi olmamdan değil, insanlığımdan utandım...

xx xx xx

YılmazÖzdil ," Büyük taarruzun yüzüncü yılını hangi yüzle kutlayacaksınız? "başlıklı yazısına da " Hiç konuşmuyordu. Sakindi. Sigara tüttürüyor, ufkabakıyordu. " diye Atatürk 'ü çizerken " Taarruzu "şöyle anlatmış:

" Tık.Telgraf sustu. Anadolu'nun dünyayla bağlantısı kesildi. Haftalardır bilgikırıntısı bile sızmadan gizlice yürütülen hazırlıkların farkında olamayan Yunankarargahı, işte anca o anda anladı. Türk'ün yumruğu kalkmıştı. Hazırlıklarımız,o imkansızlıklar içinde olağanüstü kurmay zekayla ve olağanüstü fedakarlıklarlatamamlanmıştı. Sakarya Savaşı'yla Büyük Taarruz arasındaki bir yıl boyuncaordunun beslenebilmesi için 27 milyon kilo buğday, iki milyon kilo et, dörtmilyon kilo sebzeye ihtiyaç vardı; süvarilerin atlarıyla, kağnıları çekenhayvanlar için bir o kadar miktar yem gerekiyordu.

Bunların hepsi Konya ve Muğla bölgesinden temin edilmişti. "

Evet, Kurtuluş Savaşı 'nda Muğla vardı...

xx xx xx

GaziMustafa Kemal Atatür k, Muğla-Antalya 'da cephe açmadı. Çünkü BirinciDünya Savaşı sırasında İtalya 'ya gizli anlaşmayla İzmir verilmişti. Paris Konferansı 'nda (18 Ocak 1919) ise İngilizlerAkdeniz 'de güçlü bir İtalya istemedikleri için İzmir 'in Yunanlılara verilmesini sağladılar. Bu yüzden kızgın ve kırgın olan İtalyanlar kalıcı değillerdi ve TBMM ile arasında ciddi bir savaş olmadı. Üstelikülkelerinde de iç karışıklık olan İtalyanlar el altından KuvayıMilliyeyi ve milisleri desteklemekle kalmayıp, II. İnönü savaşından sonra Anadolu 'dan çekilmeye başladılar ve giderken cephanelerini de TBMM 'nebıraktılar.

Evet, Muğla Batı Cephesinde , Çine 'de milisleriyle, efeleriyle İsmetTayyaresi ile vardı ve Büyük Taarruzun lojistik merkezlerinden biriolurken Ege 'de Afyon ve Denizli 'den sonra en çok şehitveren ildi... Denizli (541) Afyon (425) Manisa (51) Muğla (208) Aydın (204) Burdur (157) İzmir (59) Balıkesir (40)...

https://www.hurriyet.com.tr/kurtulus-savasi-sehitlerimizin-illere-gore-dagilimi-12363678

Rize 'nin fethinin 561'inci yılı etkinliklerinde konuşan TBMM eski Başkanı İsmail Kahraman , İzmir 'inkurtuluşunda kurşun sıkılmadığını iddia ederek, " Cihan harbi bitti,müstevliler alacaklarının birkaç kat mislini aldı ve öyle gittiler, çekildiler. "demiş olsa da Genelkurmay verilerine göre işte iller ve şehit sayıları;

Adana (365), Adıyaman (20), Afyon (425), Ağrı (1), Aksaray (133), Amasya (261), Ankara (913), Antalya (339), Ardahan (22), Artvin (26), Aydın (204), Balıkesir (40), Bartın (143), Bilecik (192), Bayburt (18), Bingöl (3), Bitlis (10), Bolu (541), Burdur (157), Bursa (351), Çanakkale (28), Çankırı (334), Çorum (526), Denizli (541), Diyarbakır (44), Edirne (11), Elazığ (55), Erzincan (40), Erzurum (108), Eskişehir (289), Gaziantep (412), Giresun (324), Gümüşhane (40), Hakkâri (0), Hatay (3), Isparta (293), İçel-Mersin (405), İstanbul (179), İzmir (59), Kahramanmaraş (150), Karaman (182), Kars (13), Kastamonu (758), Kayseri (264), Kırıkkale (114), Kırklareli (8), Kırşehir (171), Kocaeli (203), Konya (780), Kütahya (228), Malatya (33), Manisa (51), Mardin (13), Muğla (208), Muş (5), Nevşehir (216), Niğde (201), Ordu (434), Rize (48), Sakarya (295), Samsun (405), Siirt (3), Sinop (399), Sivas (307)...

xx xx xx

Yukarıdakiliste Kurtuluş Savaşı 'nda düzenli ordunun Batı cephesinde verdiğikayıpları içeriyor. Milislerin, efelerin verdiği şehitler o listede yok. Yani TürkiyeCumhuriyeti bir kolektif şirket ya da yapı kooperatifi olarak kurulmadı. Bunedenle yüce Kurtuluş Savaşı 'nı en bayağı ticari ortaklık düzeyineindirgeyen iddialardan Atatür k'ü yok sayan zihniyetten kurtulmak gerek.Tarihe aykırı iddialarda bulunmak ve yorumlar yapmak son derece tehlikeli veayıp! Unutmamak gerekir ki Kurtuluş Savaşı bir vatan yaratmak, birmillet (ulus) inşa etmek için yapıldı; ulusu cemaatlere, etnisitelere ayırmakiçin değil...

YılmazÖzdil 'dendevam Edelim:

" Şafakvakti... Hafif kızıllık belirdi. Saatler 5'i gösteriyordu. Türk tarihinin dönümnoktasıydı. Toplarımız gümbürdemeye başladı. Öylesine çok sayıda top mermisiaynı anda düşüyor ve patlıyordu ki, Yunan siperleri adeta fokur fokur kaynıyorgibi görünüyordu. Eşzamanlı olarak, Yunan kontrolündeki bölgede sabotajlarbaşladı. Mehmetçik, süngü hücumuna kalktı. Mermi sağanağına karşı koşuyorlardı.Adeta ilk saplayan olmak için birbirleriyle yarışıyorlardı. Türk süngüsü, tsunamidalgaları gibi, peşpeşe saldırıyordu. ... Üç saatte darmadağın olmuşlardı.Büyük Taarruz diyoruz.

Süvarilerimize 'kılıca kuvvet' emri verildi! Dağlardantepelerden dörtnala boşalıyorduk.

Türk kılıçları havada parlayıp sönüyor, biçiyordu. İnanması gerçektençok güç ama, kovaladıkları Yunan askerlerinden bile önce İzmir'e girensüvarilerimiz olacaktı. 225 bin kişilik devasa Yunan ordusunu kağıt gibi yırtıpgelmişlerdi, dayanamayıp, gözü karartıp şehre dalmışlardı... ... "

BüyükTaarruzdu ...Zaten kutlu zaferdi... Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarınısaygıyla, minnetle anıyoruz. Ruhları şad olsun...

xx xx xx

https://www.sozcu.com.tr/2022/yazarlar/yilmaz-ozdil/gulsen-4-7331206/

https://www.sozcu.com.tr/2022/yazarlar/yilmaz-ozdil/dusman-esirlerine-bile-bu-muamele-yapilmadi-7332713/

https://www.sozcu.com.tr/2022/yazarlar/yilmaz-ozdil/buyuk-taarruzun-yuzuncu-yilini-hangi-yuzle-kutlayacaksiniz-7329022/

Sizdeokuyun derim...