Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der)Muğla Şubesi, yeni eğitim öğretim yılı dolayısıyla yaptığı açıklamada artan okul giderlerinin, yetersiz beslenmenin, okullardaki temizlik ve güvenlik sorunlarının çocukların eğitim hakkını tehdit ettiğini bildirdi. Kamusal eğitime daha fazla kaynak ayrılmasını isteyen Veli-Der, ücretsiz okul yemeğinden kadrolu personele kadar taleplerini sıraladı.
Öğrenci Veli Derneği Muğla Şubesi tarafından yapılan açıklamada çocukların eğitim hakkını korumak için mücadele çağrısında bulunan dernek, eğitimin ailelerin omuzlarına yüklenen ağır bir ekonomik maliyete dönüştüğünü savundu.
Açıklamada eğitim harcamalarındaki artış, ücretsiz okul yemeği talebi, okullardaki temizlik ve güvenlik sorunları, fiziki yetersizlikler, karma eğitim ve okul öncesi eğitime ilişkin değerlendirmelere yer verildi.
Eğitim hakkı yoksullaşmanın gölgesinde
Yeni eğitim öğretim yılına girilirken eğitimin anayasal bir hak olmaktan uzaklaştığını ileri süren Veli-Der, sistemin giderek ticarileştiğini ve eğitim giderlerinin hane halkının üzerine bırakıldığını belirtti.
Dernek tarafından paylaşılan verilere göre okula başlangıç maliyetleri bir önceki yıla kıyasla ortalama yüzde 23 ile yüzde 29 arasında arttı. Servis kullanan bir lise öğrencisinin başlangıç giderinin 81 bin 524 TL’yi, ilkokul öğrencisinin başlangıç giderinin ise 77 bin 559 TL’yi aştığı ifade edildi.
Açıklamada, 28 bin 75 TL olarak belirtilen asgari ücretle geçinen bir ailenin, servis kullanan bir ilkokul öğrencisinin başlangıç masrafları karşısında 49 bin 484 TL açık verdiği kaydedildi. En düşük kamu çalışanı maaşının 70 bin 224 TL, en düşük emekli aylığının ise 23 bin 552 TL olduğu belirtilerek bu gelirlerin eğitim giderlerini karşılamada yetersiz kaldığı savunuldu.
Herhangi bir ulaşım aracı kullanmayan bir öğrencinin yalnızca kırtasiye ve giyim giderinin ilkokulda 22 bin 566 TL’ye, lisede ise 26 bin 228 TL’ye ulaştığı aktarıldı.
Beslenme maliyetlerine dikkat çekildi
Veli-Der, bir ilkokul öğrencisinin aylık beslenme çantası giderinin 2 bin 296 TL’ye ulaştığını bildirdi. Kantinden yalnızca tost, ayran ve su alan bir ortaokul veya lise öğrencisinin aylık harcamasının ise en az 2 bin 990 TL olduğu belirtildi.
Bu maliyetlerin çocukların yeterli ve sağlıklı beslenmesini güçleştirdiği savunulan açıklamada, temel eğitimin anayasal olarak parasız ve kamusal bir hak olması gerektiği vurgulandı.
Okullara yeterli temizlik ödeneği ayrılmadığı, velilerden kırtasiye ve eğitim gereci ücreti ile bağış adı altında kayıt parası istendiği öne sürüldü. Okulların giderlerinin velilerin üzerine bırakılmasının aileleri ekonomik açıdan zorladığı ve eğitim hakkından eşit biçimde yararlanılmasını engellediği ifade edildi.
Veli-Der, eğitim hakkının yalnızca bir okula kayıt yaptırmaktan ibaret olmadığını belirterek barınma, beslenme ve ulaşım haklarında yaşanan eksikliklerin de çocukların eğitim hayatını doğrudan etkilediğini bildirdi.
