İstiklal Savaşı ve Sonrası

(ÖncekiYazının Devamı)

Bana haber verilmemiş olmasına dadiğer hadiselerdekinden ziyade şaştım. Şifaen de Fevzi Paşa bir şey söylememişti.Asıl tarihî rezaleti Kemalettin Sami Paşa ile yalnız kalınca öğrendim. FevziPaşa'nın imzasını taşıyan «zata mahsus» bir emirde; eğer İstanbul'da padişahlıklehine bir isyan çıkarsa kolordusu ile İstanbul üzerine harekete geçmesi emirolunuyordu!

Onbirincifırkanın alelacele Şark'a şevki de bu fırkanın Şark seferlerinde emrimdebulunması dolayısıyla herhangi bir hareketle benim emrime geçeceği endişesiimiş!

Ankara'dakiCumhurreisi, başvekil ve Erkân-ı Flarbiye Reisi, yani M. Kemal, İsmet ve FevziPaşalar gibi her birine karşı ayrı hukukum, ayrı feragatim ve ayrı samimiyetimvardı... bir arada düşünüyorlar ve karar veriyorlar ki, İstanbul'da bir ihtilâlçıkacak ve bir padişah ordusu kurulacak ve ben bunu idare edeceğim!

Bukarara karşı şu tertibi kararlaştırıyorlar:

Maiyetkomutanım olan merkezi Eskişehir'deki 4. Kolordu Komutanı Kemalettin Sami Paşa,komutasındaki bir ordu ile İstanbul'a yürüyecek.. Bu kolorduya mensup olanfakat Şark'tan geldiğinden bana iltihak-ı tehlikesi bulunan Osman Paşa fırkasıderhal vapurlarla Şark'a iade olunacak.. Erkân-ı Flarbiye Umumiye Reisi FevziPaşa da bizzat İstanbul'a gelerek ahvali gözleri ile görecek ve icabınıyapacak.

FevziPaşa, gözleriyle görüp, kulaklarıyla ahvali anladıktan ve benim de orduyusiyasetten ayırmaya uğraştığıma da kani olduktan sonra atılan bu adımı haberalacağımı tahmin ederek hiç değilse Ankara'ya hareketim sırasında münasip birşekilde bana haber vermemesi, çok defalarca gördüğüm askerî nüfuzumunderecesini ölçemeyecek kadar duymaz mı sandığı, yoksa M. Kemal ve İsmetPaşaların teveccühlerini kayıp mı edeceğine inandığını kestiremedim. Her neolursa olsun bu bir, skandaldı.

Cumhuriyetidaremize ve bunu ellerine alanlara asla yakışmazdı. Kemalettin Sami Paşa'nınaldığı emri, âmir olan, bana bildireceğini hesaba katmayanlar bu zatın, dahaFlarb-ı Umumî'den önce maiyetimde istihbarat şubesinde çalıştığını ve benim pekeski bir arkadaşım olduğunu bilmeli idiler.

İsmetPaşa bunu bilirdi. Bunu yakînen bildiğine göre işi başka bakımdan düşünmekzaruretinde kaldım:

Beniordudan istifaya mecbur etmek için sebepler hazırlamak. Şimdiye kadar busebepler numara alacak kadar çoğalmıştı. Bunu ben apaçık birinci derecede İsmetPaşa'ya, ikinci derecede Fevzi Paşa'ya söylemeye karar verdim.»

Karabekir,bu kararla Ankara'ya gelir. Garda, İsmet Paşa, Rauf Bey, Millî Savunma BakanıKâzım Özalp ve bazı milletvekilleri ve paşalarca askerî törenle karşılanır.

17Aralık akşamı Rauf Bey ile yemek yerler, konu siyasettir. Sofrada konuşulankonuları Karabekir, anılarında şöyle anlatır.

Hasbıhallerimizinesasını yeni üçlü manzumenin, yani M. Kemal, İsmet ve Fevzi Paşaların bizekarşı aldıkları tavır teşkil etti. Açık görülen manzara şu idi:

M.Kemal Paşa, ilk istiklâl Harbi arkadaşlarından kaçıyor.. İsmet Paşa da O'nukaçırıyor. Fevzi Paşa da bu uysal ruhu ile bu yolculuğa katılıyor ve istiklâlHarbi'nin üç banisi gibi görünmesi de ayrıca O'na haz verdiğinden o da bizimuzaklaştırılmamıza ve küçültülmemize yalnız seyirci değil bizzat amil deoluyordu. İstiklâl Harbînin ilk kurtuluş yılındaki menfî hareketler, bu suretteyalnız saklanmıyor, bizim fedakârlıklarımız da onların hesabına geçirilmiş gibioluyordu.

Bizimbu tahlilimize kuvvet veren çok deliller vardı. Hele M. Kemal Paşa'nın ismetPaşa'ya (Benden sonra senin gelmen için lâzımını yapmalıyız) dediğiniarkadaşlar kulaklarıyla duymuşlardı.

Buvaziyet karşısında ne yapsak boştu. Fakat sonuna kadar samimi bağları kırmamayave dost düşmana karşı millî birliği korumaya çalışmak da vazifemizdi. (...)

Budüşünce ile Rauf Bey ile İsmet Paşa'yı barıştırmayı ve M. Kemal Paşa ile desamimi görüşmeyi birinci plana aldım. Rauf Bey de fikrimi kabul etti. Ve ismetPaşa'ya karşı gayet samimi davranacağını ve kusuru varsa söylendiği andatarziye vereceğini (özür dileyeceğini) söyledi.

