Yeniden Refah Partisi Muğla’da Teşkilatlanmasını Güçlendiriyor
Yeniden Refah Partisi Muğla’da Teşkilatlanmasını Güçlendiriyor
İçeriği Görüntüle

İYİ Parti Muğla Milletvekili Metin Ergun, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde ÇED raporlarıyla ilgili açıklamalarda bulundu. Ergun, ÇED raporlarının ve “ÇED gerekli değildir” kararlarının bilimsel kriterlerden yoksun şekilde hazırlandığını iddia ederek, raporların ve kararlarının kaybettiği güvenilirliği yeniden kazandırmak için TBMM’de bir araştırma komisyonu kurulmasını talep etti. Ergun’un verdiği önerge ise Cumhur İttifakı oylarıyla reddedildi.

“En büyük sorun bilimsel kriterlere aykırılıktır”

ÇED süreçlerinin doğal hayatı korumanın en önemli güvencesi olduğunu vurgulayan Metin Ergun, uygulamada ciddi sorunlar yaşandığını belirten Ergun, “Çevresel Etki Değerlendirme, yani ÇED süreçleri, doğal hayatı ve ekosistemi korumanın en önemli güvencesidir. Bundan dolayı bu süreçler hata ve kasıtlardan uzak, bilimsel, objektif, şeffaf ve tarafsız şekilde yürütülmelidir. Ne yazık ki son yıllarda ÇED raporları ve özellikle ‘ÇED Gerekli Değildir’ kararları yoğun eleştirilere maruz kalmaktadır. Bu kararlar verilirken, çoğunun bilimsel kriterlere uyulmadan, şeffaflıktan yoksun şekilde ve çevresel etkiler yeterince değerlendirilmeden verildiği yönünde ciddi iddialar vardır. Hatta bu iddiaların büyük kısmı ne yazık ki, doğrudur. ÇED süreçleri, 2872 sayılı Çevre Kanunu ve Yönetmelikle düzenlenmiş olup amacı da kamu yararını ve çevreyi korumaktır, ancak uygulamada ciddi sorunlar yaşanmaktadır. İlk ve en büyük sorun bilimsel kriterlere aykırılıktır; raporlar bağımsız veri ve analizden yoksun, proje tanıtım dosyaları eksik ve yüzeyseldir” dedi.

“Yönetmelik halkın görüşünü almayı zorunlu kılmaktadır”

Milletvekili Ergun, ÇED yönetmeliğinin halkın görüşünü almayı zorunlu kılmasına rağmen, halk katılımı sürecinin adeta formaliteye dönüştürüldüğünü iddia etti. Ergun, hukuki ihlallerin somut örneklerle ortaya çıktığını belirterek şunları söyledi:

“Aydın’daki jeotermal sondaj projesi bunun somut örneğidir. Burada verilen “ÇED Gerekli Değildir” kararı, Mahkeme tarafından iptal edilmiştir. Mahkeme, toprak ve su kirliliği risklerinin yeterince değerlendirilmediğini açıkça belirtmiştir. Karşılaşılan ikinci sorun bağımsızlık eksikliğidir; raporları hazırlayan firmalar proje sahiplerince finanse edildiği belirtilmektedir. Bu durum tarafsızlığı ortadan kaldırmakta, kamu yararı ve özel çıkar dengesini bozmaktadır.​ Görülen üçüncü sorun ise halk katılımı sürecinin göstermelik tutulmasıdır. Halbuki yönetmelik halkın görüşünü almayı zorunlu kılmaktadır. Ancak halkın görüşleri dikkate alınmamakta ve bu toplantılar adeta formaliteye dönüştürülmektedir.
​Dördüncü sorun ise hukuki ihlallerdir. Büyük projeler parçalanarak çevresel etki potansiyelini belirleyen Ek-1 ve Ek-2 listelerinden kaçırılmaktadır. Bu durum, projelerin yargı denetimine yeterince açık olmaması sonucunu doğurmaktadır. Hal böyle olunca, bir RES projesi davasında Anayasa Mahkemesi, “mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği” yönünde tarihi bir karar vermiştir. Tüm bunlar bir araya gelince, çevresel felaketler adeta kaçınılmaz bir hal almaktadır. Bunun en trajik örneği Erzincan İliç’te yaşanan altın madeni faciasıdır. Kamuoyu da bu tarz çevresel felaketlere karşı haklı olarak tepki göstermektedir. Vatandaşlarımız çevre ve sağlıklarının riske atıldığını görmekte, ÇED süreçlerinin şeffaf olmadığını yüksek sesle dile getirmektedir. Zira yaşananlar tesadüf değildir. Çünkü ÇED sisteminin, kuruluş amacından uzaklaştığı aşikardır ve bu yöndeki kanıtlar gün geçtikçe artmaktadır. ÇED süreçlerinin bilimsel ve objektif olmaktan çıktığı aşikârdır ve kamu yararının ikinci plana itildiği toplumsal bir kanaat haline gelmiştir.”

“Araştırma komisyonu kurulmalı”

ÇED raporlarına kaybedilen güvenilirliğin yeniden kazandırılması gerektiğini belirten Ergun, sürecin derhal mercek altına alınması için kapsamlı çözüm önerilerini belirterek, “Hem kalkınma çabalarımızı doğa ve çevre ile uyumlu hale getirmek, yani tabiatı korumak, hem de ÇED raporlarına kaybettiği güvenilirliği kazandırmak zorundayız. Bu doğrultuda, tüm süreçler mercek altına alınmalı,rapor hazırlayan firmalar denetlenmeli, halk katılımı etkin hale getirilmeli,yargı yolu tamamen açılmalı, yasal düzenlemeler yapılmalı ve son olarak da cezai yaptırımlar artırılmalıdır. Bütün bu sebeplerden dolayı, İYİ Parti olarak, Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında bir araştırma komisyonu kurulmasının zorunlu olduğunu düşünüyoruz” dedi.

İYİ Parti Metin Ergun’un önergesi ise Cumhur İttifakı oylarıyla reddedildi.

Muhabir: Aziz Şahin