HASAN KARAKAYAYAZDI.
Öncekigünkü Türkiye gazetesinde ilginç bir haber vardı. "Ölümvar, kasıt yok" başlıklı haberde; PKK tarafındantehdit edilen Kürt sanatçı Rojin 'i korumak için devletingörevlendirdiği "3 polis" memurunun "trafikkazası" nda hayatlarını kaybetmesi konu ediliyor, bu "acı olay" da,aslında Rojin 'in hiçbir suçu-günahı olmadığı ifade ediliyordu... Buolaydan hareketle, diğer "şöhret" ler de hatırlatılıyor; deniliyorduki; "Bu olaylarda bazılarının hiçbir dahli yoktu ama ortak noktalarıünlü olmaları ve bu olayların, kendi hayatlarını kâbusa çevirmesiydi!"
Demek istiyorumki;
Bazı "ölüm" lerde,elbette "kasıt" yoktur... Ama, bazı "ölüm" ler devardır ki; "bilinçli" dir, "plânlı" dır, "kasıtlı" dır!..
Ama "yasa" laragöre,
Bunun "ispatımümkün değil" dir!..
ÇADIRLARI KİM YAKTI?
Meselâben; "3-5 ağaç" için Taksim Gezi Parkı 'ndabaşlatılan ve daha sonra gencecik insanların ölümü" ne yol açanolayların fitilini kimin ateşlediğini, bu olaylarda "hangi ülke vemihraklar" ın rol oynadığını hâlâ merak ederim...
En çok merakettiğim de;
Ortada fol yok,yumurta yokken, Gezi Parkı 'ndaki "çadır" larıyakan "zabıta" lar ve "polis" ler kimlerdir, "aidiyet" lerinedir ve niye hiçbir "ceza" almamışlardır?..
Bu zabıta vepolisler; bir yandan "çadırları yakarken" , bir yandan da; "Bizemir kuluyuz!.. Çadırların yakılması talimatını veren Başbakan'dır!.. Bize niyekızıyorsunuz, kızacaksanız emri veren Başbakan'a kızın!" derken, bucüret ve cesareti acaba nereden alıyorlardı!..
Arkalarında; CHP'liSavcı Sayan 'ın ifadesiyle; "Koç'lar, Tosun'lar, Öküz'ler" mivardı, yoksa; o günlerde varlıklarından haberdar olmadığımız "ParalelYapı" mı vardı?..
Hadi, daha açıksorayım;
Çadırları ateşeveren "zabıta" lar ve "polis" ler, birer "Paralelci" miydi?!?..
Daha da ileri gidelim...
"Gezi kalkışması" sürecinde ölen gençlerin birer "Alevi" olması,bir "tesadüf" (!) müydü, yoksa "bilinçli bir kışkırtma" mıamaçlanıyordu?..
DANİMARKA VE CNN
O günlerde,Türkiye ile "ticari bağlantıları" olan ve bir Türkfirmasına "tişört siparişleri" veren ve aynı zamanda "televizyonprogramları" da yapan faşist kafalı "Danimarkalı bir işadamı" nın "Türkiye'dekimuhatapları" na açtığı telefonlarda, "Direnin!.. Tayyip Erdoğan vehükümeti en geç bir ay içinde gidecek" demesi, sadece bir "arzuve beklenti" midir, "tahmin" midir,yoksa; "bu kalkışmada Avrupa'nın parmağının da bulunduğunun itirafı" mı?..
Yine ogünlerde;
Türkiye'de, "15gün önceden canlı yayın aracı kiralayan" ve "Gezi kalkışması" esnasında "Taksim'den9 saat canlı yayın" yapan Amerikan CNN International televizyonkanalı, "olay çıkacağının kokusu" nu mu almıştı, yoksa "kendilerininplânladığı bir olay" için "önceden hazırlık" mıyapmışlardı!?!..
Ogünlerde "Taksim'den 9 saat canlı yayın" yapan ChristianeAmanpour adlı kadın, şimdi Amerika; bir "zencinin öldürülmesi" üzerine "kendiGezi kalkışması" nı yaşıyorken, ortalıktan niye toz olmuş, niye "Aman-pırrr" oluvermiştir?..
"Gezi" ise, al sana Gezi!..
