Anne veya babanın hayattayken evini, arsasını ya da tarlasını çocuklarından birine devretmesi, diğer kardeşlerin miras hakkını tamamen ortadan kaldırıyor mu? Tapuda satış olarak gösterilen bazı işlemler, miras bırakanın ölümünden sonra mahkemeye taşınabiliyor. Ancak her tapu devri iptal edilmiyor.
Bir baba, yıllarca yaşadığı evini çocuklarından birine satış yoluyla devrediyor. Diğer kardeşler ise bu işlemden yıllar sonra, babalarının vefatının ardından haberdar oluyor. Tapu artık kardeşlerinin adına olduğu için evden pay alamayacaklarını düşünüyorlar.
Peki, tapuda satış yapılmış olması diğer mirasçıların hak aramasını engelliyor mu?
Türk hukukunda bu sorunun yanıtı, taşınmazın gerçekte neden ve hangi koşullarla devredildiğine bağlı. Özellikle mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla yapılan ve satış gibi gösterilen bağışlar, mahkeme kararıyla geçersiz sayılabiliyor.
Tapuda satış görünmesi her zaman yeterli değil
Yargıtay kararlarında muris muvazaası olarak adlandırılan hukuki durum, miras bırakanın gerçekte bağışlamak istediği bir taşınmazı, diğer mirasçıların haklarını engellemek amacıyla satış yapılmış gibi devretmesini ifade ediyor.
Örneğin bir baba, kendisine ait evi oğluna devrediyor. Tapuda satış işlemi yapılıyor ancak gerçekte herhangi bir satış bedeli ödenmiyor. İşlemin amacı diğer çocukları mirastan mahrum bırakmaksa, bu durum mahkemede değerlendirilebiliyor.
Yargıtayın 1 Nisan 1974 tarihli, 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, bu tür uyuşmazlıklarda temel hukuki dayanaklardan birini oluşturuyor.

Diğer kardeşler tapunun iptalini isteyebilir mi?
Miras hakkı ihlal edilen kardeşler, şartların oluşması halinde tapu iptali ve tescil davası açabiliyor.
Bu davalarda miras bırakanın gerçekte satış mı yaptığı, yoksa bağış işlemini satış gibi mi gösterdiği araştırılıyor.
Muvazaa ve mirasçılardan mal kaçırma amacı ispatlandığında, taşınmazın tapu kaydının iptal edilerek miras payları doğrultusunda tesciline karar verilebiliyor.
Üstelik Yargıtay içtihatlarına göre bu hakkı yalnızca saklı pay sahibi mirasçılar değil, miras hakkı ihlal edilen diğer mirasçılar da kullanabiliyor.
Mahkeme hangi ayrıntılara bakıyor?
Tapuda satış yapılmış olması tek başına gerçek bir satışın gerçekleştiğini kanıtlamadığı gibi, bedelin düşük gösterilmesi de işlemin mutlaka geçersiz olduğu anlamına gelmiyor.
Mahkemeler uyuşmazlığı değerlendirirken şu hususları araştırabiliyor:
- Taşınmazı alan kişinin satın alma gücünün bulunup bulunmadığı.
- Miras bırakanın taşınmazı satmak için makul bir nedeninin olup olmadığı.
- Tapuda belirtilen satış bedeli ile taşınmazın gerçek değeri arasındaki fark.
- Aile bireyleri arasındaki ilişkiler ve miras bırakanın diğer çocuklarına yönelik tutumu.
- Satış bedelinin gerçekten ödenip ödenmediğine ilişkin deliller.
Tanık anlatımları, ekonomik kayıtlar ve diğer deliller de değerlendirmeye alınabiliyor.

Baba hayattayken yapılan her devir iptal edilir mi?
Hayır. Anne veya babanın kendi taşınmazını çocuklarından birine satması tek başına hukuka aykırı değil.
Gerçek bir satış yapılmışsa ve mirasçılardan mal kaçırma amacı bulunmuyorsa, yalnızca diğer kardeşlerin satışa karşı çıkması tapunun iptal edilmesi için yeterli olmuyor.
Benzer şekilde yapılan her bağış da otomatik olarak muris muvazaası sayılmıyor. İşlemin hukuki niteliğine göre tenkis gibi farklı dava yolları gündeme gelebiliyor.
Yıllar önce devredilen ev için de dava açılabilir mi?
Muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil davalarında, kural olarak genel bir zamanaşımı ya da hak düşürücü süre uygulanmıyor.
Bu nedenle miras bırakanın ölümünden yıllar sonra da dava açılması mümkün olabiliyor. Ancak taşınmazın sonraki kişilere devredilmiş olması ve tapu siciline güvenerek hak kazanan üçüncü kişilerin bulunması, davanın sonucunu etkileyebiliyor.
Her olayın kendi koşulları içinde incelenmesi gerekiyor.

Kardeşlerden yalnızca biri dava açabilir mi?
Miras hakkının ihlal edildiğini düşünen bir mirasçı, diğer kardeşlerin tamamının birlikte hareket etmesini beklemeden kendi miras payı yönünden dava açabiliyor.
Ancak davanın kapsamı, taşınmazın mülkiyet durumu ve talep edilen hukuki sonuca göre farklı usul kuralları uygulanabiliyor.
Bu nedenle miras bırakanın sağlığında gerçekleştirdiği tapu işlemlerinden şüphe duyan kişilerin, tapu kayıtlarını ve mevcut delilleri hukuki açıdan değerlendirmesi önem taşıyor.
Muhabir: Mukaddes Yelin