Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi, Muğla 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin sanık Kaya’ya “kadına karşı kasten öldürme” suçundan verdiği ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının usule ve yasaya uygun olduğunu bildirerek kararı kesinleştirdi.
Mahkeme, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Muğla Barosu, Muğla Büyükşehir Belediyesi ve maktul yakınlarının istinaf başvurularını değerlendirdi. Muğla Büyükşehir Belediyesi ile Muğla Barosu’nun başvuruları, “kadına karşı kasten öldürme” suçundan doğrudan zarar görmedikleri gerekçesiyle istinaf hakkı bulunmadığı gerekçesiyle reddedildi. Kararda, yargılamada herhangi bir usul hatası yapılmadığı, sanığın eyleminin delillerle sabit olduğu ve hükmün isabetsiz olmadığı ifade edildi.
“Yargılamada nitelikli unsurların göz ardı edilmesi cinsiyetçi yaklaşımın göstergesi”
İlknur Çetin’in ailesinin avukatı Alev Öztürk, kararın ardından yaptığı açıklamada şu değerlendirmelerde bulundu:
“Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi, istinaf başvurumuzu hiçbir gerekçe yazılmaksızın, sadece kararının hukuka uygun olduğu ve bütün delillerin tartışıldığı gerekçesiyle reddetti. Kadına karşı öldürme suçunu işlediği için sanık hakkında zaten ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmişti. Tasarlayarak öldürme suçundan da ceza alsa ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alacaktı. Fakat burada önemli olan şey şudur: Kadınların erkekler tarafından öldürülme şekilleri, kadınları tasarlayarak, canavarca hisle ve eziyet çektirerek vahşice öldürdükleri durumların var olduğu dosyalarda bu nitelikli unsurların dikkate alınmaması ve sadece kasten öldürme suçundan ceza verilmesi, kadına yönelik şiddet politikalarında yargının cinsiyetçi bakış açısına, yaşanan erkek şiddetinin yoğunluğunun görmezden gelinmesine işaret etmesi açısından önemlidir.”
Öztürk, cinayet dosyalarının münferit gibi gösterilmesinin de toplumsal algıyı olumsuz etkilediğini belirterek şunları söyledi:
“Mahkemeler genelde tüm bu cinayetlerin altında kadın-erkek eşitsizliği yokmuş gibi davranmakta ve erkeklerin, ataerkil toplum sisteminden aldığı güçle kadınları öldürme suçunun en nitelikli halleriyle, yani vahşice, tasarlayarak ve eziyet çektirerek öldürdüğü gerçeğini görmezden gelmekte; toplumda da sanki her biri birer münferit olaymış gibi bir algı oluşmasına yol açmaktadır. Bu da elbette kadına yönelik şiddetin artmasına sebep olan unsurlardan biridir. Erkekler, ataerkil düzenin gücünü yanına aldığı gibi bu defa cinsiyetçi yargının da gücünü arkasına alıp cesaret bulmaktadır.”
“Baro ve belediyelerin katılma talepleri kabul edilmiyor”
Muğla Barosu ve Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin “katılma taleplerinin reddedildiğini” hatırlatan Öztürk, bu kararların da istinafa götürüldüğünü aktararak,“Ceza yargılamasında ‘suçtan zarar gören’ ibaresi sınırlı değildir; geniş yorumlanmalıdır. Muğla Barosu, insan haklarını savunmakla yükümlü bir meslek örgütüdür. Muğla Büyükşehir Belediyesi ise idaresi altındaki insanların en temel hakkı olan yaşam haklarını korumakla sorumludur. Kadınların öldürülmesi toplumsal bir sorun olduğu için bu kurumlar da suçtan doğrudan zarar görmüştür. Ancak mahkemeler yıllardır öldürülen kadının ailesi ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı dışında hiçbir kurumun katılma talebini kabul etmemektedir. Bu konuda mücadele STK’ların, örgütlerin ve belediyelerin katılma taleplerinden vazgeçmemeleriyle sürdürülecektir” dedi.
“Mücadelemiz devam ediyor”
Kararın ardından dosyayı Yargıtay’a taşıdıklarını söyleyen Öztürk, “Temyiz yoluna başvurduk; Yargıtay’dan gelecek sonucu bekliyoruz. Mücadelemiz devam ediyor” ifadelerini kullandı.
Ne Olmuştu?
İlknur Çetin, 25 Nisan 2024’te Marmaris İçmeler Mahallesi’nde çalıştığı otelin önünde Ali İhsan Kaya’nın bıçaklı saldırısında hayatını kaybetmişti. Kaçan Kaya, olaydan kısa süre sonra yakalanarak tutuklanmıştı.
Muğla 3. Ağır Ceza Mahkemesi, sanık Kaya’yı “tasarlayarak öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırmış ve iyi hâl indirimi uygulamamıştı. Gerekçeli kararda sanığın geçmişte de “kadına yönelik tehdit ve hakaret” suçlarından yargılandığı, denetimli serbestlik süreci devam ederken yeni bir suç işlediği ve hiçbir aşamada pişmanlık göstermediği vurgulanmıştı.