Ücretsiz okul yemeği derhal başlatılmalı
Sağlıklı beslenemeyen ve ders saatlerini açlıkla geçiren bir çocuğun eğitim sürecinden eşit ve nitelikli biçimde yararlanamayacağı belirtilen açıklamada, ücretsiz okul yemeğinin bir yardım veya ayrıcalık olmadığı vurgulandı.
Ücretsiz okul yemeğinin çocukların eğitim hakkının ve fiziksel gelişiminin ayrılmaz bir parçası olduğu ifade edilerek, Okul Yemeği Koalisyonu ve Veli-Der başta olmak üzere çok sayıda kuruluşun bu yönde çalışma yürüttüğü hatırlatıldı.
Açıklamada, talebin kamuoyunda karşılık bulmasına rağmen Millî Eğitim Bakanlığının üç yılı aşkın süredir kalıcı ve kapsayıcı bir adım atmadığı savunuldu. Bakanlığın okul öncesi eğitim kurumlarında uygulanan bir öğün ücretsiz yemek hizmetini kaldırmasına karşı açılan davanın, Danıştay tarafından mali kaynaklar ile ihtiyaçlar arasındaki denge gerekçesiyle kesin olarak reddedildiği belirtildi.
Veli-Der, ücretsiz okul yemeği uygulamasının herhangi bir ayrım yapılmadan kamu okullarının bütün kademelerinde başlatılmasını ve giderlerin doğrudan genel bütçeden karşılanmasını istedi.
Açıklamada, “Hiçbir çocuk yoksulluk ve açlık nedeniyle eğitim hakkından mahrum bırakılamaz” denildi.
Tasarruf tedbirlerinin okullara etkisi
Veli-Der, yayımlanan Tasarruf Tedbirleri Genelgesi’nin kamu okullarındaki temizlik, güvenlik ve temel fiziki imkânları olumsuz etkilediğini ileri sürdü.
Okullara yeterli ödenek ayrılmaması ve kadrolu temizlik personeli istihdam edilmemesi nedeniyle temizlik sorununun kritik seviyeye ulaştığı savunuldu. İŞKUR bünyesindeki Toplum Yararına Programlar kapsamında uygulanan geçici personel çalıştırma yöntemlerinin sınırlandırılmasının da sorunu büyüttüğü belirtildi.
Bazı okulların sabun, tuvalet kâğıdı ve dezenfektan gibi temel temizlik malzemelerine ulaşmakta güçlük yaşadığı öne sürülen açıklamada, temizlik hizmetlerinin geçici çalışanlar aracılığıyla yürütülmesinin çeşitli sorunlara yol açtığı kaydedildi.
TYP kapsamında görev yapan çalışanların özlük ve ekonomik hakları ile çalışma koşullarının yetersiz olduğu savunularak bu nedenle okulların personel bulmakta zorlandığı ifade edildi. Veli-Der, okullardaki temizlik hizmetlerinin yeterli sayıda kadrolu personel istihdam edilerek yürütülmesi gerektiğini belirtti.
Kalabalık sınıflar ve birleştirilen okullar
Tasarruf uygulamaları kapsamında okul yatırımları ile inşaatlarının durdurulduğu ileri sürülen açıklamada, deprem bölgesi başta olmak üzere riskli olduğu gerekçesiyle yıkılan veya güçlendirmeye alınan bazı okul binalarının zamanında tamamlanmadığı savunuldu.
Yıkılan veya boşaltılan okullar nedeniyle bazı bölgelerde iki, üç, hatta beş okulun aynı binada eğitim vermek zorunda kaldığı belirtildi. Bu durumun ikili eğitime, ders sürelerinin kısaltılmasına, kalabalık sınıflara ve fiziki yetersizliklere yol açtığı ifade edildi.
Veli-Der, Millî Eğitim Bakanlığını uzun süredir ikili eğitim ve kalıcı yaz saati uygulamasının sakıncaları konusunda uyardıklarını bildirdi. Riskli olduğu gerekçesiyle boşaltılan okul binalarının yerine yenilerinin zamanında yapılmadığı ve geçici çözümlerin kalıcı uygulamalara dönüştüğü ileri sürüldü.
