Bundan 63 yıl önce, 27 Mayıs 1960 sabahı Devlet Radyosu teslim alınmıştı. Sözcüler asker olduklarını, duruma kısa süre için el koyduklarını söylüyordu. Devamlı radyodan marşlar söylenirken, arada bir içlerinden güvenilir kişi olarak bilinen Alparslan Türkeş konuşuyordu. Türkeş, kardeş kavgasını önlemek, en kısa sürede ülkemize uygun seçim kanunu çıkarmak ve en uygun olabilecek zamanda seçimlerin yapılacağını söylüyordu.        '

İhtilali yapanların içinde, Türkeş gibi düşünen 14 kişi vardı. Diğer 24 kişi Cemal Gürsel’de dahil solcu Anayasa Profları ile CHP’nin yani İnönü’nün emrinde idi.

Nitekim Cemal Gürsel, İzmir Bostanlı’daki evinden alınıp Komiteye başkan yapılınca radyo frekanslarından şunları söylüyordu; “Adnan Menderes yakalanmıştır, Sayın İsmet İnönü’nün sıhhatleri yerindedir” Bu son gidiş de, Demokrat Parti’yi savunan, güçlü kalemler aslında daha etkindi. Prof. Ali Fuat Başgil, Necip Fazıl Kısakürek, Peyami Safa, Mümtaz Faikfenik, Kadir Can Kaflı, Selim Ragıp Emeç, Orhan Seyfi Orhon Ahmet Kabaklı, Tekin Erer, Ergün Göze, Tank Buğra gibi her birisi ayrı gazetede bu kritik günlerde hiç doğrulardan ayrılmayan demokrasi kahramanları idi.

Bu arada, Devletin Radyosu adeta kendilerine tahsis edilen Prof. Veli Dedeoğlu, Prof. Sıddık Sami Onar boyuna fetva veriyorlardı. Eğer bunları asmazsanız, yakın zamanda toparlanarak sizleri asarlar. Basının cellatları ise şunlardı; Bedii Faik, Nadir Nadi, Falih Rıfkı Atay, Metin Toker,  Yusuf Ziya Ortaç bütün imkanları ile askerleri daha da daha da diye kışkırtıyorlardı. Ne olacağı bilinmeyen olayın içinde Genel Kurmay Başkanı ve komutanlar yoktu. Millet umuyordu ki, Alparslan Türkeş ve arkadaşları ihtilali kanlı olmaktan kurtarabilecek.

Ancak, bu ümitte sayıları 14 olan Türkeşçilerin elçi yapılıp dış ülkelere gönderilmesi ile son buldu. Yassı Ada Mahkemesi verilmiş kararı okumak ve yalancı şahitlerin ifadesine uyarak bir devrin altın yıllarını yaşatan Menderes ve yakınlarına özel seyircilere alay ettirmekten ibaretti.

Oysa Adnan Menderes, 26 Mart günü İzmir’de idi. Denizden karaya izdiham yüzünden çıkamadı ve son konuşmasını vapurdan yapmıştı. Toplantı öyle kalabalıktı ki bir daha o şevk o istek o heyecanı kimse yaratamadı.

Merhum Menderes, teslim olmayıp Eskişehir Havalimanından Avrupa'ya gidebilirdi. Her şey hazır olduğu halde, ben suç işlemedim, hizmet edenleri bu millet takdir edecektir. Bu sözlere sebep, Alparslan Türkeş’in; komitenin içinde oluşu ve radyodan devamlı onun konuşması yüzünden General Tahsin Yazıcının, ‘Türkeş iyi insandır. O yalan söylemez güvenin başbakanım’ gibi sözler söylemesi Adnan Menderes’e ümit vermiştir. Kindarlar, başka rejim arayıcıları, birleşmişlerdir. Yassı Ada Mahkemesinde, Hakim Salim Başol’un şu sözleri, hukuki camiamıza bir kara leke olarak geçmiştir. “Sizi buraya tıkan kuvvet böyle istiyor.” Mahkeme kısa; yoldan bitirildi. DP Hükümet üyelerinin tamamı ve Cumhurbaşkanı idam edilecekti. Sonunda bu idam edilenler üç kişi kalmıştı. Zaten idam kararından önce işkence ve hakarete dayanamayan bir çok değerli insan kanser veya kalpten öldüler.

Bu hadiseleri o tarihte destek olanlardan Bedii Faik,  Prof. İsmet Giritli gibi ünlüler doğrulan henüz mahkeme bitmeden anladılar ve idamlara karşı çıktılar.

Sıra seçim kanununa gelmişti. 1960 Anayasası hazırlandı; ve muhalefet azınlık dahi olsa iktidardan daha güçlü olması ile ihtilal yapanların ömür boyu senatör olmaları getirildi. 1980 12 Eylül harekatına kadar her 27 Mayıs’ta CHP’liler bayrak asmayanları şikayet ederlerdi. 1961 Anayasa gereği, devletin temeli olan aile merhumuna hareketler yaptırdılar. Köy öğretmenleri muhtar edildi, köydeki ikilik körüklenmiş oldu.

Milliyetçi gençlik her yerde hor görüldü. Adalet Partisi iktidar olduğu halde devletin her yerinde sol görüşlüler hakimdi. Sokak hareketlerine destek olunuyordu. Tayin etmeye düşünseniz bile ünlü danıtşayımız tehiri icra kararı alırdı. Valiliklere öyle kararlar gelirdi ki, henüz tayin olmayanlar tehir ediliyordu. Sokak kan gölü. Buna rağmen: 1973’de iktidar olan Sayın Ecevit ile Sayın Erbakan af  çıkarmıştır. Onların düşünemediğini yüksek mahkemeler yaptı ve ceza evleri tamamen boşaltıldı.

Neler görüldü neler, Halk evlerine hazineden yardım yapıldı. Sorumlu eğitici Ahmet Yıldız bu güzel yuvalarda sol gençliğe eğitim ve araç gereç aldığını günün basını yazıyordu. Tıpkı İstanbul Belediye başkanı Ahmet İsvav gibi. 1 Mayıs’larda İstanbul Belediyesindeki militanlar, yürüyüşü organize ediyorlardı. Bu kötü tablo, 12 Eylül 1980’de, Genel Kurmayın Müdahalesi ile hiç olmazsa 1961 anayasası yürürlükten kaldırıldı. Bu dahi bizlere mutlu etmiştir. 27 Mayıs harekatı ülkemize en az elli yıl gerilere götürmüştür. Dış itibar ve döviz girdileri 1980’lere kadar hep gerilere gitmiştir. Bugün milletimiz bütün kötülüklerin kaynağını biliyor. Ve bunu her fırsatta suratlarına vuruyor. Dua edelim bir daha o kötü günler gelmesin...