"Kalkışma" ise, al sana kalkışma!..
Peki,Türkiye'deki "Gezi kalkışması" na saatlerce yer veren CNN ,kendi ülkesindeki "Gezi direnişi" ne niye kör ve sağırdır?..
Evet, CNN nerededir?..
Amanpour nerededir?..
Niye "Aman-pırrr" oluverdiler?..
Demek oluyorki;
"Ölüm" vardır,
Ama "kasıt" davardır!..
AAA NE TESADÜF!!!
Yazıya, Türkiyegazetesinden Selçuk Selek 'in haberiyle başladık... O halde,yine Türkiye 'den Fuat Uğur 'un yazısından bir bölümledevam edelim:
Şöyle yazmışFuat Uğur:
"Son yerelseçimlerden önce, Almanya'daki Türkiyeliler heyecaniçindeydi. Başbakan Tayyip Erdoğan , 24 Mayıs tarihindeAlmanya'nın Köln kentinde konuşacaktı.
Ama tuhafşeyler oluyordu.
Aynı gün Alevidernekleri ve neo-nazi gruplar da gösteriyapacaklardı. Alman devleti bu gösteriler için, Erdoğan'ın konuşmayapacağı Köln Lanxess Arena 'nın yakınındaki yerleri göstermişti.
Amaç apaçıkortadaydı.
Daha günleröncesinden Alman istihbarat teşkilatı BND 'nin güdümündeki Almanmedyasının ayarı bozulmuş, ağza alınmadık hakaretlerle Erdoğan'ınKöln'e gelmemesini istiyorlardı.
Alman hükümetiise resmî açıklamalarında Erdoğan'ın 'usturuplu konuşması' nıisteyecek kadar terbiyesizlikte ileri gidiyorlardı.
(...)
Merkel hükümeti en çok Almanya'daki Alevilerden ümitliydi. Ellerinden gelen tümdesteği vermekteydiler. Onların gösterileri, Erdoğan'ın konuşmasını veyankılarını önemsizleştirecekti akıllarınca. Ama biraz daha teşvik edilmeyeihtiyaçları vardı. O teşvik, büyük bir tesadüf eseri Erdoğan'ınkonuşmasından bir gün evvel, bir cinayetle geldi.
Hatırlayın, 22Mayıs 'ta, Okmeydanı 'nda Almanya'dan beslenen gruplarınTürkiye'deki orijinalleri bir eylem düzenlediler ve ortalığıbirbirine kattılar. O gün, Uğur Kurt adlı genç, Okmeydanı 'ndacenaze için gittiği cemevinin bahçesinde vurularak hayatınıkaybetti.
Hayatta hepböyle acayip olaylar olur, biz de bunlara tesadüf der geçeriz.
Oysa okumalarımız, tarihsel tecrübelerimiz, istihbarat teşkilatlarınıncibilliyeti ve acımasızlığı bize pratikte öğretmiştir ki ülkelerinkendi çıkarları için ölenlerin hiçbir kıymeti yoktur.
Twitter'dan, bucinayetin arkasında BND 'nin komplosu olabileceğini yazdım. UğurKurt'u vuranın bir polis olduğu ortaya çıktı. Sonradan öğrendik ki bupolisin, polis olan babası da olay yerindeymiş. Yargılaması sürüyor.
Bu kadar şeyiyazdıktan sonra 'Ee, ne olmuş, neyi ispat edebilirsin ki?' diyesorabilirsiniz.
Cevabımı söyleyeyim: 'Hiçbirşeyi'
Ama bazıtesadüfler ispat edilemez zaten. Misal, artık paralel yapı denen cemaatmensubu polislerin geçmişte ürettiği belgelere dayalı tesadüfler deböyle bir şeydi..."
ALMANYA NİYE DİNLEDİ?
Peki, tüm buyazıların; "Alman İstihbarat Teşkilatı BND'nin, son 5 yıldır Türkiye'yidinlemesi" ile ilgisi ne?..
