Merhaba diyerek başlamak istedim yazıma. Merhaba değerli okuyucum. Bugünden itibaren 15 günde bir sanat ile ilgili yazılarımı paylaşacağım sizlerle. Bu güzel sanat köşesi için yazmam teklif edilince var olan oyun programlarımı, planlarımı, çalışmalarımı ve derslerimin arasına bir de köşe yazılarına zaman bulabilir miyim diye düşündüm. Sonuç işte buradayım…

Öncelikle beni Hamle ailesine dâhil edip sanat ile ilgili fikirlerimi sizlerle paylaşmamı sağlayan çok değerli Hamle ailesine teşekkür derim. Şuna yürekten inanıyorum ki yaşamın ilk anından itibaren sanat hep vardı.  Ancak sanatın değeri ne kadar biliniyor yâda dünyanın farklı ülkelerinde, sanata ve sanatçıya bakış açısı nedir? Sanat hak ettiği yeri buldu mu soruları hepimizin aklında. Az çok da olsa cevabı belli hayır, sanat hak ettiği yerinde değil!

Maalesef öyle değerli okuyucu, sanatçılar hayatlarını kaybettikten sonra değeri bilinip eserleri kıymete biniyor. Yani iş işten geçtikten sonra kıymeti bilinen bazı sanatçılarımız kimler?

Bir tiyatro yönetmeni olarak aklıma ilk gelen isim ilk Müslüman ve Türk Kadın Tiyatro sanatçısı Afife Jale Hanım. Kadınların sahneye çıkmasının yasak olduğu yıllar yani Osmanlı İmparatorluğu zamanı. Sahneye Müslüman kadın çıkmazken yine Osmanlı vatandaşı olan ama Müslüman ve Türk olmayan, Rum yâda Ermeni kökenli hanımlar sahneye çıkıyordu.  İyi ki onlar çıktı çünkü erkek sanatçılar, kadın rolünü oynarken elbette bir kadın zarifliği ve asaleti ile oyunu sahneleyemezlerdi. Yani en dram oyun bile komediye dönüşürdü. Sonra Darülbedayi (Darül-bedayi-i Osmani) sınavı açılınca Afife Hanım sınava başvuran birkaç kişiden biri oldu. Sınavı birincilikle kazandı. Sonra Afife Hanımın oyunları zabitler tarafından birçok kez basıldı, tiyatrolardan kovuldu ve sahneden uzaklaştırıldı. Ama bir ilkti Afife Jale…

Sanat uğruna, her şeyden vazgeçen, evlatlıktan çıkarılmayı göze alan, saçma sapan kurallara başını eğmeyen cesur ve örnek bir kadındı. Sonra Türkiye Cumhuriyeti Kurulunca Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün izni ile Türk kadını sahnelere özgürce çıkmaya başladı. Ya Afife Hanım? Büyük bir vefasızlıkla unutuldu Afife Jale. Ta ki usta isim Haldun Dormen’in meşhur Afife Jale ödülleri sayesinde adını bilenler hatırladı, bilmeyenler öğrendi. Bende geçen sene Muğla Büyükşehir Belediyesi Konservatuvarı Tiyatro bölümündeki öğrencilerim ile Şimal Yıldızı (biyografi tarzında) isimli oyunla Afife Jale’nin trajik hayatını sahneye taşıdım. Oyun çok çok büyük bir ilgi gördü. Ama yaptığım araştırma sonucunda çok üzücü bir gerçekle karşılaştım. Afife Jale’nin mezarı tam olarak belli değildi. Ne büyük bir vefasızlık! Afife Hanım sadece tiyatro için değeri bilinmemiş bir örnek… Ya diğer sanatçılarımız? Yaz yaz bitmez emin olun! İşte sanatçı ve sanatı her zaman kutsal ve değeri bilinmeli. Yaşarken değeri bilinmeli. 

Covid vakasında bizi ayakta tutan evlerde kapalı kaldığımız zamanlarda bizi umutlandıran hep sanat ve sanatçılardı. Arabaya bindiğimizde ilk yaptığımız radyoyu açmak müzik dinlemek olur. Televizyonda, internette hep konser, sinema, tiyatro, opera, resim, dans üzerine videolar izlemedik mi? İşte o zor zamanlarda bile bizi ayakta tutan tek şey sanat ve sevgiydi. Balonlarda şarkı söyleyen gitar çalanlardan tutunda, karşılıklı komşusu ile akşam izlediği diziyi değerlendirmelere kadar neler neler… İşte böyle değerli okuyucum. Sanat ve sanatçılar sizlerle güzel ve özel… Lütfen sanatçına sahip çık. Çünkü o değerli insanların emeği tahmin edilenden çok daha büyüktür.  15 gün sonra görüşmek dileği ile. Sevgi, sağlık ve sanat hep sizinle olsun…