Açıklamada, eğitim hakkının kamusal bir sorumluluk anlayışıyla ele alınması, bütçeden eğitime yeterli kaynak ayrılması ve yapımı devam eden bütün okulların tamamlanması istendi. İkili eğitim ile kalıcı yaz saati uygulamasına son verilmesi ve çocuklara sağlıklı, güvenli ve eğitsel açıdan uygun ortamların oluşturulması çağrısı yapıldı.
Okullarda güvenlik için önleyici politika çağrısı
Okullarda yaşanan şiddet olaylarının, çocukları koruyacak önleyici ve kapsayıcı kurumsal düzeneklerin yetersizliğini ortaya koyduğu belirtilen açıklamada, mevcut sistemin çoğunlukla olay yaşandıktan sonra devreye girdiği savunuldu.
Veli-Der, çocukların ihtiyaç duyduğu erken müdahale ve koruma düzeneklerinin yeterince işletilemediğini bildirdi. Millî Eğitim Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığının okulları 120 puanlık güvenlik değerlendirmesi ve dört farklı risk derecesine göre sınıflandıran bir modeli uygulamaya koyduğu belirtildi.
Açıklamada, risk derecelerine göre bazı okulların polis ve jandarma tarafından korunduğu, valilikler ile kaymakamlıkların bu okullardaki güvenlik durumunu aylık toplantılarla izlediği aktarıldı. Diğer okullarda ise okul irtibat görevlisi polisler ve özel güvenlik çalışanları aracılığıyla denetim yapıldığı ifade edildi.
Okullardaki güvenliğin sağlanması amacıyla 30 bin bahçe görevlisinin TYP kapsamında istihdam edileceğinin açıklandığı hatırlatıldı. Ancak ağır çalışma koşulları ve ücretlerin yetersizliği nedeniyle çok sayıda okulun bahçe görevlisi bulmakta zorlandığı ileri sürüldü.
Bahçe görevlisi bulunamayan bazı okullarda güvenlik çalışanlarının okul aile birlikleri tarafından karşılandığı belirtilerek bu durumun velilere yeni bir ekonomik yük getirdiği ve eğitime ayrılması gereken kaynakların personel giderlerine yönlendirilmesine neden olduğu savunuldu.
Her okula psikolojik danışman talebi
Veli-Der, okullardaki güvenlik konusunun yalnızca asayiş ve fiziki önlemlerle sınırlandırılmaması gerektiğini belirtti. Görevlendirilecek çalışanların çocuk psikolojisi, çocuk hakları ve temel eğitim bilimi alanlarında eğitim alması, güvenceli ve kadrolu olarak istihdam edilmesi istendi.
Çocukların güvenli ve eşit bir ortamda eğitim alabilmesinin hak temelli, bilimsel ve önleyici politikalarla mümkün olacağı ifade edildi. Okullardaki ruhsal ve sosyal destek birimlerinin güçlendirilmesi, okul sosyal hizmeti uygulamasının hayata geçirilmesi ve her okula yeterli sayıda psikolojik danışman ile sosyal hizmet uzmanı atanması talep edildi.
Akran zorbalığına karşı bilimsel programların uygulanması ve şiddeti besleyen ortamların ortadan kaldırılması için demokratik ve katılımcı bir okul düzeninin kurulması gerektiği kaydedildi.
“Karma eğitim tartışılamaz”
Açıklamada karma eğitimin, Cumhuriyet’in ve kamusal, bilimsel eğitimin temel unsurlarından biri olduğu vurgulandı. Karma eğitimin “tercih özgürlüğü” adı altında hedef alındığını savunan Veli-Der, bu eğitim biçiminin tartışmaya açık bir tercih olmadığını bildirdi.