18Aralık'ta resmî ziyaretlerimi yaptım. İsmet Paşa yerinde yokmuş; kartımıbıraktım.

(Karabekirİstiklal Mahkemelerine karşı)

KemalPaşa'ya yazdığım veya söylediğim şu düsturu İsmet Paşa'ya da tekrar etti.

"Sevgive saygı ikna ile kazanılır. Korkutmaktan, sindirmekten doğacak olan ancaknefrettir.. Bu esasta uzun uzadıya görüştük.

KazımKarabekir:

Terfimüddetim geldiği halde aldırış etmeyen, aleyhimde bir düziye «İstiklâlHarbi'nde nasılsa Şark'ta bulundu. Bana müşkilât göstermekten başka bir şeyyapmadı» propagandası yapan ve etrafımdan hafiyelerini eksik etmeyen M. KemalPaşa, bugün benim hatıratıma da el atmak kararında idi. Buna muvaffakatedemezdim. (Hatıratımı elimden almak için üç kere evimi basıp arattı. 3 binnüsha eserimi yaktırttı. Ve bir hayli evrakımı aldı, Fakat o ancak gölgeyakalamıştı.)

UğurMumcu:

Karabekir'inüç kızı var. Emel ve Hayat adlı ikizler ile Timsal Karabekir. Emel Karabekir,ölmüş; Timsal Karabekir, babası öldüğünde yedi yaşındaymış. Hayat KarabekirFeyzioğlu ile konuşuyorum.

HayatHanım, bugün 63 yaşında. Babasını, babasının arkadaşlarını, olayları,Erenköy'deki köşkteki yaşantılarını, 30'lu ve 40'lı yılları bugün gibianımsıyor. 1933 yılında köşk nasıl aranmış; babasının belgeleri ve kitaplarınasıl götürülmüştü?

KarabekirPaşa'yı en çok üzen olay, Atatürk'e karşı düzenlenen İzmir suikastı nedeniyletutuklanmasıymış. Kızı, o günleri şöyle anlatıyor:

İsmetPaşa'nın çayına çağırıyoruz diye Etlik'teki evinden almışlar İzmir'de Elhamrasinemasındaki mahkemeye çıkıncaya kadar tahtakuruları içinde EmniyetMüdürlüğünde yerde yatırmışlar. Yukarıda bir

pencerevarmış, o pencereyi de demirle kapatmışlar. Pencereyi de çivilemişler. Yerşiltesi vermişler. Mahkeme başlıyor, salon subayla dolu. Mahkeme başkanı KelAli subaylara oturun diyor, oturmuyorlar.

KarabekirPaşa dönmüş, eliyle işaret, etmiş, oturmuşlar. Mahkeme olurken de uçaklaruçabilecekleri en alçak seviyeden uçmuşlar. (Karabekir suçsuz, Karabekirsuçsuz) diye kâğıtlar atmışlar. Beraatından sonra çok tezahürat yapılmış.Beraat ettiği zaman halk galeyana gelmiş»

KâzımKarabekir:

Nutukçok yanlış ve tarafgiranedir. Nutuk'ta daha ziyade teferruat üzerinde durulmuşve esaslar kamilen ihmal edilmiştir. Benim yakılan kırk kitabım içinde biri deNutuk'un hata ve sevap cetveli adını taşımaktaydı. Bununla Nutuk'un yanlışlarıbir bir gösterilmişti.»

Nutuk'aYanıt 1945 yılından, dilerseniz, kısa bir süre için ayrılalım ve 1927 yılınadönelim:

AtatürkNutuk'u, 1927 yılının 15-20 Ekim günleri arasında CHP Kurultayında okumuş;Nutuk, ilk kez 1927 yılında yayınlanmıştır.

KâzımKarabekir Paşa, Nutuk'un ilk baskısı üzerinde el yazıları ile notlar düşmüş ve«Hakikat mihveri yahut hata-sevap cetveli» başlığı ile Nutuk'a yanıtlarvermiştir.

Nutuk'acevaplar...

1-M. Kemal: "Osmanlı Ordusu her tarafta zedelenmiş."

KâzımKarabekir: "Bu söz doğru değildir. Şarktaki ordu İran ve KafkasAzerbaycan'ında birçok zaferler kazanarak oralara yerleşmiş bulunuyordu. HattaŞimalî Kafkasya'ya bile hâkim olmaya başlamıştı. Mağlûp ve perişan olanFilistin'deki Yıldırım Ordusu (M. Kemal'in kumanda ettiği Ordu) idi. Az sonraMusul, cenubundaki ordu perişan olmuştu."

2-M. Kemal: "Ordunun elinden silah ve cephanesi alınmış ve alınmakta."- Kâzım Karabekir: "Bu sözden, şarktaki, adına Onbeşinci Kolordu namıverilen Dokuzuncu Kolordu (4 fırkalı) müstesnadır. Ben silâh vermediğim gibiİstanbul dahilinde olduğu halde diğer kolorduların da elinden silâh vecephaneleri alınmıyordu. (...)

Not: Bu yazı serisini neden yazdık;evvela Uğur Mumcu'nun komünist veya mason olmadığını belgelemek için.

İkincisi; çok dürüst memleketçiolduğu için.

Üçüncüsü; aynen Doktor Baki gibi,aynen Münyamin Neşeli gibi Uğur Mumcu'yu öldüren de aynıları olduğu belgelendi.

Fakat Muğla'da en hareketlicaddenin adına neden Uğur Mumcu Bulvarı denildi?

Merak ediyorum, bu merhumunneresi Türk soluna benziyor?