Yaz mevsiminin vazgeçilmez lezzetlerinden olan dondurma, satın alma ve saklama aşamalarında dikkat edilmediğinde sağlık için risk oluşturan bir besine dönüşebiliyor. Özellikle alışveriş sonrası eve dönüş yolunda erimeye başlayan sütlü tatlıların doğrudan buzluğa geri konulması, toplum genelinde yaygın bir refleks olarak dikkat çekiyor. Beslenme uzmanları dondurmanın içeriğindeki yüksek su, süt ve şeker oranının, yanlış sıcaklık koşullarında zararlı mikroorganizmalar için ideal bir üreme alanı yarattığı konusunda önemli uyarılarda bulunuyor. Dondurmanın tamamen çözülüp çözülmediği ve oda sıcaklığında ne kadar süre beklediği, bu noktada belirleyici bir rol üstleniyor.
NEDEN TEHLİKE SAÇIYOR?
Süt, krema ve yumurta gibi hassas bileşenlerden üretilen dondurma, ısı değişimlerine karşı son derece savunmasız bir yapı barındırıyor. Üretim sürecinde uygulanan pastörizasyon işlemi zararlı bakterileri büyük oranda yok etse de, ürünün erimesi ve uygun olmayan koşullarda beklemesiyle birlikte tehlike yeniden ortaya çıkıyor. Özellikle 5 ile 60 santigrat derece arasındaki sıcaklıklar, gıda güvenliği literatüründe tehlikeli bölge olarak tanımlanıyor. Bu sıcaklık aralığında uzun süre kalan dondurmalarda Salmonella, Listeria ve Staphylococcus gibi bakteriler hızla çoğalma imkanı buluyor. Bu sebeple soğuk zincirin kırılmaması büyük önem taşıyor.
YUMUŞAMA VE ERİME ARASINDAKİ İNCE ÇİZGİ
Tüketicilerin en çok yanıldığı noktaların başında, ürünün hafif yumuşaması ile tamamen sıvı hale gelmesi arasındaki fark geliyor. Dondurmanın sadece kaşık girecek kadar yumuşaması, buz kristallerinin tamamen kaybolduğu anlamına gelmiyor. Bu durumdaki bir ürünün yeniden dondurulması genellikle güvenli kabul ediliyor. Ancak kutu içinde sıvılaşma başlamışsa, şekil tamamen bozulmuşsa ve ürün akışkan bir kıvama gelmişse, yeniden dondurucuya konulması kesinlikle tavsiye edilmiyor.
SADECE SAĞLIK DEĞİL LEZZET DE KAYBOLUYOR
Tamamen çözülmüş bir dondurma tekrar dondurulduğunda, yapısındaki hava kabarcıkları yok olduğu için eski formunu kaybediyor. İri buz kristallerinin oluşması, ürünün o sevilen kremsi dokusunu ortadan kaldırıyor. Tüketim sırasında ağızda kumlu bir his bırakan bu ürünlerin aroma yoğunluğu da ciddi şekilde azalıyor. Kısacası gıda güvenliği riski olmasa bile, eriyip yeniden donan bir tatlıdan ilk günkü lezzeti almak mümkün olmuyor.
RİSKLİ ÜRÜN NASIL ANLAŞILIR?
Market raflarındaki bir ürünün daha önce eriyip tekrar donduğunu anlamak, dikkatli gözler için pek de zor olmuyor. Kutunun kenarlarında veya kapağında yoğun buz tabakalarının bulunması, yüzeyde meydana gelen çöküntüler ve iri buz parçacıkları, soğuk zincirin bir aşamada kırıldığını gösteren net işaretler olarak değerlendiriliyor. Katılaşmış ve homojenliğini yitirmiş bu tür ürünlerin satın alınmaması büyük önem taşıyor.
KİMLER DAHA FAZLA RİSK ALTINDA?
Bozulan süt ürünlerinin tüketimi, sağlıklı bireyler için bile zehirlenme riski taşırken, bazı gruplar için çok daha kritik sonuçlar doğurabiliyor. Küçük çocuklar, hamile kadınlar, ileri yaştaki vatandaşlar ve bağışıklık sistemi zayıf olan kişiler bu bakteriyel tehditlere karşı çok daha savunmasız durumda bulunuyor. Bu nedenle şüphe uyandıran ürünlerin kesinlikle tüketilmemesi gerekiyor.
GÜVENLİ TÜKETİM İÇİN ALTIN KURALLAR
Dondurmanın kalitesini ve insan sağlığını korumak adına alınabilecek basit ama etkili önlemler bulunuyor. Alışveriş sırasında dondurulmuş gıdaların sepete en son eklenmesi, taşıma esnasında termal poşetlerin kullanılması ve eve ulaşılır ulaşılmaz ürünlerin -18°C sıcaklıktaki dondurucuya yerleştirilmesi gerekiyor. Ayrıca ikram sırasında ürünün dışarıda uzun süre bekletilmemesi, çözülen ürünün yeniden dondurulmaması gıda güvenliğinin temel şartları arasında yer alıyor.