Karma eğitimin kamusal, laik ve demokratik eğitimin vazgeçilmez temeli olduğu ifade edilerek uygulamanın esnetilmesinin özellikle kız çocuklarının eşit yurttaşlık haklarından ve kamusal yaşamdan uzaklaşmasına yol açacağı savunuldu.
“Okul öncesi eğitim ayrıcalık değil haktır”
Türkiye’de okul öncesi eğitimin hâlâ zorunlu olmamasının ve kamuya ait kurumların kapasitesindeki yetersizliğin milyonlarca çocuğun bu haktan eşit biçimde yararlanmasını engellediği belirtildi.
Okul öncesi eğitimin aile bütçelerinde ağır bir gider oluşturmasının çocukların gelişimini olumsuz etkilediği savunuldu. Devlet okullarına bağlı ana sınıfları yasal olarak ücretsiz kabul edilse de il millî eğitim müdürlükleri ve valilikler tarafından belirlenen katkı payları ile beslenme, kulüp ve eğitim gereci giderlerinin ailelerin karşısına yüksek maliyetler çıkardığı ifade edildi.
Veli-Der, okul öncesi eğitimin Millî Eğitim Bakanlığının sorumluluğunda bütün çocuklar için zorunlu, erişilebilir, kamusal, ücretsiz ve nitelikli duruma getirilmesini istedi.
Veli-Der taleplerini sıraladı
Çocukların eğitim hakkının ekonomik kriz, derinleşen eşitsizlikler ve eğitimin piyasaya açılması nedeniyle tehdit altında olduğunu savunan Veli-Der, yeni eğitim öğretim yılına ilişkin taleplerini şöyle açıkladı:
- Kamusal, parasız, laik, bilimsel ve nitelikli eğitim herkes için güvence altına alınmalı.
- Millî Eğitim Bakanlığının sorumluluğunda zorunlu, ücretsiz, laik ve bilimsel okul öncesi eğitim hayata geçirilmeli.
- Çocuk emeğinin sömürülmesine son verilmeli ve Mesleki Eğitim Merkezi uygulamaları kaldırılmalı.
- Bütün çocuklara eşit ve erişilebilir eğitim imkânı sağlanmalı.
- Kayıt parası, bağış ve aidat gibi adlarla velilere ekonomik yük getirilmesine son verilmeli.
- Okullarda ücretsiz yemek, temiz su ve sağlık hizmeti sunulmalı.
- Öğrenci servisleri ve ulaşım hizmetleri ücretsiz hâle getirilmeli veya giderleri kamu tarafından karşılanmalı.
- Eğitim bütçesi artırılmalı ve kamu okullarının bütün ihtiyaçları devlet tarafından karşılanmalı.
- Temizlik ve güvenlik hizmetleri için yeterli sayıda nitelikli ve kadrolu personel istihdam edilmeli.
- Öğretmen açığı giderilmeli, ücretli öğretmenlik uygulamasına son verilmeli ve bütün öğretmenlere güvenceli çalışma koşulları sağlanmalı.
- Okullardaki demokratik ve katılımcı işleyiş güçlendirilmeli.
- Tarikat ve cemaatlerin eğitim alanındaki faaliyetlerine son verilmeli.
Veli-Der açıklamasının sonunda eğitimin bir hak ve devletin yerine getirmesi gereken kamusal bir sorumluluk olduğunu vurguladı. Çocukların geleceğinin piyasaya, yoksulluğa, çocuk emeği sömürüsüne ve ideolojik kuşatmaya bırakılamayacağı ifade edildi.
“Hiçbir çocuk yoksulluk nedeniyle eğitimden kopmamalı, hiçbir çocuk çalışmak zorunda bırakılmamalıdır” denilen açıklamada, her çocuğun eşit, özgür, laik, bilimsel ve nitelikli eğitim hakkına sahip olduğu belirtildi.
Muhabir: Metin Karakoç