Türkiye Kıbrıs’ta İşgalci Değil,

Kıbrıs’ta yeni Dönem,

Yeniden tarih yazıyor.

19 Ekim 2025 seçimleri,

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde,

Yalnızca bir yönetim değişikliğini değil,

Bir bilinç dönüşümünü başlattı.

Halk, yıllardır süregelen,

‘Bekleme politikası’na karşı çıkarak,

Kendi geleceğini eline alma iradesini ortaya koydu.

Yeni Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman,

Uzun zamandır savunduğu,

Çözüm odaklı,

Demokratik ve üretime dayalı,

Yönetim anlayışını açıklayan,

Kampanya süreciyle,

Cumhurbaşkanlığı seçimini göğüsledi.

Adaya yeni bir soluk getirdi.

Erhürman’ın sözleri artık,

Sadece bir vaat değil,

Bir yön duygusuna dönüşüyor.

‘Kıbrıs Türk Halkı bu coğrafya da,

Eşit,

Özgür,

Ve onurlu yaşamak istiyor’ diyor.

Kıbrıs’ta yeni dönem,

Bir hükümet değişikliğinden fazlasıdır.

Bu dönem;

Adalet,

Saygı

Ve kimlik mücadelesinin yeniden doğuşudur.

Yıllardır siyasal kutuplaşma,

Ve ekonomik belirsizliklerle yorulan halk,

Artık yöneten değil,

Çözüm üreten bir anlayış arıyor.

Lefkoşa sokaklarında gençler,

Yeniden konuşmaya,

Üreticiler yeniden umutlanmaya başladılar.

Eğitimi, Emeği ve toplumsal katkısıyla,

Bu yeni dönemin,

Sessiz ama güçlü mimarları oldular.

Barışın siyaseti, diyalog kapılarını açabilir.

Tufan Erhürman’ın ilk temasları,

Uluslararası arena tarafından dikkatle izleniyor.

Birleşmiş Milletler’in 2026 barış planı öncesinde,

Federal çözüm ve iki toplumlu ortaklık fikri,

Yeniden masaya taşınabilir.

Erhürman yönetimi,

Bu süreci’’Kıbrıs Türk Halkının iradesiyle şekillenen,

Onurlu bir çözüm olarak tanımlıyor.

Bu sadece diplomatik değil,

Kıbrıs halkının kendi kaderine sahip çıkma bilinci diyebiliriz

Ama geçmişte yaşanan çok acılarda var.

Türkiye’nin 1974 Barış Harekâtı,

Kıbrıslı Türkler için varoluşun,

Yeniden doğuşu anlamına geldi.

Artık köyler bir işgal değil,

Uluslararası antlaşmalardan doğan,

Bir garantörlük hakkının kullanımı,

Ve soykırımın önlenmesi olarak tarihe geçti.

Bu gerçeğin altında insan hikâyeleri de var.

Kıbrıs Türkleri,

Bu dönemde sadece canlarını değil,

Evlerini,

Mezarlarını,

Hatıralarını da kaybetti.

Ama her şeye rağmen,

İntikam değil,

Adaleti ve barışı talep ettiler.

Unutmak değil,

Hatırlamak iyileştirir.

Tarihin acı sayfalarını unutmak değil,

Öğrenmek gerekir.

Kıbrıs’ın geleceği,

Geçmişin kanlı hatıralarını inkâr etmekte değil.

Onları bilerek barışı inşa etmekte yatıyor.

Kıbrıs’ta yeni dönemde,

Tabi ki de insanlık kazansın.

Ada halkı artık geçmişin acılarını değil,

Geleceğin umutlarını da konuşsun.

Ortak kader konuşulsun.

Kıbrıs’ın kara sayfaları unutulmamalı,

Ama kinle de hatırlanmamalıdır.

Çünkü barış,

Hafızasını koruyan halkların inşa edebileceği bir değerdir.

Kıbrıs Türk halkı,

Acıdan geçmiş,

Sabırla yoğrulmuş ve bugün hala geleceğe,

Umutla bakan bir halktır.

Onlar için bu ada sadece bir toprak değil,

Onurun ve yeniden doğuşun sembolüdür.

1977-1979 yıllarında yapılan,

Denktaş-Makarios görüşmeleri,

Adada federal temelli bir çözüm için umut doğurdu.

Ancak Rum kesiminin ısrarla

‘Tek egemenlik’ tezini savunması,

Süreci zora soktu.

Yine de Kıbrıs Türk tarafı,

Uluslararası platformlarda her zaman,

Diyalog ve barıştan yana durdu.

Bugün dahi halkının en güçlü talebi,

Eşitlik, Saygı ve karşılıklı diyalogdur.

Bu seçim, Kıbrıs sorunu açısından kritik kabul ediliyordu.

Çünkü yeni liderin politika tercihleri,

Adanın geleceğinde etkili olabilir,

Siyasi dengeler değişebilir,

Meclis ilişkileri,

Dış politika ve Kıbrıs sorunu stratejisi,

Yeni baştan şekillenebilir olarak görüldü.

Neden bu gelişmeler önemli derseniz ?

Adanın siyasi geleceğini,

Uluslararası tanınırlığını,

Güvenlik bağlarını,

Ve dış ilişkilerini belirliyordu.

Yeni liderin gelmesi ile Ana vatan Türkiye’yle,

İlişkilerde kırılma noktası da yaratabilir.

Ama birliğimiz daim olsun.

Kıbrıs’ın coğrafi konumu,

Bizim için önemli.

Enerji kaynaklarının keşfi,

Kıbrıs’ın stratejik konumunu öne çıkartıyor.

Bu kaynaklar adaya,

Uluslararası baskı

Ve talepleri de beraberinde getiriyor.

Konuyu da iyimser ve toplumsal barışı,

Dile getirmek adına,

Kıbrıs halkına yapılan soykırımları,

Katliamları yazmak istemiyorum.

Şiddet düşük bilinçli bireylerin yaptığı eylemdir.

İnsanlığın şuurlanması gerektiğini düşünüyorum.

Bir ada,

İki halk,

Tek umut.

Bugün Kıbrıs bölünmüş gibi görünse de,

Barış arayışının iki yakasında ortak bir umut var.

Gençler artık savaşı değil,

Teknolojiyi konuşturuyor.

Kadınlar yas değil,

Üretimin hikâyelerini yazıyor.

Çocuklar güneşin bağrında,

Çocukluklarını yaşıyor.

Köyler şen,

Denizler coşkulu.

Barış yüreklerde filizlenmiş bir umut.

Lakin bizler;

Yavru vatanımızdan,

Doğu Akdeniz’deki hak ve menfaatlerimizden,

Kıbrıs’ın egemenlik haklarından

Asla vazgeçmiyoruz.

Türkiye Kıbrıs’ta işgalci değil,

Kıbrıs’ın babasıdır.

Ve her zaman da öyle olacaktır.

Nokta.