Demiş ki FuatUğur:
" Almanistihbarat servisi olan BND' nin Türkiye'yidinlediği ortaya çıktı. Hem de 2009'dan beri dinliyorlarmış.Hükümetin başı Angela Merkel de bunu kabul etti ve özürdilemek yerine pişkin pişkin 'Türkiye, ABD veya İngiltere değil.Türkiye ile ilgili her gelişme içişlerimizi yakından ilgilendirir' dedive gerekçe olarak da 'Türk hükümetinin siyasi hedeflerini Almanya'dakiTürk dernek ve sivil toplum kuruluşlarıyla gerçekleştirmek istemesini' gösterdi.(...)
Hepsöylüyorum; Almanya bir polis ve istihbarat devleti ... Oradayaşayan Türklerle Kürtler bunu çok iyi biliyorlar. Zaten ne kadar tehlikeli ve pervasız oldukları neo-nazicinayetleriyle ortaya çıktı.
Aslında Merkelhükümetinin dinleme gerekçesi olarak dillendirdiği 'Almanya'dakiTürk dernekleri ile siyasi amaç gerçekleştirme' hikâyesi tam birmartaval... Gerçek hedefin Türkiye'nin dünyada ve bölgede artan gücü olduğunuherkes biliyor."
MERKEL'E VERİLEN DOSYA!
Evet, FuatUğur 'un da yazdığı gibi; dinlemenin "Almanya'daki Türk dernekleri" ileilgili olduğu gerekçesi, gerçekten de, tam bir palavra!..
Çünkü ben;benim de katıldığım bir ziyarette, Başbakan Tayyip Erdoğan 'ın, AlmanyaBaşbakanı Merkel 'e bir "dosya" verdiğini, o dosyada; "Almanya'dakibazı Türk derneklerinin Türkiye aleyhinde faaliyette bulundukları" nınörnekleriyle anlatıldığını ve bunlara karşı "Almanya'nın bir an öncetedbir alması" nın istendiğini çok çok iyi biliyorum...
Şu hâle bakın;
Almanya, "Türkiyealeyhtarı faaliyetlerde bulunan dernekler" e karşı tedbir almak yerine,kalkmış, Türkiye'yi dinlemiş!.. Hem de, "o derneklerle ilişkili" olduğugerekçesiyle!..
Üstelik;bu "dinleme" lerin "MİT tarafından deşifre edildiği" ortayaçıkınca da; Alman dergi ve gazeteleri, tamamen "suç bastırmak" ve "MİT'tenrol çalmak" için, güya "dinlemeleri kendileri ortaya çıkarmış" gibiyayına başlamışlar!..
Tam bir "yersen" metodu!..
DARBE GİRİŞİMLERİ VE...
Kıldı ki, Almanİstihbarat Teşkilatı BND 'nin yediği ilk "halt" da değilbu!.. Alman vakıflarının, "CHP'ye parasal yardım yapmak" gibi,bir sürü haltları var... "Necip Hablemitoğlu cinayeti" nde rol alıpalmadıkları, şu anda araştırılıyor!..
Ve yine; "DenizFeneri" olayında "CHP ile işbirliği" yaptıkları, asılamacın "Paralel'in önündeki bir engeli kaldırmak" olduğuherkesçe biliniyor!..
Ama, şurasıdoğru:
Türkiye,gerçekten de "büyümek" te, "risk" almakta, "Batı'yabağımlı kalmak" istememekte ve Almanya'ya göre; gittikçe "Neyapacağı kestirilemez bir ülke" haline gelmektedir!..
O halde, "durdurulmalı" dır!..
Şimdi, iyiceanlaşılmıştır ki;
"7 Şubat MİT krizi" nin de, "Deniz Feneri'ne yönelik operasyon" un da, "Gezikalkışması" nın da, "17-25 Aralık darbe girişimleri" ninde, "30 Mart ve 10 Ağustos'taki kirli ittifaklar" ın daarkasında Almanya vardır, Fransa vardır, Danimarka vardır, İngiltere vardır, Amerika vardır, İsrail vardırve "Paralelciler" başta olmak üzere "yerli taşeronlar" vardır!..
Yani, işiniçinde;
"Ölüm" de vardır,
"Kasıt" da!..
Hiçbirolay "kaza" değil, hiçbir olay "tesadüf" değil!..
Her şey plânlı,her şey hesaplı!..
Gözünü açTürkiye;
Fotoğrafı iyioku!..