10 Kasım 1938'de vefat edenAtamız cumhuriyetin ilanı sonrası para ve pullara bozkurt amblemi koymuştu.

Din hakkındaki düşünceleri bizzatkendisinin verdiği hutbe bir tarih olayıdır. Merhuma Allah'tan rahmetdiliyorum.

HutbedenBölümler

Atatürk'e göre, içindebulunduğumuz durumun aşıl­ması için dinden, öncelikle yanlış geleneklerin,hurafelerin, yalan yanlış bilgilerin arındırılması gerekiyordu. Bu, dinin özüne/ aslına dönmekle mümkün olacaktı. Bunu sağlamak için de yukarıda isimlerigeçen bil­ginlerden Kur'an'ın Türkçe tercüme ve tefsirinin ya­zılmasını istedi.Kamil Miras ve Ahmet Naim de yine bu çerçevede Tecrid-i Sarih'i yazıyorlardı. ÖmerNasuhi Bilen'in Istılah-ı Fıkhı ye Kamusu dolu çerçevede yazılmıştır. Ancakdönemin sosyal ve politik şartları bu projenin devamlılığına imkân tanı­mamıştır.Söz konusu proje ulema sınıfından da çe­şitli yönlerden eleştiriye maruzkalmıştır.

Bununla birlikte Mustafa KemalAtatürk camide minberden cemaate hutbe okuyan ilk ve tek cum­hurbaşkanıdır.

Atatürk'ün din ve Allah konulukonuşmalarından birisi de 7 Şubat 1923'te Ba­lıkesir Zağnos Paşa Camii'ndeyapmış olduğu hut­besidir.

Bu hutbede Atatürk,

"Ey millet, Allah birdir. Şanıbüyüktür. Allah'ın selâ­meti, âtıfeti ve hayrı üzerinize olsun. PeygamberimizEfendimiz Hazretleri, Cenâb-ı Hak tarafından insan­lara hakâyık-ı diniyyeyitebliğe memur resul olmuş­tur. Kanun-u Esâsîsi, cümlemizce malûmdur ki, Kur'an-ıazümişşan'daki husustur. insanlara feyz vermiş olan dinimiz, son dindir. Ekmeldindir. Çün­kü dinimiz akla, mantığa, hakikate tamamen tevâ­fuk ve tetâbukediyor. Eğer akla, mantığa, hakîkate tevâfuk etmemiş olsaydı, bununla diğerkavânin-i tabiiyye-ı ilâhiyye beyninde tezad olması icab eder­di. Çünkü bilcümlekavanin-i kevniyyenin menbaı Cenab-ı Hak'tır.

Arkadaşlar; Cenab-ı Peygambermesaisinde iki dâ- ra, iki hâneye mâlik bulunuyordu. Biri kendi ikâmet eylediğihânesi, diğeri din işleriyle iştigal buyurduğu Allah'ın evi idi. Kendi husûsiişlerini kendi evinde gö­rür, âmmenin, ümmetin hizmetini de Allah'ın evi olancami-i şerifte ru'yet eylerdi. Biz de Hazret-i Peygamber'in usulüne iktidarederek, milletimize ta­alluk eden husus için şu Beytullah'ta toplandık. ŞimdiHazret-i Allah'ın huzurundayız. Bunu bana müyesser eden Balıkesir'in dindar vekahraman in­sanlarına arz-ı şükran ederim. Çok memnunum ve bu vesile ile büyükbir sevaba nail olacağımı ümit ediyorum.

Efendiler, câmiler birbirimizinyüzüne bakmaksızın yatıp kalkmak için yapılmamıştır. Her şeyden evvel itaat veinkıyâd-ı tâmme ile ibâdet, din ve dünya için neler yapılması lâzım geldiğinidüşünmek için yapıl­mıştır. Millet işlerinde her fert başlı başına bir hizmetifa etmelidir, işte biz de burada din ve dünya için is­tiklâl ve istikbâlimiziçin, bilhassa hâkimiyetimiz için neler düşündüğümüzü meydana koyalım. Ben yal­nızkendi düşüncemi söylemek istemiyorum. Hepi­nizin düşüncelerini anlamakistiyorum. Amal-i millîye (milli emeller) irâde-i milliye (milli irade) yalnızbir şahsın düşüncesinden değil, bil'umum efrâd-ı mille­tin arzularının,emellerinin muhassalasından ibaret- tir. Binaenaleyh benden ne öğrenmek, nesormak istiyorsanız serbestçe sormanızı rica ederim." Atatürk'ün dininasli unsurlarından (inanç, ahlak ve ibadet) olan ibadetle ilgili düşünceleridinin belirledi­ği ve Hz. Peygamber'in uygulamasıyla aktüelleştir- diği formelbiçimiyle, yaratan-yaratılan Allah insan arasındaki samimi irtibatı temsil edenibadet felsefe­siyle ahenkli bir uyum halinde.