İklimin değiştiğini iddia edeler var iken, bunu kabul etmeyenler de var.
Çocukluğumdan " Kırk ilkindi " yağmurları yağardı.
Kırk gün aralıksız öğleden sonra yağmur yağar, Kara Muğla deresi taşar idi.
Uzun zaman kırk ilkindi yağmurları yağmadı.
Ama, bu yıl çok yağmur yağıyor…
Çocukluğumda evimizin çatısından akan yağmur suları annem, kovalara doldurulur idi.
Apartman hayatına geçince bu alışkanlığımız da yok oldu gitti.
Ben, İklim değişikliğine inananlardanım.
1970 yıllarına kadar Enerji ihtiyacımızı barajlardan yani Hidroelektrik santrallarından sağlamayı düşündük.
Bir ara nükleer enerjiyi de heveslendik
Hatta Kanadalı bir şirket ile anlaştık.
Anlaşmamıza rağmen ABD'li Yahudi, Ermeni ve Rum lobilerinin uluslar arası basına verdikleri "Sakin Türkleri nükleer enerji ile tanıştırmayın" reklamları ile nükleer santrali kuracak Kanada'lı şirketi bu işten vaz geçirmiş idiler.
Nükleer santral ile ancak 2026 yılında Rusya sayesinde tanışabileceğiz.
Akkuyu Nükleer Santralini Almanya 2025 yılında bile engel olmak istedi.
Parasını aldığı halde bazı önemli parçaları Türkiye'ye göndermedi.
Söz konusu parçalar Çin'den temin edilince nükleer santralin yapımına devam edilebildi.
Dostlar zor günlerde belli olur.
Batı, bizim nükleer enerji ile tanışmamızı 56 geçiştirdi.
Muğla iline gelince.
Muğla ili turistik bir ildir.
Ekonomisi turizm sayesinde döner.
Muğla ilinin havasını üç termik santral kirletmektedir.
Bu kirlenme Muğla iline ait birçok endemik bitkinin de son bulmasına neden oldu.
Son günlerde Sivas ve Karaman illerinde
3,5 bin kw'lik güneş enerjisi ile çalışan sistemler kurtulacağını öğrendik.
Bu güneş enerji sistemleri, Muğla - Menteşe ilçesinin kuzeyindeki Düzen, İkizce gibi platolarda kurulamaz mı?
Pekala kurulabilir.
Muğla ili 0 - 50 m kotundaki sahil şeridi ile 400 - 600 m kotundaki platosunun dışında 3. bir platoya daha sahiptir.
1000 - 1500 m kotundaki bu platoya hep kör gözle baktık.
Bu platolar, güneş enerjisi kurmak için ideal platodur.
Bu platolardaki mülkiyetlerin % 90’nı devletimize aittir.
Eğer bu platolar değerlendirilir ise, belki Muğla ilinin havasını kirleten üç termik santralden kurtulma şansımız da doğacaktır.
Turizm rahatlayacak, endemik bitkiler tekrar hayata dönecektir.
Son yağmurlardan sonra, yağmur sularını sağma, derleme ve depolama konusunu da daha ciddi düşünmeli ve projeler üretmeliyiz
Su yok ise, hayat da yoktur demektir.
Su da gökyüzünden gelir, kuyudan değil…
Sırf şikayet etmek ile Su özlemimiz bitmiyor
Elimizdeki imkanları akıllıca kullanmasını bilmeliyiz…