Gün içinde markete gitmek veya çocuğu okula bırakmak için marşa basıp sadece birkaç kilometre sonra kontağı kapatmak, mekanik aksam üzerinde uzun bir şehirler arası yolculuktan çok daha yıkıcı etkiler bırakıyor. Motor bloğunun ideal çalışma sıcaklığına ulaşmadan stop edilmesi, sistem içinde terlemeye yol açarak yanmamış akaryakıtın doğrudan karterdeki yağa karışmasına sebep oluyor. Yağlama niteliğinin aniden düşmesiyle başlayan bu zincirleme reaksiyon, ilerleyen dönemde araç sahiplerinin karşısına astronomik tamir ücretleri olarak çıkıyor.

ŞEHİR İÇİ TRAFİĞİNDE DİZEL MOTORLAR NEDEN CEBİ YAKIYOR?

Otomotiv mühendislerinin analizlerinde en büyük finansal risk grubunu modern dizel üniteler oluşturuyor. Dizel partikül filtresinin (DPF) içindeki kurumu yakarak temizleyebilmesi için aracın belirli bir devir aralığında kesintisiz seyretmesi şart koşuluyor. Ancak yoğun sokak trafiğindeki dur-kalk düzeni bu temizlik işlemine kesinlikle müsaade etmiyor. Yarıda kesilen bu döngüler, akaryakıtın yağ haznesine süzülerek motor yağının yapısını bozmasıyla sonuçlanıyor. İncelen yağ koruyucu özelliğini yitirince, silindir içindeki hayati parçaların birbirine sürtünmesi hızlanıyor ve ağır hasarlar kaçınılmaz hale geliyor.

TURBOLU BENZİNLİ ARAÇLARDA GİZLİ AŞINMA TEHLİKESİ

Sadece mazotlu araçlar değil, son yıllarda piyasaya hakim olan direkt enjeksiyonlu turbolu benzinli modeller de kısa menzilde benzer bir kaderi paylaşıyor. Blok henüz soğukken yanma odasına yüksek basınçla püskürtülen benzin, silindir çeperlerine tutunarak yavaşça aşağı süzülüyor. Gidilen yol çok kısa olduğu için sistem yeterli ısıyı üretemiyor, dolayısıyla yağa sızan yakıt buharlaşıp egzozdan atılamıyor. Piston ve segman gibi saniyenin binde biri hızında çalışan kritik bileşenler, niteliğini kaybetmiş bu sıvı yüzünden vaktinden çok daha önce aşınıyor.

SANAYİ YÜZÜ GÖSTERMEYEN EN DAYANIKLI TERCİH HANGİSİ?

Günlük ulaşımlarda arıza riski barındırmayan ve periyodik bakım bütçesini sarsmayan en mantıklı seçenek, çok noktadan enjeksiyon (MPI) sistemine sahip hacmi küçük atmosferik motorlar olarak öne çıkıyor. Bu klasik mimari; arıza yapmaya oldukça müsait olan yüksek basınç pompası, turboşarj, çift kütleli volan veya karmaşık emisyon filtreleri barındırmıyor. Tasarımı gereği çok daha hızlı ısınan atmosferik bloklar, soğuk başlangıçların yarattığı handikapları hızla atlatıyor. Otomotiv pazarında emisyon kuralları nedeniyle sayıları giderek azalsa da Skoda, Renault, Fiat ve Suzuki gibi üreticiler, düşük onarım maliyeti sunan bu sade teknolojiyi bazı modellerinde kullanmayı sürdürüyor.

ELEKTRİKLİ OTOMOBİLLER VE HASARI ÖNLEME YOLLARI

Mekanik bir ısınma döngüsüne veya motor yağına ihtiyaç duymayan elektrikli araçlar, doğası gereği kısa mesafenin yarattığı fiziksel yıpranmalardan tamamen muaf kalıyor. Ne var ki, yüksek ilk satın alma bedelleri ve kişisel şarj istasyonuna erişim zorlukları, elektrikli modellerin pratikliğini şimdilik sınırlıyor. Halihazırda dizel veya direkt enjeksiyonlu bir araca sahip olan ve genellikle mahalle arası hızlarda seyreden sürücülere ise basit ama etkili bir kurtarma rutini öneriliyor. Haftanın en az bir günü otoyola çıkarak yaklaşık kırk dakika boyunca aracı duraksamadan kullanmak, egzoz sistemindeki filtrelerin kendini temizlemesine ve yağdaki tehlikeli nemin buharlaşmasına olanak tanıyor.

Kaynak: Haber Merkezi