31 Mart 2024 Pazar günü mahalli seçimler yapılacak.

Tarihimizde bir 31 Mart olayı var.

31 Mart 1908 günü İstanbul'da büyük bir miting yapıldı.

Mitingi yapanlar "Şeriat isteriz" diye bağırıyorlardı.

Bu bir provokasyon idi.

Çünkü Sultan Halife sıfatını da taşıyor ve halk laiklik hakkında en küçük bir bilgiye sahip değildi.

Cumhuriyet idaresi, halkın daha hayallerinde bile yoktu.

Bu miting dış çevrelerin desteği ile oluyordu.

Bu mitingden sonra, Manastırda bulunan III. Ordu, İstanbul'daki sözde isyanı bastırmak bahanesi ile "Hareket Ordusu" adı altında İstanbul'a hareket etti.

Tren ile gelmişlerdi.

Hareket Ordusunun başında Mahmut Şevket Paşa vardı.

III. Ordu hiç bir direnç ile karşılaşmadan İstanbul'a girdi.

Taşkışla,Topcu Kışlası gibi kışlalarda kardeş kardeşi adeta kesti.

III. Ordunun yanında Bulgar ve Rum çeteleri de vardı.

Çetelerin başında da Enver bey vardı.

İstanbul kan ağlıyordu.

Kimse ne olduğunu anlayabilmiş, değildi.

Sultan Abdülhamit, kardeş kanı dökülmesin diye İstanbul'daki Hassa Ordusuna direnmemeleri emrini vermişti.

Hareket Ordusu İstanbul'u adeta işgal etmişti.

Sultan, II. Meşrutiyeti ilan etti.

Meclis tekrar açıldı.

Meclisteki milletvekillerinin kahir çoğunluğu Ermeni, Rum Yahudi ve Bulgar kökenli Osmanlı vatandaşı idiler.

27 Nisan 1909 günü meclisten gelen dört milletvekili Sultan Abdülhamit'i hal etti.

Yerine de, meclisin ve darbecilerin istediği yeğeni Reşat; sultan ilan edildi.

Ülkeye demokrasi gelmişti. ! ! !

Meşrutiyet ilan edildikten sonra, önce Avusturya - Macaristan İmparatorluğu Bosna - Hersek'e saldırdı ve işgal etti.

Sonra, Bulgaristan bağımsızlığını ilan etti.

İtalya Trablusgarp'a saldırdı.

Bunu fırsat bilen Yunanistan, Bulgaristan, Sırbistan ve Karadağ birleşerek Osmanlı Devletine saldırdılar, Balkan Savaşı cıktı.

Balkan savaşı çok büyük acılar yaşamamıza ve toprak kaybetmemize neden oldu.

Darbe ile iktidara gelen İttihat ve Terakki Fırkası, Balkan savaşındaki kayıplarımızı telafi etmek için Almanya'nın da pravakosyonu ile 1915 yılında I. Dünya savaşına sokuldu.

1918 yılında cihan savaşı bitti.

Yenilemiştik ve 1908 ile 1918 yılları arasında 10 yıl içinde 622 yıllık Osmanlı Devleti de son buldu...

İttihatçiler tarafından Osmanlı ordusunun başına getirilen Alman generallerinin önerisi ile, İttihatçı Sadrazam Talat Paşa ile Harbiye Nazırı Enver Paşa için, 24 Nisan 1915 tarihinde tehcir (zorunlu göç) kararı alındı ve uygulandı.

Büyük afetten sonra Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları büyük fedakarlıklar ile 1919 - 1922 yılları arasında Kurtuluş Savaşı verdiler, kazandılar ve genç Türkiye Cumhuriyetini kurdular.

Cumhuriyet kurulunca 1923 yılında Müslüman halk ile Ortodoks halk arasında mübadele yapılarak binlerce yılda oluşan Anadolu’da ki doku büyük ölçüde tahrip oldu.

Tüm bu acı gerçeklerin arkasında İngiliz, Fransa, ABD ve İtalya vardı.

Ayrıca, emperyalist ülkelerin oyununa gelen Arap ülkeleri ile Sırbistan, Bulgaristan, Karadağ ve Yunanistan'ı da belirtmek lazım.

Günümüze gelince.

Dünyamız kabaca üç bölgeden oluşuyor.

1. bölge Katolik ve Protestan inancından oluşan Avrupa ve ABD.

2. bölge ise merkezi İstanbul olan Selanik'ten başlayan Kabil'e kadar olan coğrafyayı kapsayan Müslüman ve Ortodoks dünyasını kapsıyor.

3. bölge ise Çin. ..

1. ve 2. Dünya Savaşlarında alt üst edilen ikinci bölgede kavga hâlâ devam ediyor.

2. bölgede barış, huzur ve kardeşlik bir türlü sağlanamıyor.

Bu anlaşmazlıkların arkasında Batının kötü ve emperyalist arzularının etkisi pek çok.

Halbuki bu coğrafyada 500 yıl huzur ve barışı, sağlayan biz Türkler idik..

Bu konuda Yunan Prof. Dr. Dimitri Kitsikis'in kitaplarını okumanızı, isterim.

2. bölge de biz olmadan huzur ve barış bir türlü sağlanamıyor.

Çünkü bölge, 1. bölgenin tasallutundan bir türlü kurtulamıyor.

Bu bölge de huzuru tekrar biz sağlayabiliriz.

Yaşadığımız Rusya - Ukrayna savaşı ve Gazze savaşındaki sakin ve barışçıl Türkiye' in tavrı, bunun en güzel ve somut göstergesidir.

Tarihimizdeki ikinci 31 Mart gününün, eski 31 Mart gününe benzememesi en büyük arzum ve dileğimdir.

31 Mart 2024 seçimlerine yine ön seçim yapamadan ve kapalı kapılar arkasında yapılan hesaplar ile belirlenen adaylar ile seçime gidiyoruz.

Hayırlı olsun, demenin ötesinde elimizden bir şey gelmiyor...