Mehmet Gür'ün hedefi, Kızılbük'te bir tatil köyü inşa etmekti.
Mehmet Gür, Marmaris'te "Metin Sitesi" olarak bilinen site başta olmak üzere birçok inşaat yaptı.
Kızılbük koyunun, 1970'li yıllara kadar karayolu yoktu.
Ulaşım denizden yapılıyordu.
Mevcut karayolunu Mehmet Gür yaptırdı.
Kızılbük koyunun kadastrosu da Mehmet Gür'ün finansmanı ile yapılmıştı.
Beni de, Mehmet Gür ile rahmetli Muğla Tapulama Müdürü Mehmet Kapancı tanıştırmıştı.
Mehmet Gür, Haldun Menteşeoğlu Beyoğlu Kaymakamı iken, Haldun Bey ile yakın dostluk kurmuş bir iş adamıydı.
Haldun Menteşeoğlu, 1966 yılında İmar ve İskan Bakanı olunca, Mehmet Gür'ü memleketi Muğla'ya davet etmişti.
Mehmet Gür de Haldun Bey'in davetine uyarak Marmaris'e gelmiş, birçok inşaat yaptıktan sonra Kızılbük'ü turizm açısından beğenerek satın almıştı.
O yıllarda Marmaris küçük bir sahil kasabasıydı.
Marmaris'in büyük bir potansiyeli vardı ama, önemli olan bu potansiyeli görmek ve gereken adımı atmaktı.
Mehmet Gür, Marmaris'in potansiyelini görmüş bir kişiydi.
Kızılbük arazisinin harita işlerini, 1970'li yıllarda yaptığım için bu detayları biliyorum.
Sonra Mehmet Bey ile Haldun Bey'in arası hiç yoktan bozulduğundan, Mehmet Bey yatırımlarına devam edemedi ve üzüntüsünden genç yaşta vefat etti.
Mehmet Bey'in iki oğlu ABD'de olduğu için arazi sahipsiz kaldı.
Sonraki yıllarda Kızılbük'teki arazi çeşitli şirketlerin eline geçti.
Bük'e adını veren Kızılbük'ün kumları Marmaris'e taşındı ve uzun yalı sahiline dökülerek plajlar oluşturuldu.
Günümüze gelirsek:
Kızılbük'teki arazinin imar planı yüksek yoğunluklu olarak onanmış ve devre mülk prensibi ile çalışacak turistik tesis olarak planlanmış.
Gerekli ruhsatlar da alınmış.
Devletlerde devamlılık esastır.
Yatırım sahibi ruhsat olarak inşaata başlıyorsa, kredi almıştır, borçlanmıştır, bazı gayrimenkul ve menkullerini elden çıkararak inşaata başlamıştır.
İşin %60-70'ini bitiren bir yatırımcıya, ruhsatı veren kurum "Verdiğimiz ruhsatları iptal ediyoruz. Bundan sonra burada hiçbir adım atamazsınız" demekle işler bitmiyor.
Yatırım sahibi yasal haklarının peşine düşer.
Geç de olsa fatura bir kişiye çıkar.
Gayemiz "Bekçiyi dövmek değil, üzüm yemek" ise, çözüm bulmalıyız.
1970'li yıllarının sonlarında Marmaris - Aksaz'da deniz üssü açıldı.
Bu girişim, Türkiye Cumhuriyeti'nin Akdeniz'e ciddi şekilde "Ben de varım" demesiydi.
Şu anda Aksaz deniz üssü, Türk Deniz Kuvvetleri'nin en büyük üssüdür.
Deniz üssünde 2023 yılında savaş gemilerinin yapımı ve bakımını yapacak büyüklükte bir tersane de kuruldu.
Deniz üssü büyüdükçe personeli de büyüyor.
Haliyle de, personelin konaklama sorunu oluşmaya başladı.
Kızılbük ile Aksaz birbirlerine çok yakın iki koy.
Kızılbük'teki tesis, devlet tarafından kamulaştırılarak, Aksaz'da görev yapan personelimize tahsis edilebilir.
Böylece, ne Marmaris Belediyesi, ne yatırımcı firma ne de devre mülk satın alan vatandaşlarımız da mağdur olmaktan kurtulabilirler.
Aksaz'daki lojman sorununa da bir çözüm bulunmuş olunur.
Bence tek çözüm bu gibi görünüyor.
Yasak demekle hiçbir iş istendiği gibi olmuyor.
Yapılan tesisleri yıkmak büyük bir israf olur.
Konu mahkemeye intikal ederse, mahkeme yıllarca sürer.
Mahkeme süresince Marmaris'in girişinde yarım kalmış ve şantiye görünümünde bir manzara, ne Marmaris'e ne de Türk turizmine yakışır.
Kızılbük tesislerinin, Aksaz deniz üssünün lojmanlarına dönüştürülmesi en akıllı çözüm gibi görünüyor.
Çözümler bulmak, daima en doğru yaklaşımdır…