İstiklal Savaşı ve Sonrası

İstiklal Savaşı ve Sonrası

(ÖncekiYazının Devamı)

Bana her yerde büyük sevgi vesaygı gösteriyorlardı. (..) Sahillerde apaçık Gazi M. Kemal'e aleyhtarlık dagörülüyordu, Erzurum'da ise kongre sıralarından başlayarak vaziyeti bilenler vezaferden sonra kongre azasının bile meclise alınmadığını görenler (..) çok kötüsurette aleyhtarlığını yapıyorlardı.

Hilâfet ve saltanatı almakmeselesinin henüz Anadolu'ya yayıldığını sanıyor ve heyet-i ilmiye huzurundakiağır tecavüzüne bakarak eski mefkuresine (idealine) döneceğini hiç sanmıyordum.Bunun için de bu endişeyi gösterenleri teskin ve aleyhtarlığı gidermeyeçalışıyordum.

Tam bu sırada Selahattin AdilPaşa'dan Karabekir'e bir telgraf gelir. Selâhattin Adil Paşa, M. Kemal Paşa'nın«Hilâfet ve saltanatı almak için» girişimlerde bulunduğunu bildirmektedir:Karabekir, 16 Ekim 1923 günü Fevzi Paşa'ya bir telgraf çekerek hükümet karşıtıdedikodulardan söz eder. Fevzi Paşa, bu dedikoduların kimler tarafındançıkarıldığını sorar.

Karabekir, 21 Ekim 1923 günüFevzi Paşa'ya şu yanıtı gönderir:

«Seyahat ettiğim Orta Anadolu vebilhassa sahillerde yapılmakta olan propagandalar doğrudan doğruya Gazi M.Kemal Hazretlerinin şahıslarına müteveccihtir (yöneliktir). Dedikodunun esasınıGazi M. Kemal Paşa'nın Mecliste her emrine amade muayyen (belirli) bir zümreyeistinaden milli iradeyi bazice ederek mütehakimane idaresi (millî iradeye karşıbaskıcı yönetim kurarak) rivayetleri teşkil ediyor. Trabzon'a geldiğim vakitCumhuriyet şeklinin kabul edilmek üzere olduğunu gazeteler yazdı. Bu havadisdedikoduların artmasına mucip oldu.

Büyük Millet Meclisi şeklihükümetinin Türklüğün ibda ettiği (yarattığı) en güzel tarzı idare olduğumüşarünaleyh (anılan, yani M. Kemal) tarafından beyan edilirken... idareşeklimiz gitgide Avrupa cumhuriyetlerinden farksız bir şekil alacağınısöylemeleri garip bir tezat teşkil ettiği söylenmeye başlandı. Ve bir hükümdarlazımsa bunun hanedan-ı saltanat olması gibi münakaşalar oluyor. Bu kabildedikodular Kars'da dahi şayidir (yaygındır). Trabzon'da çıkan mizahî KahkahaGazetesi'nin 4 Ekim 1923 tarihli nüshası bu noktadan pek manidar görülmeye lâyıktır.

30 Ekim sabahı, Bahriye müfrezesikomutanı Kâzım Karabekir'e Ankara'dan açık bir telgrafın geldiğini, butelgrafta Cumhuriyet'in ilan olunduğunu, bu nedenle yüz pare top atılmasınınistendiğini bildirir. Karabekir «Vali ile görüşüp emir verir.

Vali Hazım Bey haberi şaşkınlıklakarşılar. Valinin Cumhuriyet'in ilânından haberi yoktur. Karabekir, hemşaşırmış hem kırılmıştır. Bu duygularını şöyle dile getirir:

«Ben hem mebus (milletvekili) vehem de bir ordu kumandanı olduğum halde bana da kimse bir şey bildirmemişti. Buvaziyet haklı olarak halkı da orduyu da telâş ve endişeye düşürdü. Daha dünyüreklerine ferahlık verdiğim zatlar benden bu şeklin mânâsını soruyorlardı. Buvaziyette tabii Cumhuriyet'in ilânım ertesi günü dahi kutlayamadık.

"Ve Başkomutan M. Kemal Paşa'yışöyle eleştirir: İstiklâl Harbi'nin tehlikeli günlerinde sonuna kadar feragat,fedakâr arkadaşlarının rey ve irşadına ihtiyaç gösteren M. Kemal Paşa artıkmuzaffer bir başkomutan sıfatıyla maiyet komutanlarına Cumhuriyeti**dikte ettirmiştir.**

Atatürk, Karabekir'e Söylev'de şuyanıtı verir:

«Baylar, görüyorsunuz ki,Cumhuriyetin ilânına karar vermek için Ankara'da bulunan bütün arkadaşlarımıçağırmayı ve onlarla görüşüp tartışmayı hiç de gerekli görmedim. Çünkü, onlarınöteden beri ve doğal olarak bu konuda benim gibi düşündüklerinden kuşkum yoktu.Oysa, o sırada Ankara'da bulunmayan kimi kişiler (muhtemelen Karabekir'i vediğerlerini kastediyor) hiçbir yetkileri yokken, kendilerine bilgi verilmeden,düşünceleri ve uygun görüp görmedikleri sorulmadan Cumhuriyetin ilân edilmişolmasını gücenme ve ayrılma nedeni saydılar.»

Karabekir, Atatürk'ün busözlerini anılarında şöyle yanıtlar:

«Halbuki selahiyeti (yetkileri)olmadığım söyledikleri arasında hem mebus (milletvekili) hem de kolordu komutanlarıvardır.» Yol ayrımı Cumhuriyetin ilânı ile artık iyice belli olmuştur.

Erzurum'dan Ayrılış...

Karabekir, 4 Kasım 1923 günüTrabzon'dan ayrılırken yayınladığı bildiride kırgınlığın ve küskünlüğün ipuçları görünüyor: Muhterem halkımıza veda ederken geçmiş günlerde el ve kalpbirliğiyle mazhar olduğumuz muvaffakiyetleri anmakla beraber Cenâb-ı Hak'tanyalvarıyorum ki, bu masum halk bir daha felâket görmesin. Çektikleri azap veIzdırap bitmiş olsun. Kahraman orduma berri ve bahri (Kara ve Deniz) silâharkadaşlarıma vedâ ederken herbirini bağrıma basıp yüksek alınlarından ruhumlaöpüyorum. Ve onların şerefle dolu menkıbelerini yad ederek mazide olduğu gibiistikbâl içinde bütün şark mıntıkasına yaslanmış olan pek heybetli birarslantimsalinin dimağıma ebedî hatlarla nakş edildiğini görüyorum.

Devamı Gelecek.