Dünya ekonomisinde sular bir türlü durulmuyor. Bir yanda enflasyon endişesi, diğer yanda devasa ekonomilerin aldığı ani kararlar, birikimini korumak isteyen küçük yatırımcıdan devasa merkez bankalarına kadar herkesi yeni arayışlara itiyor. İnsanlar "Acaba param erir mi?" korkusuyla güvenli bir liman ararken, ibre her kriz döneminde olduğu gibi yine o sarı metale dönmeye başladı. Son günlerde uluslararası piyasalarda fısıltıdan öteye geçen bazı raporlar, önümüzdeki birkaç yılın küresel finans dengeleri açısından çok sarsıcı olabileceğine işaret ediyor. Görünen o ki, ufuktaki bu büyük değişim rüzgarı en çok altının yelkenlerini dolduracak.

40 Trilyon Dolarlık Girdap
İngiltere merkezli ByteTree şirketinin kurucusu ve yatırım şefi Charlie Morris’in yayınladığı son rapor, aslında hepimizin hissettiği o ekonomik gerilimin perde arkasını aralıyor. Amerika'nın kamu borcu tam 40 trilyon dolar gibi akıl almaz bir seviyeye ulaştı. Peki bu tablo bize ne anlatıyor? ABD yönetimi, borçlanma maliyetlerini düşürebilmek için devasa bir parasal genişleme operasyonu yürütüyor. Yıllık yüzde 8,6 gibi ciddi bir hızla büyüyen bu borç yükü karşısında çaresiz kalan yetkililer, faizleri baskılamak zorunda kalıyor. Hal böyle olunca da, tahvillere ve kağıt paraya güveni azalan sistem çareyi altına sığınmakta buluyor.
Geçmiş Krizlerden Çıkarılan Dersler
Tarih aslında tekerrürden ibaret. Morris'in dikkat çektiği çok çarpıcı bir detay var: Yeryüzündeki tüm altın rezervlerinin değeri, tarih boyunca Amerikan borcuyla adeta omuz omuza artmış. Fiziksel olarak yeraltından çıkarılan altın miktarı yılda sadece yüzde 2 büyüyebiliyor. Ortadaki bu devasa uçurum ise ancak ve ancak altın fiyatlarının fırlamasıyla kapanıyor. Şu an dünyadaki toplam altın rezervinin değeri 31 trilyon dolar civarında. Bu devasa rakam, ABD borcunun sadece yüzde 77'sine denk geliyor. Oysa 1970'lerdeki o meşhur kriz dönemlerinde bu oran yüzde 160'lara kadar dayanmıştı. Yani rakamlar, altının önünde kat edeceği daha çok uzun bir yol olduğunu fısıldıyor.
Merkez Bankalarının Sessiz Hazırlığı
Sıradan vatandaş dişinden tırnağından artırdığıyla çeyrek altın alırken, devasa merkez bankaları da boş durmuyor. Başta Türkiye ve Rusya olmak üzere birçok ülkenin talebi inanılmaz derecede güçlü kalmaya devam ediyor. Özellikle Çin'in hamleleri piyasada büyük bir merak uyandırıyor. Kasasına her yıl 1 trilyon dolar ticaret fazlası koyan Pekin yönetimi, bu paranın ciddi bir kısmını sessiz sedasız altına çeviriyor. Hatta piyasada, Çin'in gerçek altın rezervini bildirdiğinden en az üç kat daha az gösterdiğine inananların sayısı hiç de az değil. Morris'in de özetlediği gibi; ülkeler arası ortaklıklar çatırdarken, güvenilirliği asırlardır kanıtlanmış tek bir sığınak kalıyor. Kısacası tüm yollar dönüp dolaşıp yine altına çıkıyor.
(NOT: Bu haberde yer alan bilgiler yatırım tavsiyesi içermemektedir.)
Kaynak: Haber Merkezi